
“Bilimkurgu modern dünyanın mitolojisidir.”
Ursula K. Le Guin
19.yüzyılda pozitif bilimlerdeki gelişmelere paralel bilimkurgu eğilimlerinin ve hikaye kalıplarının kullanımında büyük bir hızlanma görülmüştür. Geleneksel anlatılarla bir biçimde bağlantısını devam ettiren bu tür, onların modern uygulaması gibidir. Ursula K. Le Guin, bu bağlantıyı, “Bilimkurgu modern dünyanın mitolojisidir; halk hikâyesi, peri masalı ve efsanenin modern uygulamasıdır”[1] sözleriyle aktaracaktır. Bilimkurgu ve fantezi edebiyatının en belirleyici özelliği; sözü edilen mekân, canlı türleri ve diğer öğelerin her eserde kendilerine özgü özellikleri olmasıdır. Neredeyse tüm bilimkurgu ve fantezi edebiyatı eserlerinde doğaüstü olaylara rastlanabilir. Ancak bu tür, edebiyat dünyasında sevildiği kadar, birçok eleştirinin de odağı olmuştur. Hem edebiyat eleştirmenleri hem de okuyucular arasında fantezi, bilimkurgu edebiyatı eserlerinin insanları tamamen gerçeklerden uzaklaştırmak üzere yazılmış olduğunu düşünenlere sık sık rastlanır. Fantezi, bilimkurgu edebiyatının kişileri yeni dünyalarla tanıştırıp bir süre oraya misafir ettikleri doğrudur; ancak alternatif bir yol izleyen bu türler gerçeği hayal dünyasının zenginliğiyle yeniden kurarlar. Bu türün tüm eserleri bu amacı taşımasa da çoğunun gerçek dünyaya ilişkin eleştirileri, yorumları, mesajları vardır. Bülent Somay da Fantazi, Bilimkurgu ve Başka Meseleler[2] kitabında bilimkurgu ve fantezi edebiyatıyla ilgili bu tartışmalardan yola çıkarak türün etik ve politik yönlerini temel almış, dil ve içerik özelliklerini ayrıntılı bir biçimde aktararak yaygın kanının aksine, nitelikli derinlikli yapısını aydınlatmaya çalışmış. Metnin merkezinde insanın yalnızca biyolojik değil; etik, politik bir varlık olduğu fikri yer alırken, yapay zekâ tartışmaları, savaş olasılığı, kıyamet sonrası tahayyüller ve ütopya arayışları üzerine düşünülmüş; ayrıca insanın ne olduğu kadar ne olabileceği de sorgulanmış. İnsan toplumsal ve düşünsel olarak sürekli yeniden kurulan bir varlık olarak ele alınmış. Somay’ın bu kitabı edebiyat incelemesinin önüne geçerek adeta bir düşünce haritası oluşturmuş.
Somay, kitabının başında bilimkurgu ve fantezi edebiyatını anlayabilmek için bilimkurgu ve fantezi yapıtları arasındaki farklara dair tartışmaların onları belli bir kategoriye sokarak sınırlandıracağı, oysa çağın koşullarına göre fantastiğin bilimkurguya, bilimkurgunun fantastiğe dönüşebileceği açıklamış ek olarak mit kavramı üzerinde durarak mitlerin olaya dayalı tüm metinlerin temelini oluşturduğunu vurgulamış, mitlerin parçalanmış biçimleri olan masal, destan, gotik edebiyat ve seyahatnamelerin bu edebiyata olan etkisini ele almış.
Somay, her anlamda yaşamı baskılayan bu adaletsiz sistem ağında insanı başka bir dünya aramaya ve yeni bir dünya yaratma isteğine yönelten nedenler üzerinde durarak, bu yönelimde bilimkurgu ve fantezinin rolünü, “Olmuş olanı değil belki ama olabilecek olanı anlatarak gerçeklikten uzak kalsak da evrensel olanı ifade etme gayretimiz bizi hakikate yaklaştırır” sözleriyle aktararak belirtmiş. Ancak bu rolün de sadece nitelikli bilimkurgu eserleriyle yapılabileceğinin altını çizmiş.
Somay’ın özellikle üzerinde durduğu konulardan biri ise bilimkurgu ve fantezi edebiyatını edebiyat olarak kabul etmeyen eleştirmenlerin onu “kaçış edebiyatı” diye adlandırmaları olmuş. Bazı eleştirmenlerin kaçış kelimesiyle neyi kastettiklerini; ‘kaçış’ın yaygın kanının aksine eleştirilecek, küçümsenecek bir şey olmayabileceğini yine metindeki örnekler üzerinden sunmuş. Kaçış kavramını tartışarak üzerine düşündürmüş. Sorunun kaçmakla kalıp mücadele etmeyi birbirini dışlayan eylemler olarak görmekte yattığını belirtmiş.
Somay, kitabında ayrıca radikal bir alternatif, bir iç görü oluşturabilen nitelikli fantastik edebiyatın karşısında Harry Potter gibi eserlerin alt metinlerinde yatan cinsiyetçiliğin, hatta biraz daha kazındığında ırkçılığın bile yer aldığına dikkat çekerken, “İnsan Dediğin Nedir ki?” başlığı altında yer alan son bölümde de insanı ve onu insan yapan her şeyi yeniden anlamanın ve anlamlandırmanın gerekliliği üzerinde durup bunun için de en güvenilir kaynaklardan birinin, özellikle bugünü anlamak için fantastik olanın içinden yürüyüp geçen bilimkurgu ve fantezi edebiyatları olduğunu vurgulamış. Bilimkurgu ve fantezi türlerinin yaygın kanının aksine oldukça güçlü bir politik duruş temsili olduklarını, onların sunduğu umudun sahte bir umut olmadığı mesajını vermiş, hayal gücümüz için süregiden bir hayat vaadi, iyi bir araç, bir bilinç genişlemesi, bizlere muazzam ve karanlık bir arka planın önünde çok kırılgan ve çok cesur bir dünya sunduğunu belirtmiş.
Somay’ın bu özenle hazırlanmış titiz çalışmasından yola çıkarak bilimkurgu ve fantastik edebiyat nitelikli bir edebiyat mıdır, değil midir tartışmalarıyla zaman harcamak ve bu türleri bir tanıma sıkıştırmak yerine, onların zengin dünyasının akışını izlemek ve onları dikkatli okumalarla anlamaya çalışmak alternatif bir politik duruşun da önünü açacaktır. Tam da adaletsizliğin, şiddetin ve savaşların derin kriz yaratarak insanın, doğanın varlığını tehdit ettiği, insan olmanın ne demek olduğunu yeniden hatırlamanın çok önemli olduğu bu çağda.
[1] Ursula K. Le Guin, Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, der. Müge Gürsoy Sökmen ve Bülent Somay, Metis Yayınları, 2011.
[2] Bülent Somay, Fantazi, Bilimkurgu ve Başka Meseleler, Metis Yayınları, İstanbul, 2026.

















