Parlak Gece: Başka bir şey benim istediğim | Nüket Çağlar

Ekim 22, 2026

Parlak Gece: Başka bir şey benim istediğim | Nüket Çağlar

Hayat sizi zorladığı zaman ilgi alanınız başka şeylere yönelirse bir ipucu yakalarsınız soluk almak için… Kitap okurken, film izlerken ya da bir arkadaş sohbetinde sıradan bir cümlede kendiliğinden geliverir o nefes.

Mutluluk, çocukken elinize verilen bir şey. Hangi ailede doğdunuz ile de çok ilintili. Benim gibi küçükken kendi ailenizde de hep öteki olduysanız, mutlu olmamanın anlamını bilmeden büyüyen bir çocuksanız kalbinizin bir yarısı hep hüzünlü…

Bir sevgi, tek bir sevgi beni sardı küçükken sadece anneannemin sevgisi… Şimdi kendi hayatımı (elliye girerken) düşe kalka, ağlaya sızlaya, tek başına kurmaya çalışmak hiç kolay olmuyor.

Timaş Yayınları’ndan çıkan Güney Koreli Choi Eunyoung’un kaleme aldığı, Betül Tınkılıç’ın dilimize çevirdiği Parlak Gece romanını okurken tam da bu duygular içindeydim. Yeni bir işe başlayıp ayakta kalma arifesinde tanıştım Jiyeon’la ve özdeşleşmem hiç zor olmadı.

Çocukluğunda bir kez gördüğü anneannesini onun yaşadığı, yeni işi için gittiği şehre geldiğinde aramayı bile düşünmez Jiyeon. Çünkü yeni boşanmıştır, kocasının kalp kırıcı sözlerine buna karşın annesinin damadını savunması ruhunu yerle bir etmiştir. Bir iş dönüşü dairesine girerken yaşlı, tatlı bir kadınla karşılaşır ve anneannesi olduğunu utanarak anlar. Giderek öyle kuvvetli bir bağ oluşur ki aralarında mutsuzluğunu az da olsa yener; yeni düzenine yeni işine alışmaya başlar.

İşte tam burada dejavu duygusu yaşadım Jiyeon ile. Tatar göçmeni, akıllı, tüm mahalleye kapısı hep açık, herkesin “annesi”, anneannem roman kahramanı olup karşımdaydı sanki.

Kuzey-Güney Kore savaşını, bu savaşın yarattığı açlığı, zorluğu, şiddeti ama harika bir dostluğu en çok kadın dayanışmasını, direncini, kadın gücünü kuşaktan kuşağa anlatan; erkeğin gölgesinde ezilmeyen bu dört kadının hikayesinin anlatıldığı roman (anne-kız-anneanne-büyük nine) tam da günümüzde okunası bir metin.

Romandaki karakterlerin hepsi özel. Büyükanneden onun arkadaşı Saebi teyze ve Heeja’ya kadar. Tabii Hindistan’dakine benzer bir kast sisteminden gelen karakterlerin hayatlarını bu sistemin nasıl yıktığını da anlatmayı unutmamış yazar.

Yazarın sıradan insanları ve hayatlarını sade ama etkili cümleler ile aktarması okura derinden kavratıyor romanı. Sayfalar akıyor ve roman kafanızda yaşamaya devam ediyor.

Bir çocuğun nasıl bir ailede doğduğu o kadar önemli ki ben kendi ailemde öteki çocuk olmanın acısını Jiyeon’nın yalnız büyüyen, mutsuz bir çocuk olması ile öyle özdeşleştirdim ki yazarın müthiş bir mahareti bu diye düşündüm. Sinematografik yapısı da romanı böyle hissettiriyor. Bir yanı ile sizi parça parça ederken tıpkı bir film sahnesi gibi az sonra gelen sahne ile size güç veriyor.

Beni anneanneme götüren, yalnız kalırsan korkma bu kalabalığı hatırla diyen sese ulaştıran yazar Choi Eunyoung’a, akıcı bir Türkçe ile romanı dilimize kazandıran Betül Tınkılıç ‘a bir okur olarak sevgiyle teşekkür ediyorum.

Belki tüm bu yıldızların altında tüm mutsuz çocukların, kadınların, hayvanların (romanda onlar da var) buluştuğu harika bir yer vardır.

Şairin dediği gibi:

Başka türlü bir şey benim istediğim

Ne ağaca benzer ne buluta

Burası gibi değil gideceğim memleket

Denizi ayrı deniz havası ayrı hava

Nerde o gördüklerim nerde o beklediğim

Rengi başka tadı başka..(Can Yücel)

Yazar: Choi eunyoung

Çeviri : Betül Tınkılıç

Timaş Yayınları ,352 syf

Yorum yapın