Masthead header

İlk Kitap: Mesut Barış Övün | Mesut Örs

İlk kitap söyleşilerimizin bu haftaki konuğu Alakarga Yayınları’ndan çıkan Salınımlar adlı romanıyla Mesut Barış Övün.

“Temelde bellek ve zamanla ilgili bir roman.”

Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Kitaplar hayatınıza nasıl girdi, “okur” olmaktan “yazar” olmaya giden yol nasıl başladı ve ilerledi?

İngilizce öğretmeniyim. Sakarya Üniversitesinde çalışıyorum. 

Kitaplar ve dergiler, yoğunlukları ve onlara ayırdığım süre zaman zaman değişmekle birlikte hep hayatımdaydı. Ama yazar olmaya giden yola biraz geç çıktım, diyebilirim. Oğlumun doğumundan sonra bir blog açtım ve yazmaya daha fazla zaman ayırmaya başladım. Sanırım asıl kırılma noktası öykülerimin dergilerde yayımlanmaya başlaması oldu.

Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma süreci nasıl gelişti, yazarken uyguladığınız belli rutinler veya ritüeller var mı?

Fikir -birkaç yerde anlattım- İshiguro’nun Günden Kalanlar romanını okurken aklıma düştü. O hikâyede baş uşak Stevens’ın kendine özgü bir konumu vardır. Onun içinde bulunduğu ruh durumu gerçekten ilginç bir insanlık haline işaret eder ve incelemeye değerdir. Çıkış noktası burasıydı, sonrasında Ishiguro’dan okuduğum birkaç röportajla fikir gelişti, serpildi. Romanın adı, içeriyle birkaç açıdan bağlantılı- ya da ben öyle olmasına çalıştım! 

Dosyayı bitirdikten sonra yayınevlerine ulaşma, başvuru ve dosyanın kabul edilmesi sürecinden bahsedebilir misiniz? Bu süreçte yaşadığınız zorluklar olduysa bunları nasıl aştınız?

Aslında benim birkaç dosyam vardı / var. İlk kitabım pekâlâ bir öykü toplamı da olabilirdi. Şartlar Salınımlar’ı öne çıkarttı. Zorluklarsa, herkesin zorlukları…

Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Ekseninde yarım kalan bir aşk hikayesi var. Temelde bellek ve zamanla ilgili bir roman. Bazı arkadaşlarım Salınımlar’ı okumaya ilk başladıklarında onun bir yaz kitabı olduğu izlenimine kapıldıklarını ama sayfalar ilerledikçe bu görüşlerinin değiştiğini söylediler. Bir grup insan ve aralarındaki ilişkinin öyküsü bu, anlatıcı zaman içinde gidip geliyor. Ama yazdığım hikâyenin-hafif arka planda da olsa- sosyolojik ve politik bir dokusu olsun, Türkiye’nin bitmek bilmez salınımlarını da bir şekilde hissettirsin istedim.

“İlk kitap” bir yandan “acemilik işi” gibi görülür ama bir yandan da kimi yazarların en önemli eserlerinin ilk kitapları olduğunu biliyoruz. Siz “ilk kitap” olgusuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

İşin acemi ve amatör yanı çok bariz, bu doğru. Farklı türden bir heyecan. Ama sorunuza tam bir yanıt vermek için sanırım birkaç kitap daha bekleyip görmek gerekiyor. Her hâlükârda, haklısınız, ilk kitap çok özel bir durum. Ona verilen emek, beklemek… Bu bakımdan, ilerde kitaplarımın sayısı artarsa, Salınımlar onların arasında benim için her zaman ayrı bir parlayacak.  

Yeni çalışmalarınız var mı? Varsa, kısaca söz edebilir misiniz?

Dediğim gibi, farklı türlerde birkaç dosyayla tetikteyim!

Yazar adaylarına tavsiyeleriniz neler olur?

Aslında yazar adaylarına söyleyebileceğim şeyler, yabancı bir dil öğrenmek isteyen veya yabancı dilini geliştirmek isteyen arkadaşlarımıza söylediklerimize çok benziyor. Ben, “Hocam, İngilizcemi ilerletmek için ne yapmalıyım?” şeklindeki iyi niyetli sorular karşısında önce biraz duraksarım. Çünkü özgün bir şey söylemek zordur. Yeni teknolojiler ve uygulamalar bir şeyleri hızlandırdı ama temelde yapılması gerekenler hep aynıdır: Çok okumak ve sık sık yazmak. Edebiyatta da böyle. Yazar adayları bunu bilir zaten. Üstelik tüm bunlar adaylık süreciyle de kısıtlı değildir. Bu da işin güzel tarafıdır.

edebiyathaber.net (6 Haziran 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r