Masthead header

İşte, Behçet Çelik’in gençler için önerdiği 5 kitap!

İlkyaz, Behçet Çelik’in bir liste oluşturmasını istedi. İşte, yazarın gerekçeleriyle birlikte gençler için önerdiği 5 kitap:

“Genç yazarlara önerilecek beş edebi metin belirlemek kolay değil. İşin zorluğu önerilebilecek sayısız metnin arasından beşini seçmekte. Bu nedenle kendimce belirlediğim ölçütlerle bir sınır getirmeye çalışmayı yeğledim. Öncelikle Türkçe yazan yazarlardan seçmeye karar verdim. Bu önerileri okuyacak olanların büyük oranda Türkçe yazdıkları ve dünya edebiyatından okuma önerileri bulmak için kaynaklar hayli çok olduğu düşüncesiyle. Sonra da öykü türüyle sınırlandırdım. Gençlerin yazmaya daha çok öyküyle başladığını zannediyorum. Sadece bu değil ama seçeceğim metinleri öyküyle sınırlandırmamın nedeni. Öykü bence edebiyatın en dinamik ve kendi içinde en büyük çeşitlilik gösteren türü. Aynı zamanda, başka edebi türlerden daha öncü bir türdür. Yenilikler, arayışlar ilk olarak daha çok öykülerde karşımıza çıkar. Günümüzde bütün dünyada romanın hegemonyasından söz edebiliriz. “Dünya Edebiyatı” başlığının altında hemen romanlar sıra sıra diziliyor, ama saydığım nedenlerle, bir ülkenin edebiyatını yakından ve derinden takip etmek için yazılan ve yayımlanan öyküler bence daha uygun. Seçtiğim kitaplar bu usta öykücülerin en bilinen kitapları, ama genç arkadaşlarıma sadece bunlarla yetinmeyip onların bütün öykülerini okumalarını öneririm.”

1. MEMDUH ŞEVKET ESENDAL / MENDİL ALTINDA

“Edebiyatın güzel sözler söylemek, afili deyişler kurmak olmadığını, yalın bir dille, az kelimeyle bir insanın, bir olayın pekâlâ anlatılabileceğini, bu şekilde usta işi öyküler yazılabileceğini göstermiştir Esendal. Onun öykülerinin başında kendimizi birdenbire bir diyaloğun ya da konuşmanın ortasında buluruz. Konuşan kim, ne anlatıyor, derdi ne bize başta anlatılmaz. Kendisinden önceki dönemde yaygın öykü kurgusu böyledir oysa. Esendal ise hayatın içinde bir kesit alıp önümüze koyuverir. İlk anda ne var bunda, rasgele bir sayfa bir insanın hayatından diyebiliriz (kendisi de bir öyküde böyle tanıtır yaptığı işi), ama dikkatle okuduğumuzda o kesiti almanın (daha doğru bir deyişle kurgulamanın) apayrı bir ustalık olduğunu görürüz.”

 2. SAİT FAİK ABASIYANIK / ALEMDAĞ’DA VAR BİR YILAN

“Türkçede öyküdeki en önemli eşiklerden biri Sait Faik’in son öykü kitabı Alemdağ’da Var Bir Yılan’la geçilmiş, modern öyküye Sait Faik’in bu kitapla açtığı yepyeni denebilecek bir yoldan ulaşılmıştır. Dilin yanı sıra gerçeklik de kırılmaya uğrar bu kitaptaki öykülerle. Gerçeklikle hayal arasındaki belirsizlik alanı genişler, bu belirsizlik alanında başının sonunun bize anlatılmadığı, ama metnin anlatıldığı kadarının bize ötesini de sezdirdiği öyküler belirir.”

3. VÜS’AT O. BENER / DOST YAŞAMASIZ

“Vüs’at O. Bener’in öykülerinde romantize edilmemiş bir iç dünyayla karşılaşırız. Aslında iç dünyayla karşılaşmayız bile, karanlıkta kalmış bir iç dünyanın varlığını sezeriz öykü kişilerin söz ve davranışlarından. Bu karanlık kısmı aydınlatma çabasından da söz edilemez öykülerde; aksine öykülerin ve öykü kişilerin soğuk, mesafeli dili daha derine inmek değil de yüzeyde kalmak murat edilmiş hissi uyandırır. Gelgelelim hüneri buradadır Vüs’at Bey’in: Yüzeye vurduğu kesikten derindekiler kendini duyurur, gösterir.”

4. SELÇUK BARAN / HAZİRAN

“Selçuk Baran, bireylerin iç dünyalarına yalın bir anlatımla derinlemesine bakan yapıtlarında çizdiği gündelik hayat görüntülerinin arkasında bir kuşağın, bir dönemin, hatta varoluşun sıkıntıları, sızıları kendisini duyurur, aynı zamanda her şey gibi insani duyguları da metaya indirgeyen toplumsal düzen de görünürlük kazanır. Baran hiç büyük sözler söylemeden, saptamalar yapmadan başarır bunu. Özellikle kadın öykü kişilerinin kişisel hayatlarının ne denli politik meseleler olduğu hemen sezilir.”

5. NECATİ TOSUNER / KAMBUR

“Öyküde dil ve anlatım ustalığını öğrenebilmek için mutlaka okunması gereken bir yazar Necati Tosuner. Kısa cümleler sıralar örneğin, birbirini izleyen bu cümlelerde bir kopukluk var gibidir, ama bir yandan da takip edilebilir bir sıralamadır, bize bir zihnin akışını duyurur. Ya da diyaloglardaki tutukluklar, sessizlikler öykü kişilerinin ruh durumlarını açık eder. Söylenenler kadar söylenmeyenler de önemlidir; öykü kişisinin ya da anlatıcısının dilinin ucuna gelip de dile getirilmeyenler tamamlanmamış cümlelerde, kesilmelerde, susuvermelerde işitilir. Bütün bunlar bize öykülerin atmosferini duyuran, metne hemen dahil olmamızı sağlayan ve öykü kişilerinin derdini, sıkıntısını sezdiren dil ustalıklarıdır.”

edebiyathaber.net (21 Ağustos 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r