Masthead header

Selçuk Aydemir’den: “Evrak Kürek: Sektörden Arkadaşlara Giriş 101” | Ceren Akay

“Hayat eğer seçenek sunmuyorsa soru sormuyor demektir. Emirdir bu derim. Ancak seçeneksiz kalınca doğru ata oynadığımdan olsa gerek…”

Geçtiğimiz günlerde Küsurat Yayınları etiketiyle Selçuk Aydemir’in yeni kitabı Evrak Kürek: Sektörden Arkadaşlara Giriş 101 raflardaki yerini aldı. Liseden Arkadaşlar’ı kahkahalar eşliğinde okumuş biri olarak koşa koşa kitapçının yolunu tuttum ve uzun süredir beklediğim kitaplardan birine kavuştum. Heyecanla açıp okumaya başladığımda Liseden Arkadaşlar’da olduğu gibi daha önsözde kahkaha atmaya başladım.

“Ulan hani art house sinemaydı, egonun maskeleriydi, benliğin dışavurumuydu, Tarkovsky idi. ‘Krem peynirimi verin,’ diye bağırma aşamasına nasıl geçtin! Entel Rejisör Bünyamin gitmiş, Bayburtlu Bünyamin çıkmıştı içinden.”

 “Hayat hayat değil lunaparktaki gondol, uçlarda yaşıyordum her şeyi. Film çekicem diye başlayan süreç hiç de tahmin ettiğim gibi gitmiyordu. F-16 mı? Kokpitini mi yeniden tasarlayayım? Olur. Ben görev adamıyım.” 

Sinema sektörüne giriş çabalarını tüm samimiyeti ve mizahi diliyle anlatan Selçuk Aydemir, on üç yaşında sinemada çikolatalı mısır satarak sektöre yaptığı iddialı girişle başlıyor kitabına. Ardından kısa film yılları, BuSe Yapım, kurguculuk, üniversite, askerlik, THY’de çalışma süreci, efsanevi istifa sahnesi, karlar altında çekilmeye çalışılan filmler derken okurunu kahkahaya boğuyor. 

“İstifa mektubumu tamamlayıp ertesi gün hayallerini kurduğum efsanevi istifa sahnesini canlandırıcaktım. Müdür odasına girince daha kahvaltısını yapmadan koştum ofisine, kapıya tekmeyi koydum… Evet hayallerimdeki efsanevi istifa sahnesi amirimin kapısına tekmeyi vurarak başlıyordu. O gazla nasıl abandıysam kapının cam kısmı indi aşağıya, sol bacağıma irice bir cam girdi. Her yanım kan revandı.”

Düğün Dernek, Çalgı Çengi filmlerini; Üsküdar’a Giderken, İşler Güçler dizilerini severek, bolca da gülerek izlemiştim. Ancak arka planlarında yaşananları, verilen emeklerin büyüklüğünü, yaşanan olayların absürdlüğünü okudukça, “Yok artık,” demekten kendimi alamayıp kahkahalarıma engel olamadım.

“Tavşan dağa göz kırpıyordu. Dağ hiç oralı değildi ama tavşan Sivaslı’ydı, o gazla o gece yazıp bitirdim Çalgı Çengi’nin senaryosunu.”

Kitaptaki bir diğer güzel şey de bölüm sonlarına konan QR kodlar olmuş. Bu sayede kitapta bahsi geçen kısa filmin hikâyesine konuk olduktan hemen sonra telefonunuzdan QR kodu okutarak kısa filmi izleyebiliyorsunuz.

“ ‘Sadi sigaran bizden, bir de öğlen üç çeyrek döner ısmarlarız ne diyon?’ dedi. Sadi yarım saat sonra bizim evdeydi. Burak’la çetin bir pazarlığa tutuştular, Sadi kolay ikna olacak bir adam değil, ayran da istiyordu.”

Selçuk Aydemir, Mahalleden Arkadaşlar ve Liseden Arkadaşlar’ın ardından üçüncü kitabı olan Evrak Kürek: Sektörden Arkadaşlara Giriş 101’de güldürürken bir yandan da sektöre yeni giren, girmek için çabalayan dostlarına öğütler vermeyi de ihmal etmiyor. Sinemaseverlere, senaryo yazanlara, film çekme sevdasına tutulanlara, sektöre girmeye çabalayanlara, stresli hayatına bol kahkahalı mola vermek isteyenlere kısacası herkese tavsiye edebileceğim, eğlencesi bol, her yönüyle muhteşem bir kitap olmuş.

“Sırf başkaları sever diye film mi yapılır? Kimse sevmese de önemli olan filmi yapanın sevmesi değil midir? O filmi yazarken, revize ederken, provalarda, çekimlerde, kurguda, renkte, müzikte, ses miksajında, DCP basımında ve galalarda toplamda belki yüzden fazla kez izleyeceksem, kusura bakmayın da perdede görmek istediğim filmleri yaparım.”

edebiyathaber.net (26 Şubat 2019)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r