Masthead header

Kadınlar! Her şeye rağmen yaşayanlar… | Burak Soyer

Olivia Ruiz’in kaleme aldığı Renkli Çekmeceli Şifonyer, İspanya İç Savaşı’nda faşist Franco rejiminden kaçmak için Fransa’ya sığınmak zorunda kalan ‘gönüllerin süper kahramanları’ kadınların, yaşama dört elle sarılarak mücadeleyle, trajediyle, aşkla, dayanışmayla hüzünle iç içe geçmiş hikayesini anlatıyor.

Olivia Ruiz aslında bir şarkıcı ve aynı zamanda oyuncu. Fransa Montpellier Üniversitesi’nde sahne sanatları eğitimi almış. Sonra BTS’ye (Yüksek Teknik Diploması) dümen kırmış. On beş yaşından itibaren tiyatro, müzik, dans eğitimi almış ve rock grubu Five’ı kurmuş. 2001 yılında katıldığı Star Academy’de yarı finale kaldıktan sonra grup, ilk albümünü yayınlamış. İkinci albümü ise bir milyon gibi rekor bir satış rakamına ulaşarak Ruiz’e 2007’de Victorie de la Musique’de Yılın Kadın Sanatçısı ve Gösteri kategorisinde ödül kazandırmış. Yan Pasaj Yayınevi etiketiyle yayınlanan Renkli Çekmeceli Şifonyer, Ruiz’in ilk kitabı. Gündelik olayların kendinde her zaman iz bıraktığını söyleyen Ruiz, içine işleyen hikayeleri tarihin bir tekrarı olduğunu düşünüyor. “Anlamaya çalışarak ve tabuları yıkarak sevdiğim herkesin ruhunu onaracak bir süper kahraman olabilmeyi çok isterdim,” diyen yazarın bir bakıma Renkli Çekmeceli Şifonyer’de bu hayalini gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Zira kitap 1936-1939 yılları arasında İspanya İç Savaşı’nda faşist Franco rejiminden kaçmak için Fransa’ya sığınmak zorunda kalan, ‘gönüllerin süper kahramanları’ kadınların yaşama dört elle sarılarak mücadeleyle, trajediyle, aşkla, dayanışmayla hüzünle ama iç içe geçmiş hikayesini anlatıyor.

Renkli Çekmeceli Şifonyer açılışını Fransa İspanya sınırını oluşturan Pireneler’de anneannesi Rita’nın cenazesine katılan Olivia’nın, Rita’nın yaşarken dokunulmasına kesinlikle izin vermediği şifonyerin bin bir anıyla dolu çekmecelerini gün yüzüne çıkarmasıyla yapıyor. Olivia’nın açtığı her çekmeceyle biz de seksen yıl öncesine gidip Rita’nın küçük kardeşi Carmen ve ablası Leonor ile yurtlarından göç edip geldikleri Fransa’daki ‘ne oralı, ne buralı’ hayatlarına konuk oluyoruz. Bir yanda ülkelerinde devam eden savaş, diğer yanda dilini hiç bilmedikleri bir yerde üç kardeşin kendi içlerinde verdikleri varoluş savaşı, genç kızlıktan kadınlığa geçişleri, kimlik bunalımları, aşkları bizi de onlarla beraber hem ‘içeride’ hem ‘dışarıda’ oradan oraya savuruyor.

Geçmişte kendi ailesi de İspanya İç Savaşı’na katılmış olan (kitabın sonundaki Cafe De La Terrase gerçekmiş mesela) Olivia Ruiz, sırtını hiçbir kazananın olmadığı savaşa dayadığı kitabında esasen her neyle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, ayakta kalan, nefes alan, yaşayan güçlü kadınların portelerini çiziyor. Nihayetinde bir kendini buluş yolculuğuna dönüşen kitap sade dili, doğal anlatımı ve gerçekle diz temasını sağlam temellerle kurmuş kurgusuyla okunmayı hak eden bir kitap.  

edebiyathaber.net (20 Haziran 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r