Masthead header

Çocuk edebiyatına yeni bir soluk! | Mehmet Özçataloğlu

Edebiyat Atölyesi Dergisi’nin Yaz Sayısı için “Çocuk Edebiyatında Değişim” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazının girişinde şunları söylemiştim: “Ülkemiz çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde değişiyor ve gelişiyor. 10’ar yıllık dönemlerle geriye doğru dönüp bakınca net bir şekilde görülebiliyor. (…) Değişen sadece edebiyat da değil. Çocuklar da değişiyor. Çünkü onlar da sürekli değişen bir dünyada yaşıyorlar ve bu değişim bizi olduğu gibi onları da sarıyor. (…)” 

Hemen her gün bize sunulan onlarca kitabın içinden de bu değişimi yakalayabilen örnekleri arıyoruz çocuklarla birlikte. Dünya eskisinden daha hızlı dönüyormuş hissini yaşatarak nefes alabilenleri  her an birçok olayla karşılaştırıyorken, çocuklar için de yazanların konu sıkıntısı çekmemesi gerek. Sadece özgün konu da yeterli olmaz. Dil ve anlatımda da yenilik sunmalılar. Yeniliğin ötesinde devrim niteliğinde değişimler görmek istiyorum. Bunu yaparken ebeveyn duvarını da unutmasınlar ama.

Yazın bu bunaltıcı günlerini yaşarken (kastım sadece sıcak da değil tabii) kitaplar arasında yenilikler de arıyorum. Kiminin adına, kiminin yazarına, kiminin konusuna bakarak elime aldığım kitapların içinden yüzümü en azından tebessüm ettirebilenler başımın tacı. Bu zamanda gülmek- gülümsemek ya da güldürebilmek- gülümsetebilmek gerçekten çok kıymetli.

Şimdi gelelim sözün özüne yani kitaba. Serdar Uslu’nun, Tudem tarafından yayımlanan ve çocuklar için yazdığı ilk kitap olan “Defne ve Diğer Baş Belaları.”

“Defne, mahallede rastladığı bir sokak köpeğini evine götürüp sabunlamaya kalkınca kendisini bol köpüklü bir maceranın içinde buluverir. Köpek artık köpük olmuştur.” Macera böyle başlıyor ve devamında dünyanın birçok köşesine savruluyor okur. Öyle ki zaman zaman ben ne okuyordum hissine  kapıldım. Konunun dışına çıktığımı düşündüm. Zaten bu kitapta konu ya da kurgudan öte ilgimi çeken dili, anlatımı ve mizahı oldu. 

“Dünyanın ucundaki kütüphane mi? diye sordu Düşük. Nerede orası?”

“Dünyanın ucunda.”

“Dünyanın ucu nerede?”

“Sen aklımı koru Yarabbi! Bir çubuğun ucu neresindedir?”

“Ucundadır!”

“Öyleyse dünyanın ucu da dünyanın ucunda olsa gerek, ha budala (…)”

Bu bir örnek sadece. Benzer şekilde çok örnek var kitapta. Yazar bunu yaparken komiklik olsun ya da komiklik öne çıksın diye yapmamış. Kurgunun içinde olağan akışta gelişiyor bunlar. Var olan karakterlerin özelliği olarak. Adlarını ceplerinde taşıyan Abuklular, amuda kalkarak yürümeyi erdem sayan Taklaklılar, her an bir yerlere taşınıp duran Oraburalılar’ın özelliği bunlar.

Defne ve Diğer Baş Belaları 2020 Tudem Edebiyat İkincilik Ödülü’ne sahip bir kitap. Aynı yılın birincisi ve üçüncüsünü de okuduğumdan söylüyorum, bu ödül işlerini hiç anlamadım ve bu ödül işlerine hiç alışamadım. Hep söylediğimi yineleyeyim, en büyük ödülü okur verir!

“Defne ve Diğer Baş Belaları” çocuk yazınımız için başka bir soluk olmuş. İyi de olmuş. Birbirinin kopyası kurgu ve anlatımlardan sıkıldık artık. 

Emre Karacan’ın çizimlerinin de gelişim gösterdiğini, kitabı tamamladığını buraya iliştireyim. 

Dünya değişti, çocuklar değişti. Büyük ozanın dediği gibi, “düne dair ne varsa dünle gitti, artık yeni şeyler söylemek lazım.”

edebiyathaber.net (22 Ağustos 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r