Masthead header

Category Archives: makale

“(…) Çeviride de belli bir kurtarma işi yapılır ve bazı şeyleri yitirmeye rıza gösterilir. Neyi kurtarırız? Neyi yitiririz? (…) Çeviri yapmak iki efendiye hizmet etmektir, der Rosenzweig: biri kendi yapıtı içindeki yabancıdır bu efendilerin, diğeriyse yapıtı kendine mal etme arzusu içindeki okur. Biri yabancı yazar, ötekiyse çevirmenle aynı dil dünyasında yaşayan okur. Bu çelişki aslında, hem bir sadakat arzusunu […]

devamını oku »

Feridun Andaç, Türkiye’den 50 yazara yönelttiği “Okuma serüveninden yazma eylemine uzanan yolunuzu anlatan bir deneme yazar mısınız?” sorusuna verilen yanıtları Varlık Yayınları’ndan çıkan “Yazarın Kitabı“nda (2004) -kendi yanıtını da ekleyerek sunuyor. Yazarların hep merak edilen bu ilginç soruya verdikleri yanıtları biraz didiklediğimizde ilginç bazı sonuçlar elde ediyoruz. Öncelikle, yazmaya başlama nedenleri arasında “kitaplar”ın ve “kurumlar”ın […]

devamını oku »

Türkiye’nin toplumsal hayatı halen içinde bulunduğumuz kültürel ve siyasal çatışmaların, değişim ve dönüşümün var ettiği dinamiklerin ”modernleşme” adı altında sürdürüldüğü bir savaş yeridir. Modernleşme kavramının tek başına açıklayıcı olmayacağının farkındayım. Fakat Türkiye’yi modern bir ülke olma yolunda girişilen ”modernleşme” çabalarının başarısızlığıyla deneyimlenen tarihin kendisi olarak okursak, modernleşme kavramının çok boyutlu tezahürlerini yakalayabiliriz. Derin bir kutuplaşmanın, […]

devamını oku »

Tolkien‘ın, insanın doğayı katledişini; Ursula K.Leguin‘in, kişinin kendine yabancılaşmasını işlerken kullandığı imgeler, Türk okuruna ne kadar yakınsa, bir Amerikalı ya da Çinliye de aynı derecede yakındır ve bu yüzden güzeldir Hayaletler, büyüler, hayal gücümüzü zorlayan yaratıklar, tanrısal varlıklar ama her şeye rağmen, hırs, kıskançlık, fedakârlık, dostluk gibi olabildiğine insani durumlar. Fantastik edebiyatı tanımlamak, yazının bu […]

devamını oku »

Masallarda, efsanelerde, destanlarda çeşitli şekillerde yer alan “büyü” motifi, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Tesadüf (1900)  ve Levent Mete’nin Büyücüler (2004) romanlarında farklı amaçlarla, yazarların içinde yaşadıkları toplumların inanışlarına dayanılarak kullanılmıştır. Tabiatüstü gizli güçlerle ilişki kurarak ya da kendilerinde gizli güçler bulunduğuna inanılan bazı tabiî nesneler kullanılarak zararlı, faydalı veya koruma gayeli sonuçlar elde etmek için yapılan işlere büyü denilir. Büyünün amaçları insanlara […]

devamını oku »

Aşağıdaki notlar, bir romana (kuşkusuz büyük tüketim romanına değil de yazınsal nitelikli romana) hangi açılardan, hangi yöntemlerle yaklaşıldığını, bu tür romanların hangi düzlemlerde yorumlandığını, romanın kurgulanması ve düzenlenmesiyle ilgili olarak ortaya atılmış kavramların ne tür işlevler üstlendiğini ve de romana yönelik eleştirel bakış ile romana ilişkin kuramsal aygıtın nasıl eklemlendiğini, yaptığımız araştırmalara, yayımladığımız eleştirilere dayanarak […]

devamını oku »

Edebiyatı yaşamın en geniş anlamda bir temsili olarak gördüğümüzde, yaşamın en temel kurucu öğelerinden olan yeme-içme ediminin bu temsiliyet içinde yer alması bize son derece doğal ve neredeyse kaçınılmaz görünür.   O kadar ki, yeme-içme ediminin zihinlerde uyandırdığı imge, sadece edebiyatta değil felsefi ya da dinsel hakikat kavramının ortaya konduğu kimi yapıtlarda da kendine bir […]

devamını oku »

Konuşan kimdir? Yazan kim? Henüz bir söz toplumbiliminden yoksunuz.   Bildiğimiz, sözün bir güç olduğu ve meslek derneğiyle toplumsal sınıf arasında bir insan topluluğunun, değişik derecelerde, ulusun dilini elinde tutmasıyla tanımlanması. Fransa'da, çok uzun bir süre, büyük bir olasılıkla bütün klasik kapitalizm çağı boyunca, yani XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla, dilin tartışılmaz sahipleri yazarlar ve yalnızca […]

devamını oku »

Wayne C. Booth anlatıyor: Eğretilemenin ne olduğu bir tek yanıtla asla belirlenemez. Sözcüğün kendisi bugün, bizim benzerlik ve farklılık kavramlarımızın bütün belirsizliğinin konusu haline geldiği için, benzerliklerin ve farklılıkların birbiriyle nasıl bir ilişki içinde olduğuna değgin felsefi görüşlerin indirgenemez çokluğu, her zaman, eğretilemenin ne olduğu ve ne olmadığı arasında farklı sınırlar üretecek olan çelişkili tanımlamalar […]

devamını oku »

W. Faulkner, yazarlığı, romanları, eleştiri, edebiyat-sinema ilişkisi üstüne birbirinden ilginç saptamalar yapıyor. Bir yazarın kendine ve hayata hangi doruklardan bakması gerektiğini gösteriyor.  Yıl 1956, yer New York… Bay Faulkner, bir süre önce söyleşilerden hoşlanmadığınızı söylemiştiniz. Söyleşilerden hoşlanmama sebebim bazan kişisel sorulara karşı öfkeli tepkiler veriyor gibi görünmemdir. Sorular kitaplarım hakkındaysa, onları yanıtlamaya çalışırım. Ama sorular […]

devamını oku »

Hans Magnus Enzensberger anlatıyor:  Bir şiir nedir? Sanat dünyayı değiştirebilir mi? Yaratıcı edimin doğası nedir? -Bilmiyorum. Hemen genel şeyler üzerinde konuşmaya yönelen kimse, özel ve somut olana karşı koyamamakla suçlanacak. Konumuz üzerinde düşünce yürütmüş yüce bir selefime dayanarak, amacımı daha kesin belirlemek istiyorum. Uzun zaman önce. Yüzelli yıl önce Edgar Allan Poe “bir şiir nasıl […]

devamını oku »

Italo Calvino tam yirmi yıl önce kaleme aldığı yazıda 'klasik nedir?' sorusuna on dört ayrı tanım getiriyor. İşe, ortaya bazı tanımlar koyarak başlayalım.  1. Klasikler, insanların, hiçbir zaman "Okuyorum" demedikleri, genellikle "Yeniden okuyorum" dedikleri kitaplardır.  Bu durum, hiç değilse "mürekkep yalamış" denen insanlar için geçerliyse de, gençler için geçerli değildir; çünkü gençler, dünyayla ve dünyanın […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r