Masthead header

Yeni başlayanlar için Yukio Mişima: Yaz Ortasında Ölüm | Feride Cihan Göktan

Yukio Mişima… Uzak Doğu’nun Hemingway’i olarak da bilinen Japon edebiyatının önde gelen isimlerinden. Yaşamı ve ölümü de kitapları kadar ilginç olan bu yazarla, kitap kurdu arkadaşlarım sayesinde Yaz Ortasında Ölüm ’ünü  okuyarak tanıştım.  

Bu öykü kitabı ile ilgili düşüncelerimi aktarırken zorlanacağımı şimdiden söylemeliyim. Çünkü bazı yazarları okumak güç olduğundan ve hep anlamadığınız bir şeyler kaldığını düşündüğünüzden, haliyle bu kitapları anlatmak da zorlaşıyor. Hatta bir başka okur arkadaşım bu kitabı çözmeye çabalarken bir kitap beni zorluyorsa üzerinde durmam sırada binlerce bekleyen kitap varken, demişti. Haklı mı haklı. Ama yine de anlamaya çalışmak yazar ve kitabı hakkında bir tartışma yaratmak da okuru geliştiren bir şey. 

Yaz Ortasında Ölüm ’de dokuz öykü var. Kitabın bütününde tematik olarak ölüm, cinsellik, şiddet, vicdan azabı, ebeveyn ilişkileri işlenmiş. Öyküleri okurken gerçek bir edebiyat eseri ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Cümlelerin akışkanlığı, inanılmaz betimlemeler, her bir öykünün atmosferi capcanlı karşınızda. Bunlar tamam. Ancak öykülerin hemen hepsi öyle bir bitiyor ki okur çaresiz bir şekilde ortada kalıveriyor. E peki ne oldu şimdi deyip öyle bakakalıyor etrafına. Kocaman bir boşluk. Benim başıma da gelen bu oldu. Bazı öykü ve romanlarda kurgular katmanlıdır, bazı kurgu metinler örtüktür. Katmanlı ve örtük metinleri okumak hem bir okuma tecrübesi hem de okuma beceresi gerektirir. Bu öyküler de öyle.  Ucu açık metinler dedi bir okur. Bu açıklama öykünün sonunda o boşluğa düşme hissinin başka bir açıklaması olabilir. Boşluk hissi aslında hayal gücünü ateşleyen bir şey. Belki de yazarın istediği budur. Okurun birikimine ve tecrübesine göre o boşluğun hacmi değişiyor.  

Bu dediklerimi örnekler üzerinden anlatayım. Amacım okuyan veya okuyacak olanları daha somut bir şekilde tartışmanın içine çekmek.

Sirk (syf.69): Bu öyküdeki bir sirkin atmosferi inanılmaz güzel. Siz de o sirkin içindeymişsiniz ve zalim patronu ve yardımcısını da görür gibi oluyorsunuz. Öykünün sonunda iki gencin sirkten kaçtıkları için acımasızca bir tuzağa düşürülüp ölümle cezalandırıldığını okuyorsunuz. Sirkler zaten acımasızlığın gösteri niyetiyle sergilendiği yerlerdir. Bütün sirk patronları özgürlükleri kısıtlayan acımasız insanlar mıdır? Yazar, sirklere dair o çocukluk sevinçlerimizi mi sorgulatıyor? Öykünün sonunda kendinizle baş başa kalıyorsunuz. 

Yaz Ortasında Ölüm:(syf131) kitaba ismini veren öykü. Gittikleri bir tatil beldesinde iki çocuğu ile yakın akrabasını trajik bir şekilde denizde boğularak kaybeden bir ailenin yas sürecini konu almış. Bu yas sürecinin genç anne baba üzerindeki etkileri ve zamanla sürecin nasıl şekil değiştirdiği edebi bir dille anlatılıyor. Ancak akraba kadının cansız bedeniyle karşılaşan annenin nasıl olup da denize yolladığı çocuklarının tek tek akıbetini sorgulamaması anlaşılmıyor. Anlatıcı bunun tuhaflığını vurguladığı halde öyküde açıklanmamış. Oysa yeryüzündeki bütün annelere tek tek sorsak böyle bir olayda ilk önce çocuklarının ne olduğunu sorarlar.  Ayrıca öykü sonunda anne olayın geçtiği yere iki sene sonra tekrar gitmesini anlatıcı ses katilin suç mahalline gitmesi gibi beklenen bir şey olduğu şeklinde açıklamış. Bu talihsiz olayda anne neden katil olsun? ilgisiz bir anne katil olarak tanımlanabilir mi?

“Böyle trajik bir olayda bizleri çıldırmaktan koruyan nedir? Yaşama gücü müdür? Egoizm midir? Her şey birer sınavdan mı ibarettir? Fakat yalnızca anlayıştaki kırılmalar bu bireysel mutsuzluk içerisinde sık sık anlamayı imkansızlaştıran hayaller mi yaratmaktadır?” syf 170

Yazar bu soruları sorarak sizi yine kendinizle baş başa bırakmış. Kocaman bir boşluk.

Yağmur Altında Fıskiye. Sayfa 241. Kitabın son öyküsü. Romantik bir aşk öykünün içindeki çarpışmalar. Birbirine yabancı aslında kendine yabancı iki kişinin ilişkilerindeki duygusal şiddeti anlatıyor.  Bu öykü de aşk ilişkilerindeki o bilinmeyenle ve boşluklarla okuru baş başa bıraktı sonunda. Yazın tam ortasından geçtiğimiz bu günlerde Japon edebiyatının bu büyük yazarını tanımak için bu öykü kitabından başlanabilir. Zor bir kitap olduğunu söylemeliyim. Edebiyatta zoru seçmek de belki hayatın karmaşıklığını daha iyi çözmek için bir fırsat olabilir.

edebiyathaber.net (27 Temmuz 2021)

  • Engin Olgay - 18/08/2021 - 12:01

    Mişima okumayı düşündüğüm ama okumak için hep gerilerde tuttuğum bir yazardı
    Yaz Ortasında Ölüm kitabı yorumunu görünce hemen aldım ve okudum
    Kitap eleştirisi yapmayacağım
    Çünkü hem edebi eleştiriler yapacak haddim yok hem de aklımda oluşanları sözlere dökmekte zorlanıyorum
    Ama bazı düşüncelerimi söyleyebilirim
    Başı sonu olmayan öyküler ilgimi çeker
    Bu nedenle kitap ilgimi çekti
    Mişima’nın öykülerinde herşey anlamından ve değerinden kopuk
    Nihilist ve Varoluşçu felsefeleri sevmem
    Örneğin Camus’un “Yabancı” romanını, usta eseri olduğu halde sevmedim(Veba isimli romanını sevmiştim oysa)
    Mişima’nın öyküleri de beni rahatsız etti
    Ancak usta bir yazar elbette
    Kısa sayılacak yaşamı da, Seppuki ile intiharı da ilginç
    Okunmasını ben de öneririm
    İlginç bir durum da Kitaba adını veren Yaz Ortasında Ölüm başlıklı öyküsünü okurken, öykünün ortalarına geldiğimde annemin vefatı
    Tam da yaz ortasında
    Bu arada en sevdiğim öykü “Bulmaca” olducevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r