Masthead header

Şule Toptaş’a 6 soru | Can Öktemer

En son okuduğunuz kitabın adı nedir?  İzlenimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Monika Maron’dan Animal Triste’yi okudum. Berlin Duvarı öncesi ve sonrası dönemde geçen, doğrudan politik olmayan bir aşk romanı. Yaşadığı ilişkiyi zamanın dinamikleriyle öyle derinlemesine analiz ediyor ki sadece aşk romanı demek yavan kalır. Anlatım biçimi ve espirili diliyle nefis bir kitap.   

Son okuduğunuz kitapta, en beğendiğiniz cümle ya da alıntı nedir?

“Elbette annemi seviyordum, ama hoşlanmıyordum ondan. Tanıdığım insanların arasında, anne babasından gelmiş olmaktan gerçekten hoşlananların sayısı çok az, onlara benzemek isteyenler daha da az. Tam tersine, tanıdığım insanların hemen hepsi, anne babalarına benzemek gibi bir doğal tehdit karşısında öyle dehşete kapılmışlardı ki, hayatları kalıtımla geçmiş özelliklerin etrafında yapılan bir slalom yarışına benzemişti.”

Yeni bir kitaba başlamadan önce arkadaşınızdan mı tavsiye alırsınız, kitap eklerinden mi yararlanırsınız yoksa tamamen sezgilerinizle mi hareket edersiniz?

Çoğunlukla yazara göre kitap seçiyorum, ama tavsiyeye de inanırım. Okurluğuna inandığım, güvendiğim kişilerin sayesine harika kitaplar okudum, okuyorum. Tanıtım yazılarını, kitap eklerini pek dikkate aldığımı söyleyemem.

Keşke bu kitabı ben yazsaydım dediğiniz bir kitap var mı?

Şule Gürbüz’ün o harika uzun öykülerinden birini yazmak isterdim. Şahane bir kitap okuduğumda okur üzerinde ben de böyle bir tat bırakabilmeyi umuyorum doğal olarak.

Yazdıklarınızı ilk olarak ne zaman gün ışığına çıkardınız ve ilk kimlere okuttunuz?

Okul yıllarından bu yana yazma isteği vardı içimde, uygun şartları ya da olgunluğu bulamadım sanırım, o yüzden resme yöneldim. Uzun süre yoğun bir şekilde resim yaptım. İlk kitabımı yazmaya başladığım andan itibaren yazmak ağır basıyor benim için. Kırık Hayatlar Evi ilk romanım ve ilk okuyan kişi de yayıncımdı.

Belirli yazma alışkanlıklarınız var mı? Gürültülü bir yerde mi yoksa sessiz bir ortamda mı yazmaktan hoşlanırsınız?

Yazarken gürültüden, etrafımda insanların dolaşmasından hoşlanmıyorum. Kafelerde ne okuyabiliyorum ne de yazabiliyorum. Müzik, yazdığım metnin duygusunu değiştirebiliyor, vermek istediğim duygunun değişmemesi adına dinlemiyorum çalışırken.

edebiyathaber.net (21 Ağustos 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r