Masthead header

Category Archives: necla akdeniz

Edebiyatın Cadıları serisinin onuncusuna geldik. Bu yazıda, tıpkı Olga Tokarczuk gibi, yaşayan bir ahir zaman cadısından bahsetmenin mutluluğu içindeyim. (Bundan sonra da elimden geldiğince günümüz edebiyat cadılarını yazmaya çalışacağım.) Konuğumuz,  edebiyatının en imgesel romancısı, Latife Tekin ve onun bir cadı hakkında yazdığı eşsiz romanı, Muinar. Söyleşilerinde sürekli olarak ‘edebiyat dışı’ olduğunu beyan etse de, ölmeden […]

devamını oku »

Dünyanın kenarda kalan, anlatılması olanaksız, bulanık alanlarına ve çevrelerine sadığım. Hatalarımı yineliyorum ve bunun gerekli olduğunu düşünüyorum. Olga Tokarczuk Edebiyatın Cadıları serisinin sekizincisinde, yaşayan bir ahir zaman cadısından bahsetmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bilirsiniz, cadılar ölmez sadece boyut değiştirir ama Olga Tokarczuk kanlı canlı bir Edebiyat Cadısı. Ve diğerleri gibi kimselere aldırmadan, kendi bildiği, istediği şekilde yazan, […]

devamını oku »

Edebiyat’ın Cadıları serisinin yedincisinde bu toprakların en üretken cadısı olan Suat Derviş’ten (1905- 1972) bahsedeceğim. Tıpkı diğer edebiyat cadıları gibi döneminin verili, dayatıcı, baskıcı egemen ideolojilerinin çok ötesinde eserler vermiş biridir o.  Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında başlayan yazın hayatı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 1960’ların sonuna kadar giden epey uzun ve meşakkatli bir süreci kapsar. 1918 yılında […]

devamını oku »

Edebiyatın Cadıları serisinin altıncısında, diğerleri gibi yaşadığı dönemin hatta çağının ötesinde eserler vermiş bir edebiyat cadısından, Leyla Erbil’den söz etmek istiyorum. Ve elbette onun ölümsüz öykü kitabı, Gecede’den. Tıpkı Sevim Burak gibi yazdıkları ve yaşadıklarıyla, Türk Edebiyatı’nın en özgün, ayrıksı ve yenilikçi yazarlarından biridir Leyla Erbil. Yaşadığı sürece edebi kişiliğinin yanı sıra politik yönüyle de […]

devamını oku »

Edebiyatın Cadıları, serisinde sıra geldi bu toprakların cadılarını yazmaya. Elbette ilk akla gelen isimdir, Sevim Burak. Yazdıkları, yaşadıkları, dünyayı algılama ve yorumlama biçimiyle tam bir edebiyat cadısıdır o. 1960’ların başında yazdığı ilk öykü kitabı, Yanık Saraylar, üstünden altmış yıl geçmesine rağmen hâlâ özgünlüğünü koruyan ve bir çok anlamda hâlâ aşılamamış bir eserdir kanımca. İlginç  bir […]

devamını oku »

Ve işte geldik, Edebiyat’ın Cadıları serisinin dördüncüsüne. Bu kez edebiyatın en oyuncu cadısından bahsedeceğim; saymakla bitmez adı, mesleği ve kimliği olan bir deli dahiden: Romain Gary, Emile Ajar, Roman Kacew, Paul Pavlowitch ve diğerleri… Yazar, hukukçu, diplomat,  pilot, savaş kahramanı, senarist, yönetmen… Hem Rus, hem Tatar, hem Yahudi, hem Polonyalı, hem Katolik, hem Fransız olduğunu […]

devamını oku »

Onlara halkım diyeceğim, ki benim halkım değillerdi; ona da sevilen, oysa hiç sevilmedi. Romalılar 9:25 Ve işte sözcüklerle büyü yapan bir kadın yazar daha: Toni Morrison. Yüzyıllar boyunca süren cadı avlarından kurtulmayı başarmış ve ölümsüzlüğe ulaşmış biri olarak: Hem yapan yaratan hem yıkan yok eden kadim cadılardan. Cezbedici ve kör edici. Ve asla boyun eğmeyen. […]

devamını oku »

“Her kültür kendi cadısına ve büyücüsüne sahiptir ve her kültürde bunlara imrenilir ve bunlardan korkulur.” Lois Martin – Cadılığın Tarihi Tıpkı içeriği gibi tılsımlı bir sözcüktür, cadı. Tekinsizdir aynı zamanda, bildiğimiz, güvendiğimiz sularda yüzdürmez bizi. Onun suları bataklıktır daha çok, timsah, yılan, sivrisinek gibi birçok tehlikeli ve öldürücü hayvana ev sahipliği yapar. O bataklığa girmek […]

devamını oku »

“İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Eğer okuduğumuz bir kitap kafamıza vuracağı bir yumrukla bizi sarsmazsa neden oturup okuyalım o kitabı?” diye sorar arkadaşı Oskar Pollak’a, Kafka. Hüseyin Kıran bir adım daha ileri gider ve “Yeryüzünün yüzüne karşı, bir şarjör mermi boşaltmıyorsa bir yazar, hiçbir iş yapmıyor demektir!” der.  Resul’ün bende yarattığı etki, buna benzer […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r