
“Kültürel Psikoloji” kitabıyla dünya çapında hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Steve J. Heine’nin yazdığı “Kaygı Çağında Anlam Arayışı: Camus’den Frankl’a Varoluşçu Psikolojinin İzinde”, içinde yaşadığımız çağın şartları altında kaygısı tavan yapan bireyin yeni anlam arayışları üzerinde duran, kaynak niteliğinde bir kitap.
Uzmanlar birçok rahatsızlığı “çağımızın hastalığı” olarak nitelese de asıl sorunun “kaygı” olduğunu söylesek hem bu rahatsızlıkların kökenine inmiş oluruz hem de bu sorunlara topyekûn bir anlam kazandırmış oluruz. Zira her şeyin başı kaygı! Gaz pedalına tuğla konulmuş misali bayır aşağı giden dünya artık bir saniye sonrası kestirilemez bir hale geldi. Kutuplaşma, savaşlar, teknolojiye karşı olan amansız zaafımız, iklim krizi, adım adım hayatımıza sızan yapay zekâ derken buluttan kaygı kapar olduk. Haksız da değiliz elbette. Zira her sabaha, “Bugün ne olacak?” sorusuyla başlamak zihni yorar, köreltir, sonunda da kökten fişini çeker. Peki bu gidişat sürecinde ne yapmalıyız? Hayatımızı tekrar nasıl anlamlı hâle getirebiliriz? University of British Columbia’da sosyal ve kültürel psikoloji profesörü olarak görev yapan, aynı zamanda tüm dünyada yoğun ilgiyle karşılanan “Kültürel Psikoloji” kitabının yazarı Steve J. Heine’nin Say Yayınları’ndan Nurdan Soysal çevirisiyle yayımlanan “Kaygı Çağında Anlam Arayışı: Camus’den Frankl’a Varoluşçu Psikolojinin İzinde” adlı kitabı, yaşadığımız zaman zarfında felsefeyle psikolojinin temellerini bir araya getirerek, insanın binlerce yıllık anlam arayışına cevap arıyor.
“Kaygı Çağında Anlam Arayışı: Camus’den Frankl’a Varoluşçu Psikolojinin İzinde”, modern insanın çıkmazları arasındaki yerini sorgulamasını konu ederken, buna bağlı olarak aynı zamanda bir kimlik arayışına da girişiyor. Felsefenin en kadim meselesini evrimsel psikoloji parantezinde değerlendiren Steve J. Heine, insanın anlam bulgusu ararken öte yandan hayatta kalma çabasının öne çıktığını ve bu zorunluluk yerine getirildikten sonra anlam arayışının farklı boyutlarda ortaya çıkabileceğini savunuyor.
Kaos ve belirsizliği reddeden insan zihninin etrafında olup bitenlere karşı kayıtsız kalamayacağını belirten Heine, yaşananlara karşı zihnin bir kalkan geliştirip şimdiye kadar yapılmış yüzlerce araştırmadan yola çıkarak insanın önceliğinin temel ihtiyaçlarını giderme derdi olduğunu dile getiriyor.
Varoluşçuluğun iki atası Albert Camus ve Viktor Frankl’ın düşüncelerinden faydalanarak, bunları kendi fikirleriyle sentezleyen Steve J. Heine, bu iki düşünürün teorik çabalarını güncel psikolojiyle karşılaştırarak anlam arayışını ortak bir çatı altında birleştiriyor.
Kitap, genel sorunlardan ziyade günümüzün problemlerine eğilmesini, insanın kendinden soyutlamadığını, tam tersine direkt olarak bireyin hayatın olağan akışı içinde değerlendirdiğini ve dünyanın belirsizliğinin bireyin kaygı düzeyindeki yükselişini de dikkat çekiyor. Bütün bunlar arasında Steve J. Heine, insanlara pasifist bir reçete sunmuyor. Bilakis, bütün bunlarla uğraşılıp bir şekilde çözüme ulaşma yolculuğunda anlam arayışını bizzat kendi elleriyle yarattığını ifade ediyor.
Steven J. Heine, “Kaygı Çağında Anlam Arayışı: Camus’den Frankl’a Varoluşçu Psikolojinin İzinde”, adlı kitabı modern bireyin anlam arayışını psikolojik ve felsefi boyutta inceleyen, bunu yaparken de evrimsel psikolojinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanan, somut deneylerle desteklenmiş bir çalışma olarak günümüzün ahval ve şeraiti üzerinde düşünmeye sevk ediyor.

















