Masthead header

Masal dünyasından gerçeklere yol alan öyküler | Murat Can Okan

Edebiyatı ve daha özel anlamda romanı, gerçekliği kâğıda dökmenin bir yolu diye niteleyen Osamu Dazai, edebî ürünlerin hayatımızdan çıkması hâlinde büyük bir kültürel çölleşme baş göstereceğini dile getirmişti. 

Akutagawa’dan hayli etkilenen ve melankolik kısa yaşamında, hâlâ okunup tartışılan kitaplar kaleme alan Dazai, yetiştiği saygın aileden kendisini soyutlamış bir yazar olarak nam saldı. Gerek aile toplantılarında gerek aile fotoğraflarında sarkastik tavırlarıyla dikkat çeken Dazai, kendisini yalnızlaştırdı ve birçok kez intihar girişiminde bulundu. 13 Haziran 1948’deki intiharına dek alkol bağımlılığıyla ve çeşitli hastalıklarla mücadele etti. 

Dazai kitaplarında, Japonya’nın 1900’lerdeki değişim sancılarını ve İkinci Dünya Savaşı sırasında ülkedeki durgunluğun yanı sıra savaş sonrasındaki yıkım tablosunu; varoluşsal krizleri, ekonomik buhranı ve kültürel çalkantıları kendi bunalımlarıyla beraber işledi. Yabancılaşma ve varoluş problemleri gibi temalara metinlerinde sık sık yer veren Dazai, insan olmanın sıkıntılarını yaşayanlara seslenerek yaşadı ve kalabalık ailesindeki mutsuz çocukluğundan miras kalan huzursuzlukla öldü. 

Karamsarlığını yansıtan metinleri haricinde, klasik Japon masallarından esinlendiği, acımasız ve mizahi bir üslupla kaleme aldığı öyküleri de bulunuyor Dazai’nin. Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler de böyle bir kitap. 

‘Dünya, insanların anlamsızca acı çektiği yerdir’ 

Gerçeklerle ilişkisi ve onların benliğinde yarattığı melankoli düşünüldüğünde, Dazai’nin masallara ve fantastik öykülere yönelimi yadırganabilir. Fakat hem içine doğduğu kültür hem de kaleme aldığı hikâyelere bir şekilde zerk ettiği melankoli göz önüne alınınca yazarın üslubunu buraya da uyarladığını görüyoruz. 

Böyle baktığımızda maddi itibarı her şeyin üstünde gören bir karakter etrafında ironik bir eleştiriye girişmesi ve bunu masalsı anlatımla gerçekleştirmesi, Dazai’nin öykülerinin edebî değerini artırıyor. “Dünya, insanların anlamsızca acı çektiği yerdir” diyen karakterlerin varlığı da yazarın üslubunu ve öykülerinin konumlandığı noktayı göstermesi bakımından önemli. Aynı karakterin kritik sorusu ise yazarın öyküleriyle hangi tarafta durduğunu açık ediyor: “Bu dünyada yalnızca arsız, kötü insanlar başarılıyken benim gibi ürkek, yoksul öğrenciler sürekli kaybeden olarak alay edilmeye mi mahkûm?” 

Öykülerinde, Japon masallarındaki fantastik öğelerle toplumdaki çelişkileri, gerilimleri ve bireylerin ruhsal gelgitlerini birleştiren Dazai, alegoriler aracılığıyla derdini anlatmaya uğraşıyor. Rüyalar ve hayaller de bu anlatımda önemli bir yer kaplıyor. Ahlak anlatıları ve erdem ise satır aralarında kendisini gösteriyor; doğa ve insanın ayrıştırılmasından doğan sorunlar da metinlerde karşımıza çıkıyor. 

Trajikomik ilişkileriyle dikkat çeken kardeşlerin ya da uydurma mektuplar kaleme alan karakterlerin ruh hâli, Dazai’nin yaptığı çözümlemelerden bazıları. Yoğun duyguların anlatımı ise bu analizlerin eşlikçisi âdeta. Yaşlandıkça Tanrı inancını yitiren veya onurlu yoksulluğunu korumak için her şeyi yapan karakterler, bahsi geçen duyguların ete kemiğe bürünmüş hâli olarak karşımıza çıkıyor. 

Dazai, benzer bir durumu, denizkızı peşinde koşarken kendisinden geçen bir samurayın öyküsünde de gözler önüne seriyor; “büyüleyici olmayan dünyayı” heyecan verici bir yer hâline getirme çabası ise samurayın yorgunluğunun nedenlerinden biri. “Ölümü bile göze alarak” denizkızının peşine düşen samuray, Dazai’nin arayışlarını ve bulamayışlarını simgeliyor âdeta. Başka bir deyişle sahte mutluluklara ya da fantezilere karşılık, yaşamın kendisine sunduğu melankolinin yarattığı gerilimi, ahali tarafından “deli” diye nitelenen samurayın sırtına yüklüyor yazar. 

Bir deniz feneri misali  

Çoğunlukla “Bir zamanlar…” diye başlayan ve masal havasında devam eden öykülerinde Dazai, yüzünü Batı’ya dönmüş, ayakları ise memleket toprağına basan ve Japonya kültürüyle harmanlanmış bir yazar olarak çıkıyor karşımıza. 

Öykülerindeki karakterler, bazen bir arayış hâlinde bazen de romantizmin acısından ve gerilimden mustarip. Hayatı ve masalı birbirine katarak kotardığı anlatımında, bunlar arasında geçişlere kapılar açan Dazai, yaratıcılığının sınırlarını zorluyor. Doğa tasvirlerinin, denizlerin anlatımının ve Japonya kültüründen izlerin yanına, karakterlerin kişilik çözümlemelerini ve birbiriyle ilişkilerindeki gedikleri de koyuyor. Diğer bir deyişle Dazai, bir deniz feneri misali masalların, aşkların ve ilişkilerin aydınlatıcılığına soyunuyor, onların üzerindeki örtüyü kaldırıp hem fantastik hem de realist bir anlatıma girişerek küçük zaferleri ve büyük yenilgileri öyküleştirmeyi başarıyor. 

“Romantizm Feneri” başlıklı öyküdeki şu satırlar, Dazai’nin yenilgi ve zafer, hayal ve gerçeklik, aşk ve ilişki anlatımlarını özetliyor: “Yüce manevi bir bağ ve aynı yola baş koymak desek bile iki taraf birbirinden nefret ederse her şey dağılır. Hiçbir şey başarıya ulaşamaz. ‘Maneviyat’ ve ‘kader’ gibi kibirli kelimeler, aşk olmadan gerçek bir anlama sahip değildir ve aslında sadece âşıkların duygularını düzene sokmak ya da tutkulu davranışlarına bahane bulmak için kullanılır. Genç kadın ve erkeğin aşkında bu tür bahaneler bulmak kadar kötü hissettiren başka bir şey yoktur. Özellikle ‘kadını kurtarmak için’ diyen erkeklerin ikiyüzlülüğüne dayanamıyorum. Seviyorsan seviyorsundur. Neden dürüstçe söylemiyorsun.” 

Dazai; hayaletleri, su perilerini, prensleri ve denizkızlarını, âşık kadınların ve erkeklerin yanı sıra ailesi içinde var olmaya ve oradan farklı topluluklara karışmaya çalışanlarla buluştururken alegorileri ve hayatı bir araya getiriyor. Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler’in satır aralarında yaşamından izlere de yer veren yazar, ironik ve trajikomik hikâyelerle selamladığı okuru masal dünyasından gerçeklere savuruyor.  

Kaynak: Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler, Osamu Dazai, Çeviren: Esmanur Yiğit ve Esranur Yiğit, İthaki Yayınları, 176 s. 

edebiyathaber.net (14 Aralık 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r