Masthead header

“Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık” raflarda

Renato De Fusco’nun “Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık” adlı kitabı, Fatma Erkman Akerson çevirisiyle Arketon tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Renato De Fusco’nun, ünlü çalışması “Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık” yayımlandı. “Mimarlık Göstergebilimi Üzerine Notlar” altbaşlığını taşıyan kitap, “Biçimi Olmayan İşlev”, “İdeolojik Kriz İçindeki Mimarlık”, “Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık”, “Kitle Kültüründe Eski ve Yeni”, “Yeni Bir Değerlendirme İçin Ölçütler” ve “Bir Mimarlık Göstergebilimine Doğru” başlıklı bölümlerden oluşuyor. De Fusco’nun kitabını Türkçeye Fatma Erkman Akerson aktardı. Türkiye’nin dilbilim alanında önde gelen bilim insanları arasında bulunan Fatma Erkman Akerson’un çevirisi, De Fusco’nun kitabının önemini daha da artırıyor. Akerson, De Fusco’nun çalışması üzerine şunları söylüyor: “İkinci Dünya Savaşından sonra, İtalya’da köyden kente göçün hızlanmasıyla, kentlerin mimari düzeni alt üst olmuştu. Pek çok yeni yerleşim alanı açılmış, ama bu arada eski kent bölgeleriyle yeni kurulan bu yerleşim alanları arasında birçok uyuşmazlık ortaya çıkmıştı. Yeni binaların yapılması mutlaka gerekliydi, ama bu binalarla eski binalar arasında nasıl bir denge kurulacaktı? Eski binalar korunmalı mıydı? Nasıl korunmalıydı? Bu sorunları kim çözecekti? Bu konularda topluma duyarlık kazandırmak için ne yapılmalıydı? Bu kitap, bu sorunları sergiliyor ve bu sorunları çözmek için, önce mimarlığın nasıl bir sistem olduğu anlaşılmalı, diyor. Mimarlığın anlamı nedir, anlamı yalnız işlevinden mi ibarettir, bu anlam geniş kitlelere nasıl aktarılır gibi konuları işlerken, İtalya örneğinden çıkıyor olsa da, Türkiye’nin büyük kentlerinin sorunlarına da ışık tutuyor.”

Arketon genel yayın yönetmeni Aykut Köksal ise, kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: “Ferdinand de Saussure, 20. yüzyıl başında dilbilimi yeni bir paradigmayla ele alırken, ‘yapı’ (structure) ve ‘göstergebilim’ kavramlarını öne sürüyordu. Yüzyıl boyunca, Saussure’ün temellerini attığı ‘dilbilim’ pek çok disiplin için yol gösterici oldu, mimarlık da bunun dışında kalmadı. ‘Yapı’ kavramının mimarlık üzerinden ele alınması, ‘tip’ ve ‘tipoloji’ kavramlarını gündeme taşırken, dil, anlam, iletişim konuları mimarlığın önde gelen sorunsalları arasına katılıyor, işlevselci paradigma sorgulanmaya başlıyordu. Bu bakış, İkinci Dünya Savaşı sonrasında -De Fusco’nun deyişiyle- yüzyıl başındaki “etik ve estetik tutarlığını” yitiren mimarlığın yoğun bir eleştiriye tabi tutulmasını getirdi ve 1960’ların kuramsal çalışmaları Modernizm sonrasını hazırlayan köşe taşlarını oluşturdu.  Örneğin Aldo Rossi’nin Şehrin Mimarlığı da De Fusco’nun kitabıyla yakın bir tarih taşıyor. Bu arada, Umberto Eco’nun, ‘Göstergebilim Araştırmasına Giriş’ alt başlığını taşıyan ve içinde mimarlık göstergebilimine ilişkin bir bölümün yer aldığı La struttura assente (‘Eksik Yapı’) başlıklı çalışmasının da aynı tarihlerde yayımlandığını unutmamak gerek. Kısacası, Renato de Fusco’nun çalışması, göstergebilim üzerinden bir mimari okuma sunarken, aynı zamanda mimarlık düşüncesinin belirleyici dönüm noktalarından birini işaretliyor.”

edebiyathaber.net (8 Eylül 2020)l

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r