Masthead header

Oppenheimer ve atom bombası | Serkan Parlak

Mesud Topal’ın Vicdan Bir Kara Kutudur –Robert Oppenheimer– Atom Bombasının Mucidinin Acayip Yaşamı Karakarga Yayınları Bilim İnsanları dizisinin ilk kitabı olarak geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Atom bombasını icat eden Alman asıllı Amerikalı fizikçi Robert Oppenheimer hayatı üzerine biyografik deneme diyebileceğimiz metin, nükleer savaş ihtimalinin sürekli dile getirildiği günümüzde, okuru dünya tarihinin en dikkate değer etik meselelerinden biri üzerine düşünmeye çağırıyor.

“Bu kitapta atom bombasının icat edilmesine yol açan olayları, yanık insan eti kokan dünya üzerinde yaşanan güç savaşların, devletlerin yıkıcı politikalarının gölgesinde araştırmalarını ve arayışını sürdüren bilim dünyasının karanlık prensi, atom bombasının babası J. Robert Oppenheimer’ın acayip hayat hikâyesini, zihinsel ve ruhsal tabiatını bulacaksınız,” deniyor kitabın arka kapak yazısında.

Kitabın giriş bölümünde Oppenheimer’ın çocukluğuna, ailesine, okuduğu okullara, eğitim hayatının dönüm noktalarına, ahlak anlayışına ve özetle öğrencilik yıllarına bakıyoruz. Adler’in etik anlayışından etkilenmesine karşılık bu bilim insanının nasıl olup da atom bombasını geliştirdiği meselesi temel çatışma noktalarından biri, belki de en önemlisi. Felsefe okumalarından hareketle öğrenme ve bilgi sevgisi, merak ve düşünme tutkusu, Oppenheimer’ın kişilik özelliklerinin merkez noktalarını oluşturuyor. Edebiyat, felsefe ve kimyada özellikle mineraller konusunda bu kadar iyiyken nasıl olup da üniversitenin son yılında fiziğe yöneldi? Harvard, Cambridge, bunalımlar ve sinir krizleri derken Bohr ile tanışması hayatının dönüm noktalarından birini oluşturuyor. Henüz yirmi beş yaşındayken otuz sekiz yaşına kadar geçecek olan süreçte Kaliforniya’daki bir üniversite ve teknoloji enstitüsünde yardımcı doçent oluyor. Büyük Bunalım ve peşi sıra yaklaşan II. Dünya Savaşı’yla, öncelikle Amerika toplumu hızlı biçimde, ardından inzivada hayat süren Oppenheimer ise yavaş yavaş değişiyor. Sonunda önemli bir dönüşüm noktası belirgin oluyor: “Atom bombası fikri Hitler’i durdurabilecek güçlü bir silaha sahip olma düşüncesinden kaynaklanmıştı. Ancak bu silah Hitler’in ve Almanya’nın değil, Japonya’nın kıyameti olacaktı.”

Vicdan Bir Kara Kutudur -Robert Oppenheimer- Atom Bombasının Mucidinin Acayip Yaşamı; bir taraftan özet nitelikte biyografik bilgiler, öte yandan Oppenheimer’ın edebiyat ve felsefe yazılarından alıntılanan epigraflardan hareketle Topal’ın özgün denemeler geliştirdiği metinler üzerinden kurgulanmış. İnsan, edebiyat, felsefe, bilim, eğitim, ahlak, devlet, savaş ve barış bir yazar olarak Oppenheimer’ın hayatı boyunca üzerine düşündüğü ve yazdığı temel izlekleri oluşturuyor. En büyük arzusu uzun uzun düşünerek, planlar ve hesaplamalar gerçekleştirerek, laboratuarda deneyler yaparak kuramsal sorunlara eğilmek ve nitelikli bilimsel yazılar yazmak olan Oppenheimer’ın deneme türünde yaratıcı yazılarından alıntılar her anlamda dikkate değer ve ilgi uyandırıcı nitelikte.

Oppenheimer, dünyayı yok edebilecek kapasitede bir silah icat etmeye nasıl karar verdi? Aslında neyin peşindeydi, aklında neler vardı? Yüz binlerce insanın acı içinde can vermesine yol açabilecek bir atom bombasına sahip olma fikrini nasıl benimsedi? Hiroşima ve Nagasaki’de yaşananlardan sonra vicdanının sesiyle nasıl baş etti?”

Mesud Topal’ın Vicdan Bir Kara Kutudur -Robert Oppenheimer- Atom Bombasının Mucidinin Acayip Yaşamı’nda yalın, akıcı ve duru bir dille yazdığı her bölüm özellikle etik sorularıyla zihin açıcı, öğretici ve açıklayıcı yaklaşımıyla merak uyandırıcı, yeni okumalara ve pratiklere yönelik uyandırdığı arzu nedeniyle ise bir tür işaret fişeği.

edebiyathaber.net (31 Ekim 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r