Masthead header

Türk Edebiyatının Efsaneleşen Kahramanları (Kara Anlatı) çıktı

Dünya Edebiyatının Efsaneleşen Kahramanları – Kara Anlatı adlı kitabın devamı niteliğini taşıyan Türk Edebiyatının Efsaneleşen Kahramanları, iki bölümden oluşuyor.

Birinci bölümde, Türk edebiyatında eserlerinde uygunsuz kahramanlar (karşıt / anti-kahramanlar) yaratan yazarlara ve eserlerine değinilirken, ikinci bölümde Türk ve Dünya edebiyatlarında kadın yazarların, toplum ve aile içinde şiddetin her türlüsüne uğrayan kadınları ve onların trajedilerini eserlerinde nasıl yansıttıkları konusuna değinen “Edebiyatın Tekin Olmayan Sokaklarında Susku ve Çığlık” başlıklı yazı yer alıyor.

Bütün gece, bu nefretin, odanın duvarlarında yankılanan sesini dinledik. Duvarın gerisinde iki kişiydiler. Öfkeyle konuşan, bağıran, haykıran erkeğin sesine kadının hıçkırıkları karışıyordu. Hiddetle fırlatılan eşyaların çıkardığı keskin sesler doluyordu odamıza. Dayanılacak gibi değildi. ‘Tamiris,’ dedim, ‘bu adam öldürecek kadını.’ ‘Hayır,’ diyerek yanıtladı, serinkanlı, aldırmaz bir tavırla yüzüme baktı. ‘Nereden biliyorsun,’ demedim. O kadını öldürecek olan şeyin kendi içindeki tutku olduğunu biliyordum.-Sezer Ateş Ayvaz, “Tamiris’in Gözleri”, 2005: 38-

Sıkıca kavradığı kaşıkla ayağa kalkıyor. Sallanan bedeninin kontrolünü sağlamaya çalışıyorken, birden eli karşı çıkıp Evin Kadını’nın başına hızla iniyor. Bir daha, bir daha… Kadının saçları kızıla boyanırken çocuklar adamın elinden kaşığı zorla alıyorlar. Adam’ın eli bu defa Kadın’ın saçlarına dolaşıyor. Zayıf, küçük bedeni somyaya, yere, masaya çarpıyor. Melamin tabaklar yerlere saçılıyor, adam elinde kalan bir tutam kızıl renkli sırma saçı fırlatıyor.” -Tekgül Arı, “Hiç Kimseler Yok”, 2010: 309-

Baba yatakta homurtularla kımıldanıp uyanıyor. Karısının yanındaki varlığı ezinç veriyor içine. Ezinç yalnızca kabaran öfkesiyle duruluyor. Hâlâ sarhoş. Ruhundaki kötü erkek, karabasan ağlarını ilmekliyor. Kendi kokusu içini kaldırıyor. Tuvalete gidip geri dönecek. Kendi gölgesinden ürküp kaçmak istese de kızların odasına doğru seğirtiyor ayakları. Kaç kez yasaklamıştı kendine. Gündüz anılarına karışan bu karanlık sahnelerin bir sonu olsun istiyordu.” -Yasemin Yazıcı, “Son Otobüs”, 2008: 106-

 edebiyathaber.net (19 Kasım 2012)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r