Masthead header

Nesibe Çakır’a 4 soru | Mehmet Özçataloğlu

1. Neden çocuklar için yazıyorsunuz? 

Hayatımızda özgür ve tasasız bir dönem varsa eğer, o çocukluğumuza aittir. Yaşamımızın o yıllarında sınırsızca hayal kurup, zihnimizde istediğimizi tasarlayabiliyorduk. Çocuk kitabı yazım sürecinde hikâyeyi kurgularken yarattığım her sahneyle o harikalar diyarına geçit açılmış gibi oluyor. Bu yüzden çocuk kitabı yazıyorum,  yazarken o süreç öyle eşsiz, coşkulu anlardan oluşuyor ki bunu yeniden yeniden hissetmek için yazıyorum.

2. Okuduğunuz ilk çocuk kitabı hangisiydi? Sizde ne gibi izler bıraktı? 

Tam hatırlayamasam da herhalde Grimm ve Andersen Masalları olmalı. Bir de Ayşegül serisinin resimlerini çok severdim. Ancak en kalıcı izleri Jules Verne bırakmış olmalı, çünkü biz çocukken  internet yoktu, televizyonda belgeseller yok denecek kadar azdı. Seksen Günde Devriâlem ile seyahat etmiş olurdum. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ın Nautilus’u benim olsun isterdim, beni istediğim her yere taşıyacak denizaltı şeklinde bir ev, zamanla buna tabii uzay gemileri de eklendi. Galiba bu yüzden bilimkurgu, fantastik ve distopya türlerinin benim için yeri bambaşka.

3. Bu kitabı keşke ben yazsaydım, dediğiniz bir kitap oldu mu? 

Tabii ki başta Jules Verne’nin yukarıda bahsettiğim kitapları gelir. Arkeolog olarak ise gönlümde tahtından inmeyen Asteriks çizgi roman serisini yazıp resimlemek isterdim. Eski Romalılar ancak bu kadar komik anlatılabilir. Küçük bir Galya Köyü onlara resmen ayar veriyor. Yaratıcıları R. Goscinny ve A. Uderzo’ya imrenmemek elde değil.

4. Çocuklara yönelik kitaplardan en son hangisini okudunuz? Kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca belirtebilir misiniz? 

Hayvanlar, karga, kedi veya köpek olsun kendilerine has karakterleri var. Konuşamasalar da sanki duygularımıza karşılık veriyorlar gibi. Ben de romanlarıma, öykülerime hayvanları dahil etmeden duramıyorum. En son Can Çocuk Yayınları’ndan çıkan İtalyan yazar Roberto Piumini’nin Binbir At Masalı’ okudum. Tarihteki ünlü atların hikâyesini masal gibi anlatmış. Yalın, laf kalabalığı yapmadan sürükleyip götürüyor.  En çok hoşuma giden kısımlar atların davranışlarını, duygularını komik bir anlayışla canlandırıyor olması. Bana sorarsanız tarihteki en ünlü atlar Truva Atı, Büyük İskender’in atı ve Roma’nın en korkunç imparatorlarından Caligula’nın senatör ünvanı verdiği atı. Artık zavallı at şanslı mı, şansız mıydı, siz karar verin. Michel Fuzellier’in her bir öykü için yaptığı resimler de bir o kadar yakışmış. 

edebiyathaber.net (9 Haziran 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r