Masthead header

Gökhan Akçiçek: “Şiirimin, adımdan bağımsız, anonim bir kaderi olmasını safça umuyorum.”

Söyleşi: Mehmet Özçataloğlu

Gökhan Akçiçek ile şiir ve “Güvercinim Süt Beyaz” adlı kitabı üzerine konuştuk.

Şiiri tanımlamanızı istesem, nasıl tanımlarsınız?

Şiirin tanımı her şaire göre farklılık arz edebiliyor. Şiirin fayda sağlayan, yaşamın şifrelerini çözen bir yanı olduğuna inanmıyorum. Şiir olsa olsa yaşamı çoğaltır, hislerimizin insanlığın ortak zenginliği olduğunu hatırlatabilir. Yani şiirin iyileştirici, kazanç sağlayıcı bir tesirinin olmasını bekleyemeyiz. Şiiri, yürüdüğümüz yolların üstünde beliren küçük mola yerleri olarak görebiliriz. Biraz soluklanır, sancımızın nerede olduğunu anlamaya çabalarız. Kötülüğün, bağnazlığın, nefretin hep var olacağı gerçeğini biliyoruz. Bu türden duyguların tesirinin mümkün olduğunca azaltmayı şiirin varlığıyla sağlayabiliriz.   

Hem çocuklara hem yetişkinlere şiir yazıyorsunuz. Aralarında fark var mı? Ya da hangisini yazmak daha zor?

İlk baştan bu yana hep “şiir” yazmaya çalıştım. Aradaki fark çocuklar için yazdığım şiirlerdeki kelime seçiminde daha da dikkatli davranmamdır. Çocuklar için şiir yazarken soyut kavramları yerinde ve dozunda kullanmaya gayret ettim. Devamında ise şiirin “iş görmesini”, vatan ve insanlık sevgisi dışında ideolojik söylemlere araç edilmesini uygun bulmadım. Dahası, genel kabul görmüş bu türden şiir yazma anlayışına mesafeli durdum. Bu yönüm ile de her hangi bir anlayış gurubuna bağlı kalmamayı, estetikten uzaklaşmamayı, şiirin edebi niteliğini göz ardı etmeyip dahası öne çıkarmayı, Türkçenin ses mimarisine önem vermeyi de yeğledim. Çocuklar için şiir yazmanın daha zahmetli ve özen gerektiren bir mesai olduğuna inanıyorum. Şiir de yaydan çıkmış ok gibidir, geri alınması imkânsız. Bu nedenle çocuklar için kaleme alınan her metin estetik bir yapıya büründürülmeli, çocuğun hayal dünyasına yeni renkler katmalı ve onun neşesini çoğaltmalıdır.  

“Güvercinim Süt Beyaz” güzel bir isim bir şiir kitabı için. Bir doğuş hikâyesi var mı?

“Güvercinim Süt Beyaz”dan önce, anılan dosyanın adını, Cemal Süreya’ya bir saygının ifadesi olarak “Neşesi Beyaz” koymayı düşünmüştüm. “Neşesi Beyaz” Süreya’nın bir şiirinin başlığıdır. Lakin soyut yönü daha belirgin olduğundan bu adı tercih etmedim. Belki gözünüzden kaçtı ama “Güvercinim Süt Beyaz” bir halk türkümüzün ismi. Çocukluğumun en güzel hatıralarından ve Aksaray yöremize ait olan o türkünün sözleri şöyle devam eder: Güvercinim süt beyaz / Yine geldi bahar yaz / Kurban olam Allahım / Seveni sevene yaz/ …  “Güvercinim Süt Beyaz” yazılış tarihi itibarıyla dokuzuncu şiir dosyamdı, lakin çocuklar için altıncı şiir kitabım olarak 2020’de yayımlandı. Şiir kitaplarımın hepsinde çocukluk mevsiminin hallerini şiirleşmiş olarak görebilirsiniz. Çocuğa herhangi bir ideolojiyi, didaktik söylemi sunmamaya çalıştım. Tek derdim çocuğun estetik beğeni düzeyini geliştirmek, erken yaşta şiir okuyucusu olabilmelerini kolaylaştırmak oldu. Anılan kitapta da içimdeki çocuğun seveceği şiirleri yazmayı murat ettim.    

Kitaptaki şiirler yumuşak, nahif ve sevgi üzerine yazılmış şiirler. “Kırıldığında kalbi yağmurun/duyan var mı?” diyorsunuz örneğin. Şiire giden yolda hedefiniz nereye varmaktır?

Çocuklar için şiir yazan bazı şairlerin derdi çocuğa “şiir yetiştirmek” oldu maalesef. Ben farklı bir yol izledim: çocuğu şiire çağırdım, diyebilirim. En başat ölçüm yazdığım şiirin bir edebi değer taşımasıdır. O metin edebi duyarlılığa erişmemiş ise, yazmamayı ve yayımlamamayı tercih ediyorum. Çocuklar için ilk şiir dosyamın oluşmasından (1992) 29 yıl, yayımlanmasından bu yana (1995) 26 yıl geçti. Bu süreç içinde çocuklar için altı şiir dosyası, bir anı ve iki de deneme dosyası yayımladım. Üç tane de şu an resimlenmesi bitmiş ve yayın sırasını bekleyen şiir dosyam mevcut. İlk dosyamdan beri yaygın olan “çocuklar için şiir” tanımlamasını değiştirmek, çocuğun estetik yanı ihmal edilmemiş metinlerle buluşmasını dahası “çocuğa yakışan” bir sesin ona karşılıksız bir armağan gibi sunulmasını değerli buldum. 

“Geçenlerde duydum/ iki şair konuşuyordu/ biri, sonu yok dedi/ bu işlerin.” Biraz daha açalım isterim burayı. Sonu yok ama sonsuzluğa giden yolda neler var?

Edebiyatımızda çocuklarla iletişimini hiç koparmadan sürdüren şairlerden biri olmayı benimsedim. Sokakta, yaşamın içinde, kırda, kentte ve eğitim kurumlarında hep çocuklarla irtibat halinde oldum. Şiir kitaplarımı yeri geldi çeşitli bahanelerle onlara hediye ettim, fikirlerini öğrendim. Beğenilmeyen hiçbir kitabımın ikinci baskısını yaptırmadım. Çocuğa sormadan dahası onun böyle bir talebi yokken, ona, ideolojik bir tavırla görev yüklemeyi gerçekçi ve sağlıklı bulmadım. Şiirin çocukla buluşmasını, onunla kendini var etmesini hayal ettim. Çocuğun, “şiirin müşterisi” değil çoğaltanı olmasını, onunla kendini tamamlamasını arzu ettim. Bu uzun bir yol… Yaşama katılmayan yapıtların uzun ömürlü olmasını bekleyemeyiz. Şiirimin, adımdan bağımsız, anonim bir kaderi olmasını safça umuyorum.     

Kitapta yer alan birçok şiirin kişilere ithaf edildiğini görüyoruz. Şiir yazarken güdülenmenizde katkısı var mı bu durumun?

Şiiri yaşama sunulmuş en büyük armağanlardan bir olarak gördüğümü daha önce de söylemiştim. Bu nedenle tanıdığım, yanımda yöremde bulunan çocuklara ve şair dostlarıma şiirler hediye etmeyi seviyorum. Dahası çocuklardan hep bu türden ricalar da alıyorum: Şair amca bana da şiir yazar mısın? Diye. Onları kırmamaya çalışıyorum.  

Şairin/ yazarın, okurlarının merak ettiği durumu sorarak bitirelim. Masaüstünde neler var, müjdesini verelim.

Şu an çocuklar için dört dosyam yayın sırasını bekliyor, üçü şiir, biri ise deneme türünde. “Neşeli Çiçekler Mevsimi” şiir dosyamı, Saadet Ceylan resimledi. 60 şiirin yer aldığı bir “çiçek name” sayabiliriz.  Karadeniz bölgesinin, yaşadığım coğrafyanın endemik bitki örtüsüne ve çiçek isimlerine şiirler yazdım. Bir diğeri ise aynı duyarlılıkta (ve sayıda) yani tabiat sevgisinin yoğun olduğu “Kalbinden Öpülen Nilüfer”. Onu da Serap Deliorman resimledi ve anılan bu dosyalarım UçanAt yayınlarında baskı aşamasında. Çocuklar için şiir dosyamın üçüncüsü olan ve Karadeniz coğrafyasının kuş zenginliğini gözler önüne sermeye çalıştığım ve bu yönü bir “kuş name” sayabileceğimiz “Kuğuları Çağıran Anne”yi ise Sibel Büyük resimledi ve Mahalle Mektebi Dergisi’nin kitap markası Loras’ın “Beyaz Bulut” çocuk kitapları serisinde bu ay içinde yayımlanmayı bekliyor. Son dosyam Çocuklar İçin Deneme türündeki “Sana Gülücük Nara Öpücük”ü ise, Milli Eğitim Bakanlığı Çocuk Kitapları dizisinden bu yıl içinde çıkmasını bekliyorum.  

edebiyathaber.net (12 Nisan 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r