Masthead header

“Kapadokya’da Çatra Patralar” tanıtım kokteyli yapıldı

Can Çocuk Yayınları ve TORAYA’nın sponsorluğunda, Japonya İstanbul Başkonsolosluğu ve yazar Etsuko Shindō’nun ortaklaşa düzenlediği “Kapadokya’da Çatra Patralar” kitabının tanıtım kokteyli, 14 Kasım Çarşamba günü  Gümüşsuyu’ndaki Japonya İstanbul Başkonsolosluğu Eski Ofisi’nde yapıldı.

Hem bu yeni kitabı kutlamak hem de bu vesilesiyle Türkiye ile Japonya arasındaki yayıncılık ve akademik alandaki ilişkileri pekiştirmek amacıyla düzenlenen kokteylde, Japonya İstanbul Başkonsolosu, yazar, Can Çocuk Yayınlarının yanı sıra basın, yayın ve akademi dünyasından isimler yer aldı.

Kapadokya’da Çatra Patralar, 2009 yılının sonunda Japonya’nın en önemli ve en büyük yayınevlerinden biri olan Kōdansha tarafından yayınlandı. 2010 yılında “Japon Kütüphanelerinin öneri listesine” giren kitap, Japon Dili ve Edebiyatı uzmanı Esin Esen tarafından Türkçeye aktarıldı.

Henüz başka bir dile çevrilmeyen kitabın ilk çevirisi Can Çocuk Yayınları tarafından Türkçe olarak yayımlandı.

Konusu Kapadokya’da bir “kaya otel”de geçen fantastik romanın başkahramanı, Kaya adlı 12 yaşında bir çocuktur. Otelde onu henüz bebekken bulup evlat edinen Ana ve Ata ile birlikte yaşamaktadır. Kışın otelin boş olduğu bir dönemde çıkagelen Japon ressam Yōko ve Finli arkeolog Mikko’nun da dahil olacağı bir dizi gizemli olay, bölgenin gelenekleri ve manzarasıyla bezeli olarak etkileyici bir şekilde anlatılmaktadır. Mikko dayısının isteğiyle otelde bulunan el yazması, dünyada sadece üç nüshası bulunan bir kitabı okumaya gelmiştir. Uzun ve karlı kış gecelerinde Mikko herkese bu kitabı yüksek sesle okumaya başlar. Bu kitapta, Kaya’nın “Çatra Patra” adını verdiği küçük insanlardan bahsedilmektedir. Bu insanlar, yaşadıkları kayalık vadinin dışına çıkamazken, dolunaylı gecelerde kaya tünelleri aracılığıyla zamanda yolculuk yapabilmektedirler…

 

Etsuko Shindō, 1961 doğumlu Japon yazar. Türkiye ve yakın Asya ile ilgili eserler veriyor. 1982’de ilk kez geldiği Türkiye’ye gönülden bağlanmış, 1985 yılında Kapadokya’ya gelerek, burada bir köylü kadınla ip eğirmesinden, boyaması, desen seçilmesine kadar her ayrıntıda çalışarak halı dokumuştur. Yaptığı bu çalışmada, bir yandan geleneksel Türk sanatını öğrenirken; köyde yaşayan kadınların nasıl düşündüğü, neler hissettiği, neler yaşadığını anlamaya çalışmak asıl amacı olmuştur. Yazarın kendi ifadesiyle bu anılar onun yaşamının en kıymetli anıları olmuştur. 1987 yılında Yörük hayatını incelemek için Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye’yi gezmiş, bu deneyimlerini “Çobanın Islığı Duyuluyor” adlı eserine aktarmıştır. Türkiye’yle kendisini bağlayan en önemli şey sevgidir; burada kalplerini kazandığı, sevdiği ve onu seven insanların sevgisi…

edebiyathaber.net (19 Kasım 2012)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r