Masthead header

Ingvar Ambjørnsen’den çocuklar için yepyeni bir macera serisi başlıyor

Ödüllü yazar Ingvar Ambjørnsen’in Sezer ve Tozar serisinin ilki Çomar Amca’nın Mirası, Deniz Canefe çevirisiyle 8 yaş ve üstü için Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Çağdaş Norveç edebiyatının en sevilen yazarlarından, Beyaz Zenciler romanıyla uluslararası ün kazanan, bol ödüllü Norveçli yazar Ingvar Ambjørnsen’in kendi kedisi ve köpeğinden ilhamla kaleme aldığı macera, ilk kitabıyla şimdi Türkçede.

Kimler şehrin doğusunda, neredeyse hiç güneş yüzü görmeyen eski püskü bir evde yaşıyor? Kimler yağmurlu bir nisan günü hayatlarının ilk mektubunu alıyor? Kimlerin hayatı, varlığından haberdar olmadıkları bir amcanın mirasıyla tamamen değişiyor?

Cevap: Tabii ki SEZER VE TOZAR!

Tozar çirkin mi çirkin bir köpektir, Sezer ise karnı hep aç, kurnaz bir kedi. Yağmurlu bir nisan günü aldıkları mektupla, Tozar’ın amcası Çomar’ın ona Körfez Pansiyonu’nu bıraktığını öğrenen iki kafadar bavullarını toplayıp yola koyulur.

Çağdaş Norveç edebiyatının en sevilen yazarlarından Ingvar Ambjørnsen’in kendi köpeği ve kedisinden ilhamla yazdığı Sezer ve Tozar serisiyle yepyeni bir maceraya atılmaya hazır olun!

‘Çok antikasınız,’ dedi. ‘Çok ama çok antikasınız. Ne kadar antika olduğunuzu biliyor muydunuz?’

‘Bütün o gürültüden kafam şişmişti.’ Tozar doğruldu.

‘Uykunda pırt yapıyordun!’ dedi Susam kahkahalar atarak.

‘Hiç de bile!’ diye havladı Tozar haksızlığa uğramış bir tavırla.

‘Gelin şimdi,’ dedi Susam ve iki arkadaşı çekip kaldırdı.

‘Gelin de ne kadar usta olduğumu görün! Çabuk olun, eve gidip bir sürü balık yemem gerekiyor, yoksa ölürüm. Yarın yine geleceğim, saat tam yedide. Hadi, gelsenize, sizi sırtımda taşıyacak halim yok, ya!’

Resepsiyona geldiklerinde Sezer’le Tozar’ın ağızları şaşkınlıktan açık kaldı. Her şey pırıl pırıl temizlenmiş, ikinci kata çıkan merdiven tamir edilmişti.

‘Güzel olmuş, değil mi?’ dedi Susam neşeyle. ‘Hadi ama söylesenize, ne kadar güzel olduğunu söyleyin işte!’ ‘Çok güzel olmuş!’ dedi Sezer.

‘Müthiş güzel oldu!’ diye çığlık atan Susam merdivene koştu.

Yukarıya çıktıklarında Sezer’le Tozar’ın hayranlıkları daha da artmıştı. Tavandaki delik tamir edilmiş,

odalardan ikisi yenilenmişti. Bütün eve yayılan güzel bir talaş ve alçı kokusu vardı.

‘Bodrumda kırk sekiz kova beyaz boya var, ayrıca bir fıçı dolusu kuru mama ve bir yığın konserve,’ dedi Susam heyecanla. ‘Ben bir kutu sardalye yedim, sorun olmaz değil mi, söylesenize sorun olmadığını. Sorun olmaz, değil mi? Yarın gelip yeni camları takacağım ve her yeri boyayacağım! Ayrıca eski boruları söküp elektrik kablolarını değiştireceğim. Ne diyorsunuz?’

‘Binlerce teşekkür ediyoruz!’ dedi Tozar kibar bir tavırla.

‘Yuppii!’ diye bağırdı Susam. ‘Bana tomarla para borçlanacaksınız!’

‘O kadar parayı ödemeyi hayatta başaramayız,’ dedi Sezer.

‘Evet,’ dedi Susam neşeyle. ‘Hayatta başaramazsınız!’ Sonra gitti. Yemeğe geç kaldığı için kendisine kızdığını duyuyorlardı, ama sesi yavaş yavaş silinip yitti.

***

Dışarı çıktıklarında ilginç tırtıl verandanın etrafındaki parmaklığı ölçmeye girişmişti. Bedenini cetvel olarak kullanıyordu. ‘On yedi, on sekiz, on dokuz,’ diye mırıldanırken kıvrıla kıvrıla beyaz boyalı tahtanın üstünde ilerliyordu. ‘Yirmi, yirmi bir, yirmi iki.’ Yirmi altıya ulaştığında duvara kadar gelmişti. Defterinin sayfalarını çevirdi, yeni bir sayfanın en tepesine minicik sayılar yazdı.

Tozar hafifçe öksürdü. Tırtıl defterini kapadı, Tozar’a yan yan baktı. ‘Buranın yeni sahibi sen misin?’ diye sordu. ‘Evet,’ dedi Tozar. ‘Körfez Pansiyonu ihtiyar amcam Çomar’dan bana miras kaldı. Adım Tozar. Bu da Şirin!’ ‘Benim adım Bay Başbela,’ dedi tırtıl. ‘Vergi dairesinden geliyorum.’ ‘Nereden?’ diye sordu Tozar korkuyla. ‘Beni işitip anladığına eminim,’ dedi Başbela sert bir sesle. ‘Herkes vergi ödemek zorunda. Bütün yapıyı ve arsayı ölçeceğim, para kasana bir göz atacağım, sonra ne kadar ödemen gerektiğini hesaplayacağım.’

‘Hiçbir şey anlamadım ben bu işten!’ diye iç çekti Tozar. Şirin’e döndü. ‘Git, Sezer’i çağır!’

Şirin koşarak içeriye girdi, merdivenleri çıktı. ‘Kurtulmaya çalışmanın bir yararı yok,’ diye sözlerini sürdürdü Bay Başbela. ‘İyi ama benim neredeyse hiç param yok ki!’ dedi Tozar çatlayan sesiyle.

‘Herkes böyle der!” dedi Bay Başbela. ‘Ama beni kandıramazsınız.’

‘Ben hayatım boyunca hiç kimseyi kandırmayı beceremedim!’

diye öfkeyle havladı Tozar. ‘Çok denedim ama olmadı.’

Ingvar Ambjørnsen 1956’da Larvik, Norveç’te doğdu. 1981 yılından bu yana çeşitli alanlarda çok sayıda kitabı yayınlandı. Romanlar, polisiye romanlar, öyküler, çocuk ve gençlik kitapları ve makaleler kaleme aldı. 1986 yılında Beyaz Zenciler romanıyla büyük ün kazandı. 1997 yılında yayınlanan Gecenin Karanlık Sabahı kitabıyla eleştirmenlerin dikkatlerini üzerine topladı. Elling romanı ve onu izleyen Cennet Manzarası, Kan Kardeşler ve Beni Yarın Sev kitaplarıyla Norveç’in en çok okunan çağdaş yazarları arasına girdi. Değer görüldüğü edebiyat ödülleri arasında Riverton Ödülü, Brage Ödülü, Bokhandlerforening’in (Kitapçılar Birliği) verdiği “80’li yılların en iyi çocuk kitabı” ödülü, Riksmål Ödülü ve Bokhandler Ödülü sayılabilir.

edebiyathaber.net (28 Haziran 2018)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r