Masthead header

Mücevherin Osmanlı’daki yolculuğu | Deniz Ada

Madenden ziynete giden yolun ihtişamıyla bezeli özel bir çalışma geçen günlerde meraklıların karşısına çıktı: ‘Osmanlı Döneminde Mücevher ve Ermeni Kuyumcular’. Yazarı, Arsen Yarman. Yazar çalışmasında Osmanlı döneminde mücevherat ve saray arasındaki ilişkiye odaklanıyor ve bu ilişki çevresinde karşımıza çıkan figürlerin de portreleri ile birlikte üstlendikleri işlevleri gözler önüne seriyor. Ortaya da böylelikle bir dönem portresi çıkmakla birlikte, mesleki anlamda da özel bir yerde duran kapsamlı ve kaynak niteliğinde bir çalışma çıkıyor.

Kitabını meşakkatli bir süreç sonunda hazırladığını vurgulayan Yarman’a bir kulak vermekte fayda var. Şunları söylüyor yazar: “Bu kitapla cevherin nereden geldiği, nerede işlendiği, mücevherin kimin tarafından ve nerede tasarlandığı, kimlerin bu tasarımları uyguladığı, ortaya çıkan mücevheri sarayda ve saray dışında kimlerin taktığı gibi konuları incelemeye çalıştık.”

Gerçekten de baktığımızda yazarın vurguladığı “meşakkat”, kitabın her sayfasında hissediliyor. Bu çabayı göstermeye niyet etmiş özel baskı ise çalışmanın ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha vurguluyor âdeta. Ciltli ve şömizli olarak büyük boy hazırlanmış kitap, özel kutusu ile birlikte aldı raflardaki yerini. Hemen her sayfasında yer alan görseller ise yazarın ele aldığı malzemeleri kanlı canlı olarak karşımıza getiriyor.

Yoğun bir arşiv çalışmasının ürünü Arsen Yarman’ın kaleminden çıkmış bu kitap. Genel çerçevede bakıldığında anlattığı aslında müthiş bir hikâye. Bir madenin yolculuğu diyebiliriz buna kısaca elbette ama bu yolculuğun son durağı saray olunca, hâlihazırda ihtişamın simgesi olan mücevheratın bu serüveni daha gizemli ve ilgi çeken bir hâl alıyor. Bu anlamda çıkarılışından işlenişine, aracılarından kullanıcılarına kadar bütünlüklü bir çerçevenin ortaya konduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda Arsen Yarman’ın özellikle üzerine gittiği mesele ise Ermeni kuyumcuların mücevherat sanatındaki rolleri. Yarman, Osmanlı arşiv belgeleriyle görsel malzemeleri bu çerçeve içinde bütünleştiriyor. Böylelikle Osmanlı’nın kendine özgü mücevhercilik-kuyumculuk üslubunun şekillenmesinde Ermenilerin oynadıkları önemli rolü arşiv belgeleri aracılığıyla takip edebilmeyi mümkün kılıyor çalışma. 

Kitapta, kuyumculuk zanaatının icra edilme koşulları da bu çerçevede gözler önüne seriliyor. Yarman’ın çalışmasını meslek erbabı için de nitelikli bir başvuru kitabı hâline getiren tam olarak bu. Ermeni ustaların zanaatte oynadıkları rolden yola çıkarak, mesleğin Osmanlı dönemindeki geçirdiği evrim de böylelikle ortaya konuyor. Yarman, ayrıca mücevheratta kilit roller üstlenmiş isimleri de belgeleriyle birlikte ortaya çıkarıyor. Böylelikle Osmanlı sarayının mücevheratla ilişkisini nasıl kurduğundan tutun da bu isimlerin saray çevrelerindeki rollerine kadar daha önce hiç ortaya çıkmamış bilgilere tanık oluyoruz.

‘Osmanlı Döneminde Mücevher ve Ermeni Kuyumcular’ kitabı, meraklısına ve çok zengin bir kaynak. Kitapla birlikte iki bin beş yüz fotoğraf, belge vb. görsel malzeme (mücevher fotoğrafları, mücevher çizimleri, kuyumcu mühür ve imzalar) kütüphanelerin en değerli köşesine yerleşecek. Sonunda Türkçe ve Ermenice birkaç farklı kaynaktan derlenen kuyumcu listelerine de yer verilen çalışma, geçmişi bugüne ve geleceğe taşıma noktasında çok önemli bir rol üstleniyor.

edebiyathaber.net (16 Kasım 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r