Masthead header

“Sus Barbatus!” üzerine | Fatih Çavdar

Faruk Duman’ınSus Barbatus!” üçlemesinin ilk romanı, 2019 Orhan Kemal Roman Armağanı ve 2019 Cevdet Kudret Ödülleri’nin de sahibi.

1979 kışında açıkça adları açıkça yazılmasa da Kars’ın Allahuekber Dağlarındaki köylerde geçen romanda, sonsuz soğuk, kar ve buzun içerisinde delimsirek Kenan’la iyi yürekli karısı Zeynep’in etrafında, yaşadıklarını kendilerinden başka kimsenin bilmediği ancak dönemin siyasi ortamında devrimciliği keşfedebilmiş köyün gençlerinden Faruk, Aynur, Orhan ve arkadaşları ile hem güçlü hem zayıf, ne soğuktan ne devletten korkan kadınları Gülşen ve Aysel’in, Mustafa Öğretmen’in ve öğretmenin abisi Ağa ile boş gezen ve fırsatçı oğlu Atalay bunlardan başka hükümet doktoru Servet, Karakol Komutanı ve bir çavuşunun ilikleri donduracak buz gibi hikâyesi Faruk Duman’ın masalsı anlatımı ile birleşince ortaya harika bir roman çıkmış. 

Yarım akıllı, zayıf Kenan’ın hamile karısı Zeynep’e aş sağlamak biraz da işe yaramak gayesiyle dağlarda imkânsız bir domuz avına çıkışı, domuzun kendiliğinden önüne gelip düşüvermesi ile başlayan talihinin sonuna kadar yaver gidişi, güzel karısının onun bu saflığına en güzel şekilde muhabbeti tam bir masal tadında, sonu gelmez soğuğun ve buzun içinde insanın yüreğini ancak böylesi bir masal ısıtır sanıyorum. 

Domuzun serbest kalan ruhunun köyde mahsur kalmış, komutanın kapatması olmuş Aysel’in ruhuna girmesi romanı gerçeklikten uzaklaştırmadığı gibi, baştan sona komada olduğu ve hiç hareket etmeden, hiç konuşmadan öylece yatıp durduğu halde önemli bir kahraman olabilmesi muazzam bir anlatıma işaret ediyor.  

Faruk Duman karı, kışı ve dağların buzunu öyle betimlemiş ki okurken üşüdüğünüzü hissedeceksiniz. Kitap baştan sona kadar karla, buzla bitimsiz bir soğukla bezeli. Öyle ki neredeyse her iki üç sayfada bir uzun doğa betimlemeleri olmasına rağmen hiç tekrara düşülmemiş olması 560 sayfalık bir roman için mucize kabilinde sayılır. Buralardaki güçlü anlatım İnce Memed’i çokca anımsattı. En az onun kadar lezzetli ve gerçeğe yakın olması nedeniyle ürkütücüydü doğrusu. Aman vermeyen dağlar, bitmek bilmeyen soğuk, kapalı yollar, çıkışı olmayan hayatların ipucuydu aynı zamanda.

Yalnızca insanları anlatmakla da kalmamış yazar. Kurduyla, kartalıyla, sincabı, kurbağasıyla bilumum dağ ve orman hayvanlarıyla birlikte otları, ağaçları sözün kısası bütün doğayı romanına kahraman yapmış Duman. 

Faruk Duman’ın kendine has yazım tarzı, “Ve” ile biten, “Ama” ile başlayan cümleleri, yinelemeleri de dikkat çeken başka bir husus. Başlarda yadırgansa da, her romanda olduğu gibi bir süre sonra yazarın diline alışmış olacaksınız.

Böylece, dönemi itibariyle politik, anlatımı itibariyle destansı, teması itibariyle bir köy/halk romanı ortaya çıkarmış Duman. Aynı zamanda Yaban, Sefiller çözümlemeleri ile bir edebiyat/düşünce kritiği de okumuş olacaksınız.

İyi okumalar dilerim.

edebiyathaber.net (29 Aralık 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r