Sahi, “İkinci Yeni Neyimiz Olur?” | Metin Celâl

Ekim 22, 2023

Sahi, “İkinci Yeni Neyimiz Olur?” | Metin Celâl

“İkinci Yeni Neyimiz Olur” diye soruyor Haydar Ergülen ve bu sorunun cevabını da yine kendisi veriyor: “İkinci Yeni bizim çok şeyimiz olur. Her şeyimiz olur. Abimiz, hocamız, dostumuz, arkadaşımız olur.” Kitabın arka kapağına böyle yazmışlar ve bizim kuşak açısından bakıldığında haklı bir yargı. 80 Kuşağı, yaşanılan dönem (70’ler sonu – 80’ler başı) nedeniyle kendinden önceki kuşakları tanımak konusunda şanslıydı. 40 Kuşağı, İkinci Yeni şairleri, hatta Garip şairleri hayattaydı. Onları hem eserleriyle hem de şahsen tanımak mümkündü.

Gittiğiniz bir kahvehanede, bir meyhanede karşılaşabilir, çekinmeden yanlarına gidebilir, görüşebilirdiniz. Tabii en kolay tanışma yolu dergi yazıhaneleriydi. E-posta henüz icat edilmemişti. Şiirinizi, yazınızı ya postayla yollamanız ya da dergi yazıhanesine elden bırakmanız gerekirdi. Dergi yazıhaneleri ve yayınevleri de ulaşılmaz, girilmez yerler değildi. Bina girişinde güvenlik, yayınevi girişinde sekreter engeliyle karşılaşmazdınız.

Genç şair ya da yazar adayı olarak onları ziyaret etmeniz, bir kenara ilişip sohbetlerini dinlemeniz garipsenmezdi. Usta şairler, yazarlar gençlerle tanışmayı, konuşmayı severdi.

Tabii ki esas tanışma eserlerini okuyarak olur. Yazık ki o yıllarda çoğunun kitaplarına kitapçılarda ulaşamazdınız. Dergilerde de pek görünmezlerdi. Zira 70’li yılların siyasi ortamında İkinci Yeni şairleri dışlanmışlardı. Onların kitapları sahaflarda bulunurdu. Çok okurları olmadığı için dükkanların önlerine yığılı kitapların arasında, özellikle Cağaloğlu Yokuşu’ndaki seyyar kitapçılarda satılırdı kitapları. Özenle hazırlanmış, iyi ressamların çizdiği resimlerle bezenmiş, çok iyi kağıtlara basılmış, bazıları kendi yayını, çoğu Yeditepe, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Varlık, De gibi küçük ama nitelikli kitap yayınlayan yayınevlerinin ürünüydü.

Yapay Zekâ’ya sordum. “İkinci Yeni Neyimiz Olur?” “İkinci Yeni, edebiyatın ve özellikle şiirin üstün bir sanat olduğunu savunan kişilerin meydana getirdiği bir edebiyat, şiir ve sanat akımıdır. Onlara göre, şiirin ne anlattığından çok, şiirde temanın nasıl anlatıldığı önemlidir. Kullandıkları süslü kelime ve tekniklerle şiir yazarak aslında sanat icra ediyorlardı. Haydar Ergülen’in İkinci Yeni Neyimiz Olur? adlı kitabı da bu akımın izini sürüyor” diye cevap verdi.

 “Kullandıkları süslü kelime ve tekniklerle şiir yazarak aslında sanat icra ediyorlardı” cümlesine takıldım. Şiir başlı başına sanat değil de nedir ki? Yapay Zekâ bu cümleyi öğrencilerin ödev yaparken kullandıkları bir internet sitesinden almış (İkinci Yeni Şairleri, Temsilcileri Ve Şiir Özellikleri: İkinci Yeni Akımı Nedir, Temsilcileri Kimler, Kodlama Nasıl Yapılır? – Son Dakika Eğitim Haberleri (sabah.com.tr). Metni kim kaleme almıştı belirtilmemiş ama yazının devamından yazanın “toplumcu” çizgide olduğu, şiirin bir sanat dalı olmasını garipsediği, İkinci Yeni şiirine pek de sempati ile bakmadığı anlaşılıyor. Öğrencileri kendi anlayışına göre yönlendiriyor. Neyse, o başka bir tartışma konusu.  

Yazıda İkinci Yeni şairleri olarak Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Ülkü Tamer, Turgut Uyar ve İlhan Berk sayılıyor. Haydar Ergülen “İkinci Yeni Neyimiz Olur?” adlı kitabında bu şairlere ve Özdemir İnce’ye değinen yazılarını bir araya getirmiş. Özdemir İnce İkinci Yeni’nin ilk şairlerinin takipçilerinden sayabileceğimiz bir şair. Kemal Özer, Gülten Akın, Hilmi Yavuz gibi birçok ad eklenebilir İnce’nin yanına ama hepsinin daha sonra kendi yollarını çizdiğini, farklı yönelimlerle büyük şairler olduğunu biliyoruz.

Haydar Ergülen, ilk bölümde “Neyimiz olur” başlığı altında üç yazı ile İkinci Yeni’nin genel değerlendirmesini yaptıktan sonra sırasıyla İlhan Berk, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya ve Özdemir İnce hakkındaki yazılarını derlemiş. Ardından da “İkinci Yeni Üzerine Bir Tekrar” başlıklı bölümde yer alan ‘Çok Kapılı Oda’ ya da ‘Şiiri Düzde Kuşatmak’ adlı yazısında İkinci Yeni hakkında ileri sürülen belli başlı görüşleri ele alıp tartışmış.

Seksen Kuşağı’ndan büyük bir şairin, usta bir denemecinin kaleminden İkinci Yeni ve şairleri hakkında değerlendirmeler okumak kuşkusuz çok önemli. Haydar Ergülen arada anılarla hoş anekdotlarla İkinci Yeni’nin abimiz, hocamız, dostumuz, arkadaşımız olduğuna değiniyor, hatta keşke daha çok anısını yazsaydı diye düşündürüyor ama “İkinci Yeni bizim çok şeyimiz olur, her şeyimiz olur” kısmı daha ağır basıyor. İkinci Yeni hakkında hemen her şeyi öğreniyor, şairleri eserlerinden yola çıkarak tanıyorsunuz. Benim tek itirazım 80 kuşağının İkinci Yeni eleştirilerine yer verilmemiş olması. İkinci Yeni bizim çok şeyimiz oldu, her şeyimiz oldu ama eleştirilerimizi yazmaktan da geri kalmadık. Bizden önceki tüm kuşaklara olduğu gibi İkinci Yeni’ye de hem sevgi ve saygıyla hem de eleştirel bir gözle bakmayı denedik. Onlar da biraraya gelip söyleşi yaparak bizi eleştirmek ihtiyacı duydular. 80 Kuşağı şiirinin İkinci Yeni’nin dönüşümü olduğu savına ise katılmam imkânsız (s. 187). Ben Haydar Ergülen şiirinde İkinci Yeni’nin dönüşümünden çok daha fazlasını görüyorum. Kimliğini bulmuş bir şair olarak şiiri daha geniş oylumda değerlendirilmeyi gerektiriyor. Aynı şekilde diğer 80 Kuşağı şairleri de tek tek kimliklerini bulmuş şairlerdir. Bu tür değerlendirmelerin aşırı sevgi ve övgülü söz söyleme heyecanıyla yapıldığını düşünüyorum. Çünkü kanıtı, örneği yok yazıda. Sadece bir cümlede geçiyor.

Usta bir denemeci olarak su gibi akan bir anlatımla kaleme alıyor yazılarını Haydar Ergülen. Yazıların havasına öyle kapılıyorsunuz ki bir iki tekrar, Memet Fuat anısında olduğu gibi bir iki anının farklı versiyonda anlatımları dışında farklı zamanlarda farklı dergilerde yazılmış olabileceklerini fark etmiyorsunuz. Zaten kitabın editörü Ercan y Yılmaz dostumuz da bunu tercih etmiş olmalı ki yazılara dokunmamış ve ilk nerede yayınlandıklarını belirtmemiş. En azından yayın tarihleri belirtilse iyi olurdu. Örneğin Sezai Karakoç hakkındaki bir yazıda üstadın hâlâ yaşadığı söylendiğinde bir dipnotla yazının yayın tarihi belirtilebilir, Karakoç’un ölümünden önce yazıldığı belirtilebilirdi. Yani minimum düzeyde de olsa editör katkısı gerekiyormuş, ben maksimumu da beklerdim.

Biri hariç yazıların hiçbirinde kaynakça yok. Alıntıların kaynaklarını izlemek neredeyse mümkün değil. Sanıyorum bu tercih yazarın, yani Haydar Ergülen’in. Yazıları “deneme” olarak nitelediği için dipnotları, kaynakçaları akışı bozmasın diye kullanmamış, sonradan editörün eklemesini de istememiş olabilir. Ama bu yazılar aynı zamanda birer eleştirel metin. Yani tipik birer “eleştirel deneme” her biri. Bu durumda da kaynaklar önem kazanıyor. Editörden kaynakları göstermenin yolunu bulmasını beklerdim. Belki kitabın sonuna her yazı için ayrı ayrı konabilirdi. Meraklısı bakardı. Ayrıca bir isimler dizini de araştırmacılar için çok yararlı olurdu.

Kaynakçası olan tek yazı Sezai Karakoç, İkinci Yeni ve ‘Taha’nın Kitabı’ başlıklı makale. 19 sayfalık bu metnin bir sempozyum bildirisi olduğunu düşündüm. Nitekim internet aramasında Fatih Belediyesi’nin 15 Kasım 2008’de düzenlediği “Şair ve Düşünür Sezai Karakoç Sempozyumu”nda bildiri olarak sunulduğunu ve sempozyum bildirilerinin Fatih Belediyesi Yayınları’ndan 2010’da kitap olarak çıktığı bilgisine ulaştım. (7fcdc586ccc14a6aa6f5f7e6242c80ad.pdf (fatih.bel.tr). Yazının bu kitaba alınması iyi olmuş. Zira sempozyum kitaplarına ulaşmak pek kolay değildir ve emek verilmiş, kaynak olabilecek önemli bir çalışma Haydar Ergülen’inki.        

Rahmetli Adnan Benk kitapların eleştirisine kapağından başlarmış. Ben de yazının sonunda da olsa kapağa değinmek isterim. “İkinci Yeni Neyimiz Olur?”un değişik bir kapağı var. Şimdi hâlâ kullanılıyor mu bilmiyorum ama kütüphanelerdeki kitapların içinde yer alan ve okurlara ödünç verilen kitapları izlemeyi sağlayan kartların bir benzeri yapılmış kapağa. O kartlardan ödünç aldığınız kitabı daha önce kimlerin okumuş olduğunu da anlamanız mümkündü.

Ali Kerem Morgül’ün tasarladığı “İkinci Yeni Neyimiz Olur?”un kapağındaki kütüphane kartında beş imza var. Bunların sırasıyla İlhan Berk, Edip Cansever, Cemal Süreya, Sezai Karakoç ve Oktay Rifat’ın imzaları olduğunu tahmin ettim, çünkü künye sayfasına yazılmamış. Yazılsa iyi olurmuş. Kapak tasarımcısı Oktay Rifat’ı da İkinci Yeni’den saymış. Acaba öyle mi?  

Can alıcı soru şöyle; kapakta imzası yer alan ve “Perçemli Sokak” eseri ile bu kuşağın öncüsü sayılabilecek Oktay Rifat’ın neden adı İkinci Yeni şairi olarak anılmaz, değerlendirmelere girmez? Soruyu sormamın nedeni Haydar Ergülen’in özellikle girişte yer alan yazılarda ve sondaki yazıda İkinci Yeni’nin diğer kuşaklarla bağlarını araştırırken Birinci Yeni (sanıyorum bu ad İkinci Yeni’den sonra konuldu) diye de anılan Garip Şiiri ile İkinci Yeni arasında bağlar kurması. Zaten bir kuşağa “İkinci” diyorsanız, onun öncesi vardır. Yani bir başka kuşağı izlemiştir. Oysa yine Haydar Ergülen’in de belirttiği gibi bizdeki kuşaklar tepkilerle oluşur ve kendinden önceki kuşağı eleştirirler. İkinci Yeni de Garip’e tepkiyle doğar. Ama kaçınılmaz olarak bağları da vardır.

Haydar Ergülen “Garip olmasaydı İkinci Yeni olmazdı” görüşüne katıldığını söylüyor. Ben aksini düşünüyorum. Ellili yılları bütüncül olarak değerlendirmiyoruz. Oysa o yıllarda Dünya’daki gelişmelere uygun olarak ülkemizde de bireysele ve soyuta doğru bir yönelim var. 50 Kuşağı Öykücüleri, soyut resim, atonal müzik, tiyatro, sinema ve mimaride benzer eğilimler birarada değerlendirildiğinde şiirde İkinci Yeni’nin ortaya çıkması hiç de şaşırtıcı değil, hatta kaçınılmaz. Konuyla ilgili olarak bir tartışma başlatmak için Erhan Altan’ın “Sanatımızda Bir Dönemeç: 50’li Yıllar Ankara” (2014, Edebi Şeyler yay.) adlı çalışmasını öneririm.

Sözün özü, Haydar Ergülen’in “İkinci Yeni Neyimiz Olur”u usta bir denemecinin kaleme aldığı, büyük bir şairin görüşlerini olabildiğince hakkaniyetle ve tüm farklı görüşlere de yer vererek yansıttığı bir eser. İkinci Yeni’yi öğrenmek, anlamak, nasıl değerlendirildiğini bilmek isteyenler için deneme tadı alarak okunan önemli bir başvuru kaynağı.  Ve de iyi bir deneme kitabı.     

  • İkinci Yeni Neyimiz Olur?, Haydar Ergülen, Vacilando Kitap, Eylül 2023.  

Yorum yapın