Masthead header

Van Gogh’un gözünden Van Gogh | Burak Soyer

Sanat tarihçisi Costantino D’Orazio’nun kaleme aldığı ‘Van Gogh Gizemi’, büyük ressamın yeğeninin günlüklerinden yola çıkarak yazdığı bir Van Gogh biyografisi. Ancak D’Orazio bu kitapta sözü sahibine bırakıyor ve soruyor: “Onun hayatıyla önyargısız bir şekilde yüzleşebilecek miyiz?” Cevabı evet olanları buraya alalım lütfen…

“Normal nedir?”e kafa yormadan, toplum normlarına göre şekillendirilen hayatlara sahip sanatçılara, yazar-çizer tayfasına kolayca yapıştırılıveren meşhur “deli-dahi” sıfatının ekmeğini en çok bu sıfatın sahibi kişi üzerine kalem oynatan, mikrofon başında kalabalıklara seslenen, o “deli-dahi”nin uzmanı olduğunu iddia eden kişiler yer. Bundan en çok etkilenen ise akli melekesi inişli çıkışlı ya da tamamen tek yön, yukarı-aşağı devam eden sanat yaratıcısı olur. Artık hayatta değilse ne âlâ, hakkında atıp tutanları haliyle sallamak zorunda kalmaz. Hayattaysa durum fenadır zira zaten aklını kafatasında tutamamış sanatçı bir de bu yiyicilerin yaftalamalarıyla uğraşır. Zaten kırılgan ve narin bir zihne sahip sanatçının bu sırtlanlardan duydukları karşısında hissettiklerini anlamak çok da zor olması gerek. Sanat âleminde bu bilinçli saldırılara maruz kalan en ünlü isimlerin başında Van Gogh’un geldiğini söylersek yanılmış olmayız sanırım. Van Gogh’un sanatının dışında, ‘sanatsal bir magazin’ figürüne dönüştürülebilmesi için yeterli kanıt olmasını da bu durumun oluşumuna etkisini ekleyebiliriz elbette. Fakat hakkında şöyle bir açıklama yapılan sanatçının ‘gizemi’ açığa kavuşturulmayı hak etmiyor mu? “Hayatının sürekli sinir krizleriyle mahvolan son iki yılı hariç tutulursa, Van Gogh eğlenceli ve sosyal bir kişidir.” Bu haybeye söylenmiş bir cümle değil. Çünkü kanıtlar var. Bu kanıtların sahibi de ‘Van Gogh Gizemi’ kitabının yazarı sanat tarihçisi Costantino D’Orazio.

‘Van Gogh Gizemi’, amcasıyla aynı taşıyan ve kaderin bir cilvesi olarak onun öldüğü tarihte doğan amcasının oğlu küçük Vincent Van Gogh’un, belki büyük ressamın hayatına fazlasıyla duyduğu ilgi, belki de onun hakkından eserlerinden önce gelen yaşamının bilinmeyenlerini ortaya çıkarma çabasıyla bıraktığı günlüklerden oluşuyor. Küçük Vincent’in 1949 yılında amcasının izini sürmek amacıyla çıktığı yolculuğun bir ürünü olan kitap, ‘Büyük’ Van Gogh’a ilgi duyma sebebi, onun yukarıda saydığım yaşamından ibaret olanlar için bir ezber bozma niteliği taşıyor. D’Orazio’nun yeğen Van Gogh’un günlüklerinden toparlayıp bir anlatı gibi sunduğu satırlar sanki Van Gogh’a hayatı boyunca ilk defa kendini anlatması için söz verilmiş, o da bu fırsatı çok iyi kullanarak kendiyle, yaşamıyla, eserleriyle ilgili asıl hislerini D’Orazio aracılığıyla okura aktarmış gibi naklediliyor. Kısaca Van Gogh ilk defa kendini, kendi gözünden anlatıyor…

‘Van Gogh Gizemi’, ‘kulak kesme’, ‘absenth’ vakaları sebebiyle ressama ilgi gösteren, onu bu mevzular üzerinden ele almaya çalışan ve ısrarla “deli-dahi” parantezine sıkıştırmakta diretenler için bambaşka bir kapı aralıyor.

edebiyathaber.net (6 Ekim 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r