
1.
Eşikten geçişin kendine has bir bilinci var. O seçtiği —ya da rastgeldiği— Özne’nin ötesinde. Hayatta milimlik sapma. Dönüşmekte oluşun, imkânsız tekrarın vizyonu. Burkulan akış. Kafaya düşen saksı. Zaman harmanlayan sarsıntı. Karakter sanılan bir kurgu marifetinin alaşağı edilişi.
Kafasına estiğinde sahneye çıkar o. Yine orada. İşte. Yönümüzü değiştirsek de tam karşımızda. Hayatın orta yerine beklenmedik serilişini izletiyor bize. İdrakin kaçınılmazlığına mim koyuyor. İpleri elinde tuttuğunu belli etmeden âlemi kuklası kılmış bile çoktan. Muktedirlik fantazyasına nanik yapmakta beis görmüyor. Eğilip kulaklara irili ufaklı kıyametlerin müjdesini fısıldıyor. Kişiyi geri alınamazlığı ölçüsünde fırlatıyor.
2.
Biliyorum, eşikten zorunlu geçişin ertesinde sersemlik hakkı tanınmamışlığın sarsıntısıyla sendeleyecek İnsan Evladı. Neden o aynı zamanda Ben olmayayım.
Gelene eyvallah demiştin. Ne olacak şimdi? Kendimi azarlamaya hazırlansam da pekâlâ geri adım atmamayı seçmiş o karakter olabilirdim. Nasıl müdahale edecektim o zaman eğri büğrü oluşa. Buruşturulup atılışa çığlık işler mi?
Ah bu deli gönül. Kim ona söz geçirebilmiş. Şimdi mi uslanacak. Eşiklerden eşik beğenip bir türlü değişmeyen olsa olsa zavallılığına ağıt yakarak boğulur. Eh böylesine de yazık olur sonunda. Talan bir ömür. Ona tek bir ağıtçı tayin edilmeyecek. Efsane olamadan, masal boylamına geçemeden boyut değiştirecek. Üstelik çalışkandı. Ama hayatın tersine işledi; hem saati hem eylemi.
3.
Eşiği, hayatın ona göstere göstere attığı ilmeği görmezden gelen: Onun kadar işgüzar bir mezar kazıcısı görülmemiştir. Oysa bir de şu bencileyin yaşam arsızına bakın. Eşik bocalamalarını silkelemiş de öyle gelmiş sanki. Nasıl da rahat. Kimselerin kendisine yakıştıramadığı, cemiyetlere sığdıramadığı, masalara oturtamadığı bir hoppalık içinde. Şen sekişleri katliamlara siper. Kötülüğün ondan alacağı yok. Gamsız değil asla. Ama seyirmelerle can bulan sezgi tohumlarını korumaya almayı öğrenmiş kırılganlığından.
Aktarılması gereken hasada verilmiş sözü var. Onu dilinin ucunda gezdiriyor. Gücü böyle devşirmiş. Beklenmedik anlarda eşikler tarafından yoklanmasaydı güçlendiğinin farkına bile varmayacaktı.
4.
Öyle bir noktaya gelmiş ki; artık canını yakmaya kıyamayacak kıvamda. Bununla hayatlar kurtaracağına bahse girecek kadar da keskin. Örselenmişliklere dair söylemler en başta onu güldürüyor. Güldürmek hafif kalır. Felce vardıracak bir kahkaha tufanını ânında üstüne çeker. Kim rastlamış mizah yanı güçlü arabeske. Yine de yuvasını yapmaya hazır bir tabur üstüne üstüne geldiğinde bazı adımlardan medet umabilir. Neden olmasın. Bağımlılık trenini kaçırdığından olsa gerek esrime seanslarında fazla mesaiye yatkın. Hayatı kutsama ve kutlama faaliyetlerinde açık ara öne geçmiş.
Ferahfeza bir ayindir onun için düş ve gerçek yüzeylerin tavafı. Dünyanın hoyratlığından süzüp çıkardığı defineye yurt adını vermiş. İkameti göçebe.
Eşik meyvesini vermeye başladığında unutuşun bir hafıza zaafı olmadığına çoktan uyanmış olacak. Deriye işlemiş o bilincin elmasını kalbinin üstünde taşıyacak. Kelebeğin görünürlüğe gönül indirişidir bu. İmgenin gerçekle aşık atışı.


















