Masthead header

Category Archives: büşra uyar

Fotoğrafa bakmanın hüznü. Belki teknolojiyle beraber ortadan kalktı bu. Nihayetinde senkron çalışan parmaklar ve tekrar organize olan pikseller, bakmanın, hatırlamanın ve incecik hüznün salındığı zamanı kısalttı. Hâlbuki tüm bunların mayasında zaman var.  Yeni fotoğrafa bakma deneyimleri dinamik ve çok renkli olsa da, eski deneyimler bir nevi yavaş sinemayı andırıyordu. Zira Jim Morrison’ın da mükemmelen tariflediği […]

devamını oku »

Muhtemelen isabetli edebi formu ve türü seçmek konusunda hayatlarımızdan daha  mahir bir şey yok. Kimi hayatlar çok kısa ve vurucu -bu yüzden de yıkıcı- bir öykü gibi başlar ve biterken, kimi hayatlar uzun uzadıya, en doğru kelimelerin üzerine düşünme fırsatı bulabiliyor. Kimi hayatlar sabırsız geleceğin olay örgüsü için tüm enerjisini sarf ederken kimi hayatlar usul […]

devamını oku »

Uyandınız, her şeye rağmen yeni bir gün. Mizacınıza ya da koşullarınıza göre alelacele ya da son derece yavaş hazırlanıyorsunuz. Öyle ya, evden çıkacaksınız. Pandemiyle beraber dışarısı ve erkek şiddetiyle beraber hane içi de her ne kadar iyice tekinsiz bir hal alsa da, bin yıllık mitlerden yoğrulduk bir kere: Evden çıkıyor olmanın dönüştürücü olacağını umduğumuz bir […]

devamını oku »

Mutfak acıktıran ve doyuran, sakinleştiren ve heyecanlandıran, zıt kutuplarda özgürce hareket ettirebilen bir hayat pratiği alanı adeta. Ve hayata dair bir tür master class da aynı zamanda: Kimler, nasıl kategorize edilecek, hangi şartlara nasıl hazırlanacak? Ortaya çıkan şey ne zaman tüketilebilecek? Tüm bunları anlayabilmek için koca hayat bir projeksiyonla saniye saniye çözümlenebilir belki, ama ne […]

devamını oku »

Esrar, bir popüler kültür unsuru olarak yükseliyor diyemeyeceğiz elbette, zira insanlık tarihinin -çok- uzun bir süresi boyunca kendisi pek de düşüşe geçmedi. Her sosyal statüde yer edinip, o statü içerisinde yeni kültürel kodlar belirleyebilen bu yeşilliğin, haliyle çok uzun, tabiri caizse bir o kadar da “kafa açan” bir hikâyesi var. Eh, geçmişimiz de bu hikâyelerden […]

devamını oku »

Herhangi bir kanalda haberlere göz atın ya da gazetenin sayfalarını hızlıca çevirin, orada bir kadın cinayetiyle karşılaşacaksınız: Uzun zamandır böyledir bu. Ama bu tabloya rağmen birileri ısrarla bir şeylerin iyiye gittiğini söyler: Bazı yerlerde kadınlar sokaklarda biraz daha fazla vakit geçirebiliyor, erkeklerin egemenliğindeki iş alanlarında -sayılarının artmaması şartıyla- namuslu başarı hikayeleri yazabiliyor. Eh, zaten kadınlar […]

devamını oku »

Hayatın ne olduğu üzerine tartışmalara girmeyelim şimdi: Milyonlarca minik neden-sonuç zinciri yeni baştan dizmeyi gerektiren ve herkese dayatması fazla iddialı bir girişim olur bu. Ama hayatı keskin tanımlarla boğmak yerine onu, iki ucu oluşturan tezatların ortasında, dengede kalma “girişimi” olarak görürsek: Eh, belki şimdi ortak bir şeyler söyleyebiliriz. Terazinin bir ucuna fazlalıkların, fazlalık olmanın yerleştiği […]

devamını oku »

Görüleni somut, eksiksiz bir şekilde anlayabilmek için katı, nesnel bir bakışın yeterli olduğu düşünülür çoğu zaman. Bu “bakabileceğimiz” her şey için böyledir; kişiler, olaylar, eserler; dolayısıyla çevre ve kültür böylece şekillenir etrafımızda. Halbuki bakış adeta canlı ve hınzır bir yaşam formu olarak gözlerimizin “ardında” kıpırdanır durur. Sürekli olarak yeniden şekillenir, her gün yeni bir şeyler […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r