Masthead header

Yazarın Odası: Melih Günaydın | Meltem Dağcı

Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar Melih Günaydın’ı, babası Turan Günaydın ile konuştuk.

Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?

Yazılarını çalışma odasında yazar. Genelde kapıyı kitler ve çıt çıksın istemez. İlginç bir anı sayılır mı emin değilim fakat kapının açık olduğu ender günlerden bir gün kulağında kulaklık odanın içinde ileri geri yürüdüğüne şahit olmuştum. Ne yapıyorsun diye sorduğumda yazarken tıkandım demişti. Sanırım odanın içinde attığı voltalar işine yarıyordu.

Oğlunuzla yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?

Melih’e okuma alışkanlığını küçük yaşlardan itibaren kazandırdığımı düşünüyorum. Fakat o zamanlar paylaşımlarımız daha çok işten vakit bulduğumuzda olurdu. Eşim de çalıştığı için Melih evde uzun süreler yalnız kalırdı. Evde Türk ve Dünya klasiklerinden oluşturduğum geniş bir kütüphanemiz vardı. Yalnız kaldığı zamanlarda okuması için ona önerilerde bulunurdum. İşten kalan kısıtlı zamanlarımızda her bitirdiği kitaptan ya da özümsediği bilgiden sonra ondan anlatmasını ya da yorumlamasını isterdim. Hayal gücünü zannederim yalnız kaldığı günlere ve diyaloglarımıza borçlu. Şimdiye dönersek Melih günün büyük bir bölümü çalışıyor ve yazıyor. Biz ise emekli olduk. Anlayacağınız roller değişti. Sadece o kısıtlı zamanlardaki paylaşımlarımız ve diyaloglarımız aynı kaldı. Yazdıklarını bizimle paylaşmaz, biz de ya sosyal medyadan, internet sitelerinden ya da kitaplardan okuyoruz. Daha çok ben onunla şiirlerimi paylaşıp fikirlerini alıyorum. Önerdiği kitapları okumaya çalışıyorum. Dediğim gibi artık roller değişti.

Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?

Romanını yazarken benden fikir ya da öneri almadığını ve danışmadığını düşünüyordum. Fakat işin aslı öyle değilmiş. Bana geçmişle ilgili sorduğu soruların ve olayların aslında romanında beslendiği kaynaklar olduğunu Sürgün Avı’nı okuduktan sonra anladım.

Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?

Çalışma masasının önündeki duvara astığı ve yazdığı her güne çentik attığı bir tablosu var. Belli bir kelime sayısına ulaştığında yazmayı bırakıp oraya çentik atıyor. O tabloyu beraber yapıp astık. Bir sebepten dolayı Trabzon’a gitmek zorundaydık, hava alanının yolcu salonunda bizi memlekete götürecek uçağı beklerken bilgisayarını çıkarmış yazmaya başlamıştı. Ben de yolculuk sırasında konsantre olamayacağını, o günü es geçmesini söylemiştim. Dinlemedi tabii. Eve döndüğünde hava alanında ve Trabzon’da geçirdiği zamanlarda yazdığı günlerin çentiklerini de atmayı ihmal etmedi. Attığı her çentik motivasyonunu diri tutuyordu.

Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?

Mavis Gallant-Paris Öyküleri, Maurine Freely-Aydınlanma, Hasan Reyhanoğlu-Mürşid

edebiyathaber.net (17 Aralık 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r