Masthead header

Category Archives: ismail gezgin

“O halde nedir hakikat? Seyyar bir mecazlar, metonomiler ve antropomorfizmler ordusu; kısacası, poetik ve retorik açıdan yoğunlaştırılmış, değiştirilmiş ve süslenmiş ve uzun süre kullanıldıktan sonra insanların gözüne sağlam, kanonik ve zorunlu görünen insan ilişkilerinin bir toplamıdır: Hakikatler insanın tam da yanılsama olduğunu unuttukları yanılsamalardır” Friedrich Nietzsche Ön Not: Bu metin Ergun Kocabıyık’ın “Dünyanın Fısıltısı: Bir […]

devamını oku »

Yaşamın algılanması, anlamlandırılması, özünde ideolojik bir olgudur ve bilgi ve iktidar kavramlarıyla yakından ilişkilidir. İktidarın yaşam dair oluşturduğu söylem ve hakikat dünyasından geçmiş, tarih ve arkeoloji gibi kavramlar ve disiplinler de paylarına düşeni almışlardır. Kapitalizmle birlikte başlayan iktidar mefhumu, 18-19.yy’larda yükselen “milliyetçilik”le birlikte “ulusal kimlik” ve “özne” inşasına da girişmiştir. Varlığını meşrulaştırmak isteyen iktidar ihtiyaç […]

devamını oku »

Gözün gördüğü ile ruhun gördüğünün yansıması “Görülebilen nesnelerde gözlerimizle gördüğümüz sadece ışık ve renktir. Nesnelerin diğer tüm niteliklerini muhakeme yoluyla biliriz… Görülebilen tüm nesneler oluş ve yok oluş dünyasındaki değişimlere tabidir ve bu değişim bizim algımızı da belirler; bu nedenle hiçbir şeyi aynı biçimde görmeyiz, ikinci bakışta farklı görürüz.” İbnü’l-Heysem (945-1040) Sanat bir anlamın vücuda-dile […]

devamını oku »

“İşlevi olan her şeyin yeri doldurulabilir; yeri doldurulamayacak olan işe yaramayandır.“ Sosyal bilimler sanatla ilişkilenen diğer bilimlerin aksine, sanatın zaman, mekan açısından bir bağlama yerleştirilmesini önemsemişlerdir. Sanatın kurumsal yapılar, mesleki eğitim, toplumsal yapı ile ilişkilerini irdeleme eğiliminde olmuşlardır. Bunlar içerisinde yer alan Sosyoloji, sanatın, sanatçının ve hatta sanat eserinin siyasi kurumlar, ideolojiler ve benzeri sanat […]

devamını oku »

“Sana ağrı veren dışında tüm dişlerin dökülsün” Dil yabancıdır; insanın doğal gerçekliğinin yadsındığı kültürel dünya, bir ruhlar hapishanesidir; içinde toplumsal göstergelerin yem olarak kullanıldığı bir Özne kapanıdır; Baba’nın ismiyle birlikte kapısından girilen simgesel gerçeküstü dünyanın işletim sistemidir. İnsanın kendi ağzından çıkarak yaşamını yepyeni bir gerçeklikle kuşatan dil, insanlararası ilişkinin yasasını bünyesinde taşımıştır. O insanın geleceğinin […]

devamını oku »

“Komşu komşuyu kıskanır, mal mülk peşinde koştuğundan. Budur insanlar için iyi olan rekabet. Çömlekçi çömlekçiye garaz bağlar, doğramacı doğramacıya; Dilenci dilenciyi kıskanır, şarkıcı şarkıcıyı” Hesiodos, İşler ve Günler. Yaşamın merkezine kendini yerleştiren ve tüm şeylerin kendisi için üretildiğine inanan insan, doğayla giriştiği mücadelede her şeyden medet ummuş, evrendeki tüm güçlerin efendiliğini üstlenmekten bile çekinmemişti. Her […]

devamını oku »

Kayalık Latmos Dağlarında bir çoban olan Endymion, geceleri yine bu doğa harikası dağlardaki mağarasında uyumaktadır. Ay Tanrıçası Selene Latmos’un üzerine doğup da mağarada uyuyan Endymion’un güzelliğini görünce çarpılmış, delikanlıya aşık olmuştur. Her gece onu seyretmek için dağın doruklarına çıkıp mağarayı aydınlatan Selene sonunda bir gün göklerin efendisi Zeus’a yalvarmış ve ondan ölümlü sevgilisine sonsuz gençlik […]

devamını oku »

“Uluslararası işbölümü sonucunda bazı ülkeler kazanırken bazı ülkeler de kaybediyor: Hep kazananlarla hep kaybedenler. Bizim bugün Latin Amerika diye adlandırılan toprağımız, kendini hep kaybetmeye adamış durumda. Rönesans Avrupalılarının dişlerini boğazımıza geçirmek üzere okyanusa atıldıkları uzak çağlardan beri böyle bu. Yüzyıllar geçti aradan. Ve bütün bu süre boyunca Latin Amerika, işlev ve görevlerinde her gün biraz […]

devamını oku »

Arkeoloji, gelecek için geçmişi okumak, unutulmuş tarihsel hatıraları yeniden canlandırmak iddiasındaki bir disiplindir. Bir Buzdağı olarak yaşamın görünmeyen köklerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ortaya koyan, farklı açılardan fotoğraflarını çekip anlamaya dair okumalar yapan bir anlayışı temsil eder. Asıl çalışma nesnesi olan eski eser yardımıyla ulaşmaya çalıştığı, insanın geride bıraktığı yılların muhasebesini yapar. Arkeoloji, bireyin, toplumsal ilişkilerin […]

devamını oku »

“Yoksullarımızın sefaletine doğa kanunları değil de kurumlarımız yol açıyorsa, günahımız büyüktür” C. Darwin “Yurttaşlar diyeceğiz onlara masalımızda, sizler kardeşsiniz, ama tanrı hepinizi farklı bir çerçeveye oturttu. Bazılarınızda buyurma gücü var, Tanrı bunların bileşimine altın koydu, bu yüzden en büyük onur da onların; bazılarını gümüşten yaptı, yardımcı olsunlar diye; yine bazılarını, çiftçi ve zanaatkar olacakları, demir […]

devamını oku »

İnsanın eşleşme davranışı üzerine yapılan bir araştırmada seçilen kadın ve erkek katılımcılar karşı cinsten hiç tanımadıkları insanlara yaklaşır ve kısa bir girişten sonra, “Bu gece benimle çıkar mısın?” “Bu geceyi benimle geçirir misin?” “Bu gece benimle yatar mısın?” sorularını yöneltirler. Araştırma sonucunda özellikle üçüncü soruya verilen yanıtlardaki cinsiyet farkı dikkatleri çekmiştir. Kadınların hiç biri bu […]

devamını oku »

Hiç kimse diğerine başkasını gördüğü yerden bakamıyor. Her birinin bakışı, bakılan gözlerden başlayarak ve bakılan yerden giderek farklılaşan bir açıyla, bakılana ulaşıyor. Hiç kimse gördüğünü diğerinin gözünden göremiyor. Bakan gözün açısı görünenin görünme açısını oluşturuyor ve dolayısıyla kimse aynı şeyi görmüyor. Görünen, görülmek istenenin yansıması her gözde farklı suretlere bürünüyor. Gözü görür kılan ardındaki göstergelerdir. […]

devamını oku »

“Geçmişteki neredeyse tüm türler başarısızlığa uğradı. Eğer nesilleri aşamalı bir şekilde ve sessiz sedasız tükendiyse, ya da bir takım aşağı özelliklere sahip oldukları için ölmeyi hak ettilerse, yeryüzü hakkında olumlu duygularımıza halel gelmez.  Fakat ölümleri şiddet doluysa; üstelik hiç bir hataları da olmamışsa, o zaman dünyamız o kadar da güvenli bir yer değil demektir.” David […]

devamını oku »

“İnsanlık tarihi bir mücadele tarihidir; ırklar, bireyler arasında değil sınıflar arasında cereyan eder.” Marx-Hegel  1993 yılından bu yana Çatalhöyük kazılarını yürüten arkeolog Ian Hodder, ören yerinden son zamanlarda elde ettikleri ilginç verileri kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Ona göre, Neolitik Dönem’in ilginç bir temsilcisi olan ve yaklaşık 9400 yıl önce kurulan, çağdaşlarına göre bir hayli kalabalık […]

devamını oku »

“İktidar sahibi insanlar hep et yemişlerdir. İşçi sınıfı karbonhidratlardan oluşan bir karışımı tüketirken, Avrupa aristokrasisi her çeşit etle dolu büyük öğünler yemişlerdir.” “Almanca konuşan halklar, patates yerine devrimin mükemmel tohumlarını taşıyan fasulye tüketselerdi, başarı kendiliğinden gelecekti.” Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda Almanca konuşulan topraklarda, Pan-Germanizm ulusal birliğinin kurulabilmesi için 1848 yılında bir halk hareketi başlatılmıştı. Hareket başarısız olmuş, […]

devamını oku »

“Latinler doğum anında her insanın koruyucusu olan ilaha Genius derlerdi. İtalyancada sözcüğün etimolojik kökeni açıktır ve günümüzde de genio (Türkçede cin, deha, zevk, memnuniyet anlamına gelir; Gignere yani generare –üretmek, doğurmak fiiliyle bağlantılıdır) ve generare sözcükleri arasındaki yakınlık görülebilir. Genius’un generare ile ilgisinin olduğu, Latinler için her şeyden önce mükemmel bir ‘evlilik’ nesnesi olan yatak, […]

devamını oku »

“Gerçek şudur ki, hareketler, imgeler olarak çok açıktır ve harekette kendisinde görülenden başka bir şey aramanın gereği yoktur. Bir atom, eylemlerinin ve tepkilerinin gittiği yere kadar giden bir imgedir. Bedenim bir imgedir, öyleyse bir eylemler ve tepkiler kümesidir. Gözüm, beynim imgelerdir, bedenimin parçalarıdır. Kendisi bir diğer imge olduğuna göre, beynim nasıl olur da imgeler içerebilir? Dışsal imgeler bana etki ederler, bana hareket aktarırlar ve […]

devamını oku »

Evrim teorisinin mucidi Darwin’in aklını en çok meşgul eden şeylerden birisi erkek tavus kuşunun kuyruğu idi. Görünüşte hiç bir fonksiyonu olmadığı anlaşılan bu görkemli kuyruk için tavus kuşunun niçin bu kadar müsrif davrandığını anlaması Darwin’in yıllarını almıştı. Büyük bir enerji gerektiren bu devasa kuyruk, tavus kuşunun hayatta kalmasına bir katkı sağlamadığı gibi bedeni hantallaştırıp canını […]

devamını oku »

“Sevgi, herkesin ruh/beden ikizinin eksikliğini, yoksunluğunu giderme çabasına verilen isimdi. Herkes koptuğu yarısına kavuşmak iki yarımı birleştirip tümlenmek arzusuna düşüyordu; işte sevgi dedikleri buydu; ‘Yaratılışımızdaki bütünlüğü arzulamak, aramaktı’.” “Mutlu aşk yoktur, aşksız mutluluk da.” Eros Eskiden insanlık bugün göründüğü gibi değildi. Herkes kusursuz bir bütünlük içinde yaşıyordu. İnsanların her birinin dört ayağı, dört kolu ve […]

devamını oku »

Muammaların Ardında Yatan Bilimsel Bilmeceler Batılı bilim dünyası muammayı sever. Kendisini Homo Sapiens Sapiens’in güvenli soyuna teslim eden Batı bilimi sürekli olarak, “insan”lığa yakıştırmadığı Homo Neanderthalensislerin “hayvani muammasından” dem vuran makaleler ve çalışmalar üretir. Konuya ilişkin son çıkan haber de bunu teyit etmektedir. Beyaz eril ırk, kendine, varlığına ve kaynağına yakıştıramadığı bazı hastalıkların sebebi olarak […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z