Masthead header

Alacalı bir deniz çapası | Ömer Ünal

Bir kent düşünün ki sınırlarından içeri girer girmez burnunuza akseden çiçek kokularının yaratıcısı bir yazar olsun. Kentin kaldırımlarına, portakal ve greyfurt bahçelerine o yazarın gölgesi vursun. Dizeleriyle, cümleleriyle elvan elvan kokup büyüyüversin ağaçları. Evet, zihninizde daha da billurlaşması için Halikarnas Balıkçısı’ndan söz ettiğimi ve onun elleriyle daha da bir cennete dönen Bodrum’dan dem vurduğumu ifade etmeliyim. Zaten o da bu şehrin cennet olduğunu ancak orayı on kat daha cennet yapmazsa adam olamayacağını söylemişti. 

Mavi bir sürgündü yaşadığı. Deniz kokan sokaklara gönderildi mahpus hayatı yaşaması için. Oysaki Balıkçı, bu sürgünün felaket suratlı bir lütuf olduğunu düşünmüştü. Halikarnas Balıkçısı, 1925 yılında sürgün edildiği Bodrum’a aylar süren bir yolculuk sonrasında ulaşır. O an edindiği ilk izlenimlerini Mavi Sürgün adlı kitabında şu şekilde dile getirir: “Yokuşbaşı’na geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını Bodrum’da bırakıp gittiler.”

Sürgün edilmiş şairlerin, yazarların ve düşünürlerin ortak yazgısı yokluktan ve hiçlikten büyük varoluşlar çıkarmaktır. Türk edebiyatının önemli kalemleri de Balıkçı ile benzer kaderi paylaşmıştır. Mısrî, Keçecizade İzzet Molla, Süleyman Nazif gibi birçok şair ve yazar suçlu bulunarak kalemleriyle beraber sürgüne gönderilmiştir. Bunlar içinde Aka Gündüz, Selanik’teki sürgün hayatında Mütarekede Malta’ya Nasıl Sürüldük kitabını kaleme almıştır. Namık Kemal ise Magosa’daki yıllarında birçok eser vücuda getirmiştir. Ahmet Mithat Efendi de yine cezalandırılarak gönderildiği Rodos’ta ilkokul açıp çocuklara dersler vermiştir.  

Cevat Şakir Kabaağaçlı, kazanmanın değil de kaybedişlerin anlamına varan; gelmekten ziyade gitmeye meyilli bir yazardı. Belki de bu nedenle şunları söylemişti: “Hayatımda pek kazanmadım ki kazanmasını öğreneyim. Ama kaybetmesini, hem de şahane kaybetmesini öyle öğrendim ki en zengin kazanışlara taş çıkartan bir ferahlık ve gönül açıklığıyla, gülerek kaybederim.” 

Halikarnas’ın dünyaya tanıtılması düşüncesiyle yazarın ellinci ölüm yıldönümünde UNESCO anma programına alınması amacıyla 23 Mayıs 2019 günü Bodrum Belediyesine sunulan projenin söz konusu başvurusu süreci; Metin Erdoğan’ın kalemi ve Selen Cambazoğlu’nun katkılarıyla Bodrum Deniz Müzesi koleksiyonundan parçalarla da zenginleştirilerek kitaplaştırıldı. 

Bodrum Deniz Müzesi Yayınları tarafından basılan Akdeniz’in Ebedi Genci Halikarnas Balıkçısı adını taşıyan kitapta Balıkçı’nın kişilik özelliklerini, sanatın her alanına dokunan zarif yaşamını, sanat dünyasından arkadaşlarıyla çıktığı mavi yolculukları okurken onu bir kez daha tanıma fırsatına erişeceksiniz. 

Kitapta yer alan çizimlerle arkeolojik ve tarihî yerleri, mitolojik figürleri işleyen Balıkçı’nın el yazmaları da sanat dimağıma ayrı bir lezzet kattı. 2014 yılında Ömer Durmaz’ın hazırladığı “Basın Ressamlarının Öncülerinden Cevat Şakir Kabaağaçlı-Halikarnas Balıkçısı” sergisinde sanatseverlerle buluşan çizimleri de kitapta kendine yer buluyor. Özellikle Ege’nin Dibi ve Anadolu Efsaneleri kitaplarındaki çizimler görülmeye değer. 

Yazarın sımsıcak merhabasını yüreğinizin en derin yerlerine attığınız alacalı bir deniz çapası bağlılığıyla hissedebilmeniz için bu kitaba dokunmalısınız. Belki de sonra atlayıp mavi bir yolculuğa çıkarsınız. Bembeyaz ve oldukça kadim bir yelkenlinin içinde buluverirsiniz kendinizi. Sonra arkanızdan gelen sesle irkilirsiniz: “Aganta Burina Burinata…”

edebiyathaber.net (30 Kasım 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r