
Söyleşi serimizin bu haftaki konuğu, 72. Sait Faik Hikâye Armağanı sahibi, Sel Yayınları’ndan çıkan “Sardunyalar Güneşe Bayılır” adlı ilk kitabı ile Başak Arslan.
Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Kitaplarla ve yazmakla olan ilişkiniz nasıl başladı?
Türkçe öğretmeniyim. Lise yıllarımdan beri öykü okumayı çok severim. O dönem Adam Öykü dergisini sıkı bir şekilde takip ederdim. Öğretmen olduktan sonra sevdiğim öyküleri öğrencilerime de okumaya başladım. Onlardaki heyecanı görünce bir gün, “Neden kendi yazdıklarımı da okumayayım,” diye düşündüm. Yazıyla ilişkim biraz böyle küçük küçük yazarak başladı. Sonra hayatımın önemli bir parçasına dönüştü.
Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma sürecinde neler yaşadınız?
Sardunyalar Güneşe Bayılır’dan önce aslında benim her yerden ret aldığım başka bir dosyam vardı. O dönem ne kadar kırıcı gibi görünse de şu an bu sürecin de yolculuğumun bir parçası olduğunu görüyorum. Pes etmedim, ilk dosyayı tamamen yok sayarak yeniden masanın başına geçtim. Sardunyalar Güneşe Bayılır bu inatla doğdu.Kitabın ismini yayınevim seçti, ben de zamanla çok sevdim. Çünküo soğuk dünyada her şeye rağmen yüzünü ışığa dönmek isteyen insanları çok güzel özetliyordu.
Kitabınızı tamamladıktan sonra yayınevi bulma süreciniz nasıl geçti? Kitabınızı basmaya karar veren yayıneviyle yaşadığınız süreç nasıldı?
Kitabımın Sel Yayıncılık’tan çıkmasını çok istiyordum çünkü öykükitaplarını her zaman zevkle takip ettiğim bir yayıneviydi. Dosyamı hazırladıktan sonra çok fazla yayınevine göndermedim, toplamda üç yayıneviyle şansımı denedim. Sel Yayıncılık’tan o beklediğim olumlu yanıt geldiğinde mutluluktan havalara uçtum. Üstelik günlerden 23 Nisan’dı. Hem Çocuk Bayramı hem Ramazan Bayramı’ydı. Bu güzel haberi alınca benim için bir bayram daha eklenmiş oldu. İlk kitabımla ilgili haberi böylesine özel bir günde, hayalini kurduğum yayınevinden almak tarifsiz bir duyguydu.

Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz? Kitapta sizi en çok etkileyen bölüm hangisi?
Sardunyalar Güneşe Bayılır en temelde aile ilişkilerini her bireyin aile içinde aldığı o derin yaraları ve bu yaraların yetişkinlik hayatımıza nasıl sızdığını anlatan bir kitap. Her öykü kendi içinde bağımsız bir dünya olsa da kitaptaki tüm karakterler aynı görünmez dertle birbirine bağlı.
Benim için öykülerin bütünü bir araya geldiğinde anlam kazanıyor. O yüzden tek bir bölüm veya öyküyü diğerlerinin önüne koyamam.
İlk kitabı yayımlamanın en büyük heyecanı ve en büyük zorluğu neydi? Kitabınız yayımlandıktan sonra aldığınız tepkiler nasıldı?
En büyük heyecanı o güne kadar sadece bilgisayarımda duran öykülerimin artık basılı bir kitap olarak başkalarının eline geçmesive tamamen bana ait olmaktan çıkmasıydı. En büyük zorluksabeklemekti. Kitabın çıkmasını beklemek bazen yazmaktan daha zor geliyor insana. Kitap çıktıktan sonra gelen tepkiler beni çok mutlu etti. Okurdan gelen içten dönüşler bana doğru bir şey yaptığımı hissettirdi.
İlk kitabınızı yayımladıktan sonra yazarlık konusunda düşünceleriniz değişti mi?
Yazarlıkla ilgili düşüncelerim çok değişmedi aslında. Yazmak benim için hâlâ ilk günkü gibi kendime döndüğüm bir alan. Ancak ilk kitaptan sonra yazdıklarımın sadece bana ait olmadığını hissettim. Bir okurun bir cümlede kendinden bir şey bulması çok etkileyiciydi.
Yeni bir kitap için çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz? Henüz kitabı yayımlanmamış yazarlara tavsiyeleriniz neler olur?
Evet yeni kitap için çalışıyorum, yeni öyküler yazıyorum. Kitabı henüz yayımlanmamış yazarlara en önemli tavsiyem. Pes etmesinler. Çünkü bu süreç bazen insanı çok yoruyor. Yazmak da o yazdıklarının doğru zamanda, doğru yere ulaşmasını beklemek de uzun, insanı zorlayan bir yolculuk. Bu yüzden inatla yazmaya devam etmek gerekiyor.

















