Masthead header

Yazarın Odası: Sibel K.Türker  | Meltem Dağcı

Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar Sibel K.Türker’i, kızı Zeynep Ekin Türker ile  konuştuk.

1) Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?

 Annem yazılarını her zaman çalışma odasında yazar. Bazen masa başındadır. Sırtı ağrıyorsa koltuğa oturup dizüstü bilgisayarıyla çalışır. Hayatımızın her alanında olduğu gibi, annem yazı yazarken yaşanmış en eğlenceli anlarımız da köpeğimiz Kaymak’la ilgilidir. O bizim neşe kaynağımızdır.  Annem çalışırken genelde yanında oturmayı sever ancak kendini tutamayıp halıya kabahat işlediği çoktur.  Bir de odanın kapısının önünden geçerken hiç değişmeyen o manzarayı yakaladığımda gülüyorum. Annem yanına yiyecek bir şeyler, mesela kuruyemiş ya da bisküvi aldıysa hiç kurtuluşu yok. Sürekli yanına atlayarak çalışma sandalyesine tırmanıyor, ağlıyor mamalardan payını istiyor. Yemek dilenciliği yapmıyorsa ilgi arsızlığı yapıp okşanmak için dört dönüyor koltuğun etrafında. Bazen de annem çalışmasına hız vermişken hiç oralı olmayıp koltukta patilerini uzatmış uyukluyor. Bunlar gülümseten anlar. Annem birçok kitabını Kaymak’la yazdığını söylüyor ve “bende emeği çok” diyor. Belli ki yazmak gibi zor bir işte moral bir kaynak bulduğunu düşünüyor.

2) Annenizle yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?

Annemin en büyük ilgi alanı kitaplar ve okumak olduğu için herhangi bir konuda konuşurken aklına o konuyla ilgili bir kitap gelir ve ondan bahseder. Eğer o an okuyor olduğu kitapta ilginç bir bölüm, düşünce, cümle varsa benimle paylaşır. Yüksek lisans öğrencisi olduğumdan genelde akademik okumalar yapıyorum, bazen okuduğum veya yazdığım makalelerle ilgili bir şeyler anlatırım. İlgiyle dinler. Annem çok yönlü bir meraka sahiptir. Sanat, felsefe, genel anlamda siyaset ve dinler tarihi en sevdiği alanlardır.  Bilgiyi önemser, dolayısıyla akademik çalışmalara da ilgi duyar. Fuarlara ve söyleşilere katıldığı zamanlarda eve döndüğünde bu etkinliklere dair izlenimlerini de konuşuruz mutlaka.

3) Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?

Eğer bir resim ya da fotoğraf çağrışım uyandırmış ve aklında bir öykü fikrini oluşturmuşsa bana da gösterir ve fikrimi alır. Gençlere hitap edecek bir  yazı yazacaksa da gençlerin ilgisini neler çeker, hangi konular hoşumuza gider diye bunları öğrenmek için danışır. Dilbilgisi konusunda iyi olduğumdan yazdıklarında  imla hatası veya anlatım bozukluğu var mı diye bir göz atmamı rica eder. Böylece onun birçok kitabında önizleme yaptığım olmuştur. Çünkü kendisini bu konuda dağınık ve dikkatsiz bulabiliyor. Bir de yeni kitabı çıkacağı zaman yayınevi kapak tasarımlarını gönderdiğinde birlikte bakıp karar veririz.

4) Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?

Daha önce de söylediğim gibi annem çalışma odasından başka bir yerde yazı yazmaktan hoşlanmaz. Bu yüzden onu kafelerde bilgisayarını açmış yazarken göremezsiniz. Odası genel anlamda da evimiz onun mabedi gibidir. Zaten dış dünyada yazar görüntüsü vermekten kaçınır.

Aynı şekilde başkasının bilgisayarında da çalışamaz. Gündüzleri yazmaktan hiç hoşlanmaz. Genellikle geceleyin sessizlikte yazmayı tercih eder. Sanırım günün birikimlerini geceleri yazıya aktarmayı seviyor. Bu yüzden evde sesler durulduktan ve biz uyuduktan sonra yazısını yazar. Bir de kahve ve sigarasını yanından hiç eksik etmez.

5)   Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz? 

Annemin okuma listesi çok kabarıktır. Çoğu kez “okunacak çok şey var yetişemiyorum” diye yazıklanır. Sonra telaşını bertaraf ederek bir kitaba gömülür. Bazen de bir kitaptan diğerine atlar. Mesela felsefe kitapları ağır gelirse hoşuna giden bölümleri okuduktan sonra bir romana dönebilir. Romanların bazısından çok hoşlanmasa da bitirmeye çalışır. Aynı şeyi filmlerde de yapar. Sanat sineması sevdiğinden herkesin çok sıkıcı bulduğu filmleri tek karesini kaçırmadan izler. İnternette de edebiyat yazılarını, kitap eleştirilerini okumaya çalışır.

Bir süredir kadın yazarları izlemeye çalışıyor ve ardı ardına okuyor. Lou Andreas Salome ve Fatma Aliye şu an favori listesindekiler. Herta Müller ve Monika Maron’u severek okudu. Nietzche hakkında kalın bir inceleme kitabından sonra Haruki Murakami’nin “Mesleğim Yazarlık” kitabını da severek okuyor. Ünlü bir yazarın hayat ve edebiyat deneyimlerini basit ve mütevazı bir dille anlatması hoşuna gitmiş.

edebiyathaber.net ( 19 Mart 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r