80 yıldır okunan bir başyapıt | Metin Celâl

Haziran 10, 2026

80 yıldır okunan bir başyapıt | Metin Celâl

Aganta Burina Burinata’yı ilk ne zaman okudum, anımsamıyorum. İlk gençlik çağlarında olmalı. İkinci okuyuşum ise 2023’de Milas’ta düzenlenen bir sempozyum sayesinde oldu. Şair Halim Şafak, Milas Belediyesi’nin desteği ile Milas’ın edebiyatla bağlarını araştıran sempozyumlar düzenliyordu. 25- 26 Ağustos 2023’de Milas’ın Güllük’ünde “Edebiyat ve Milas” sempozyumunda Halikarnas Balıkçısı’nın Milas’la ilişkisini anlatmışım. (Milas’ın kaderi ve kısmeti | Metin Celâl | Edebiyat Haber). İyi işler nedense  devam etmez, Halim Şafak’ın 15 yıl Milas’ın edebiyat ve sanattaki yerini tespit etmek amacıyla yaptığı bu sempozyumlar, yayınladığı kitaplar yeni başkan Fevzi Topuz’un göreve gelmesi ile kesintiye uğradı, umarım yeniden başlatılır.  

Cevat Şakir, 1925 yılında Zekeriya Sertel’in çıkardığı Resimli Hafta dergisinde yayımlanan “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler?” adlı yazısından dolayı Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde Zekeriya Sertel’le birlikte yargılanır. Üç yıl sürgün cezasına çarptırılır, cezasını çekmek amacıyla Bodrum’a doğru üç buçuk ay süren uzun ve gerçekten zor bir yolculuğa çıktığında yolu Milas’a da düşer ve burada sekiz gün kalır. Bu zorlu seyahati Mavi Sürgün’de anlatacaktır.

Halikarnas Balıkçısı’nın eserlerinde Milas ne kadar yer almış, diye araştırırken Aganta Burina Burinata’yı ikinci kez okumuştum. Aganta Burina Burinata  ilk kez 1946 yılında basılmış. Halikarnas Balıkçısı’nın yayıncısı Bilgi Yayınevi, 80. yılında romanın Buket Uzuner’in önsözüyle sunulan ciltli baskısını yaptı. Ben de bu vesileyle Aganta Burina Burinata’yı yeniden okudum.  

Halikarnas Balıkçısı’nın ilk romanı. “Aganta burina burinata”, İtalyanca kökenli bir denizcilik terimi. Kelime anlamı olarak, yelkenleri sıkıca tutmak, zapt etmek ve sabitlemek anlamına geliyormuş. Sembolik anlamda ise denizcilerin fırtınalara karşı direnme, özgürlük ve yaşama sevinci çığlığı olarak bilinirmiş. 

Sempozyum konuşmamda da anlatmıştım; Aganta Burina Burinata’da babasıyla bir iş için Milas’a gidecek olan Mahmut, Bodrum’dan “siftah”, yani ilk defa ayrılmaktadır. Tıpkı Cevat Şakir’in Milas’tan Bodrum’a yürüyerek gitmesi gibi Bodrum’dan Milas’a yürüyerek giderler. Yol boyunca ve durdukları yerlerde çeşitli simgesel nesne veya olaylar vasıtasıyla ön plana çıkarılan tek şey, Mahmut’un çocukluktan gelen deniz aşkıdır. Diğer çocuklar sokakta oynarken Mahmut’un denizi seyretmesi, oyuncak gemilerle oynaması, çırak olarak girdiği ayakkabı ustası olan eski bir deniz emektarından ilk deniz eğitimini alması, kahve duvarına asılı deniz temalı resimleri seyretmesi, haritalarda denizleri incelemesi gibi şeyler Mahmut’un deniz tutkusunu gösterir.

Mahmut’un babası Süleyman Kaptan’ın kardeşi Davut denizde ölmüştür. Süleyman Kaptan, oğlunun da denizci olmasını istemez ve onun bu tutkusunu engellemeye çalışır. Sunuş yazısında Buket Uzuner’in de belirttiği gibi Mahmut, doğuştan bir deniz insanıdır. Babası ne kadar engellemeye çalışsa da o sonunda denizle buluşmayı becerecek, uzun yıllarını teknelerde, gemilerde bir deniz insanı olarak geçirecektir. 

Mahmut’un deniz yaşamı, gemicilerle yaşadıkları oldukça ilgi çekici ve romanın önemli bir boyutunu oluşturuyor. Ama bir de bir deniz adamının karada yaşamaya çalışması vardır. Mahmut yıllarını denizde geçirdikten sonra bu hayattan bıktığını düşünür ve köyüne döner. Niyeti çocukluktan beri sevdiği Fatma’yı bulup evlenmek ve onunla köyde, yani karada bir yaşam kurmaktır. Ama hiçbir şey eskisi gibi değildir. Çok kötü olaylar yaşanmıştır.

Mahmut yine de köyde kalır, evlenir ve toprakla uğraşmaya başlar ama denizin çağrısını duymaması imkansızdır, çünkü o bir deniz insanıdır ve deniz insanları uzun süre karada yaşayamazlar. Karadaki yaşam, çıkara bağlı insan ilişkileri ona göre değildir. 

Bâki Asiltürk, Aganta Burina Burinataromanı ile Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın (Halikarnas Balıkçısı) gerçek yaşamı arasındaki güçlü paralellikler olduğunu düşünüyor. Romanı yazarın bizzat tecrübe ettiği denizcilik ve sürgün yıllarının bir ürünü olarak değerlendiriyor. Mahmut’un denize olan tutkusunun temelini Cevat Şakir’in Bodrum’a sürgün edilmesiyle denizle kurduğu sarsılmaz bağ oluşturur diyor. Bodrum’da bizzat yaptığı balıkçılık ile çiftçilik deneyimleri, doğrudan romanın atmosferine yansıdığını, evlilik ve aşk hayatı nedeniyle karşılaştığı toplumsal tepkiler, romandaki karakterlerin yaşadığı ilişkilerle paralellik gösterdiğini söylüyor. (“Halikarnas Balıkçısı’nın Aganta Burina Burinata Romanında Otobiyografik Yansımalar ve Tanıklıklar”. Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 2015, s. 14).  Baki Asiltürk’e hak vermemek elde değil ama ben romanı Halikarnas Balıkçısı’nın yaşam öyküsünü hiç düşünmeden okudum.

Olaylar Mahmut’un ağzından anlatılıyor. Hemen kapıldığınız bir sohbet havası var. sanki bir kahvede karşı karşıya gelmişsiniz de Mahmut yaşam öyküsünü anlatıyormuş gibi gelişiyor. Bu nedenle sık sık dallanıp budaklanıyor, başka yönlere başka hayatlara kayıyor ama esas öyküyü, ana aksı da kaybetmiyor, biraz yoldan sapsa da yine ona dönüyor. Zaten Nâzım Hikmet ve Yaşar Kemal gibi isimler de Halikarnas Balıkçısı’nın bu yönünü ve yarattığı epik dili övmüş. Yaşar Kemal şöyle demiş; “Halikarnas Balıkçısı’na gelinceye kadar bizim edebiyatımızda pek öyle yaşayan doğa yoktu. Balıkçı kişi olarak gümbür gümbür bir insandı. O, doğanın bir parçası gibiydi… Bizim edebiyatımıza sağlıklı, gördüğümüz, güzel olan doğayı getirdi.(…) Biz toprağı denizci Halikarnas Balıkçısı’ndan öğrendik.”

Fethi Naci’de Yüzyılın Yüz Romanı’ndan biri olarak seçtiği Aganta Burina Burinata’yı değerlendirirken “Güzellikle iyiliği, çirkinlikle kötülüğü yazmasa deli olur Halikarnas Balıkçısı! Onu yazma eylemine iten budur; yoksa roman kurgusuymuş, romana özgü hareketler yaratarak bu hareketler içinde kişilerini geliştirmekmiş, umurunda değildir” diyor. (Yüzyılın 100 Romanı. Adam yay. 2020, s. 79-84.)

Son dönem akademik çalışmalarda Aganta Burina Burinata, modern insanın doğayla kurduğu kopuk ilişkiyi eleştiren ve insan-doğa bütünleşmesini savunan, deniz emekçilerini yaşam koşullarını gerçekçi bir bakışla yansıtan bir eser olarak övülmüş. Eseri ekoeleştiri anlayışı ile değerlendiren çalışmalar da var. Yani roman seksen yıl sonra da okunmakla kalmıyor, araştırma ve değerlendirmelerin de konusu oluyor ki bu da ilk çıktığından beri süren okur ilgisinin yanında kalıcılığının önemli bir kanıtı.

*   Aganta Burina Burinata, Halikarnas Balıkçısı, Bilgi Yayınevi,Nisan 2026.

Yorum yapın