Etkili bir feministin kitabı: “Şişmanlık Hakkımız”

Eylül 15, 2020

Etkili bir feministin kitabı: “Şişmanlık Hakkımız”

Virgie Tovar’ın “Şişmanlık Hakkımız” adlı kitabı, Füsun Özlen çevirisiyle Güldünya Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

ŞİMDİ O DİYETİ SESSİZCE FIRLAT VE YAŞAMAYA DEVAM ET!

2018 Yılında, en etkili 50 feministten biri seçilen Virgie Tovar’ın, Şişmanlık Hakkımız isimli kitabı artık Türkiye’de. Vücut görünüm uzmanı, eğitmen ve yazar olan Tovar, “Hayal kurmaya devam etmek yerine hayatımı yaşamaya başlamak istediğim için diyeti bırakmayı seçen 110 kiloluk bir kadınım. Üstelik son derece umutlu, diyeti reddeden, şişmanlığa olumlu yaklaşan ve kısa bluzlar giyerek Miss Piggy takıları takan bir feministim!” diyor.

Kalori hakkında konuşulmayan, birinin patates cipsine şeytan olarak bakmadığı, herhangi bir şeyin içinde ne kadar yağ olduğundan endişe edilmediği, daha ince olmayı istemeden bir tek gün yaşadığınızı hayal edebiliyor musunuz?

İdeal sayılan bedenler git gide küçülüyor, kilo verme ve zayıf kalma baskısı bir cendereye dönüşüyor. Bu ortamda bizlere, “Şişman kalmak hakkınız!” diyen birine ne kadar çok ihtiyacımız var. Virgie Tovar’ın şişman, cazip ve mutlu olmanın yollarını anlattığı Şişmanlık Hakkımız isimli kitabı artık Türkiye’de. Feminist teori, feminist politika, kadın hareketi, kadın biyografileri, tanıklık derlemeleri üzerine kitaplar yayınlayan Güldünya Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan kitapta, şişmanlık fobisi, içselleştirilmiş aşağılık duygusu, kilonun cinsiyetçilikle, kadın düşmanlığıyla, ırkçılıkla, sınıf ayrımcılığıyla ilişkisi gibi konulara değiniliyor.

Hayatını yaşamak için diyeti bırakmayı seçen 110 kiloluk bu kadın bedenlere eşit değer verildiği, yiyeceklerin ahlaki yargıdan uzak olduğu ve yaşam boyunca saygıyla sarsabileceğiniz bir dünya için aç. Kısa ve samimi bir dille, şişmanlık fobisini araştırıyor, cinsiyetçi moda kavramlarını sorguluyor ve diyet kültürünün en büyük yalanını reddediyor: Şişman insanların yaşamlarının en iyi kısmına başlamadan önce beklemeleri gerektiği.

10 YILINI DİYET KÜLTÜRÜNÜ YIKMAK İÇİN HARCADI

San Francisco’da yaşayan ve kiloya dayalı ayrımcılık, beden imajı, şişmanlık fobisi gibi konulara odaklanan Tovar, son 10 yılını diyet kültürünü ortadan kaldırmak, kilo damgasını toplumsal ve bireysel düzeyde sona erdirmek için çalışarak geçirdi. Şişman bir kız olarak büyüyen Virgie Tovar, vücudunun düzeltilmesi gereken bir şey olduğuna inanıyordu. Ancak yirmi yıl süren diyetlerden, sürekli suçluluk duygusundan sonra, her şeyi unuttu ve kendine bedenine güvenme özgürlüğü verdi. O zamandan beri, aynısını yapabilmeleri için başkalarına da yardım eden feminist ve aktivist yazarın, The Self-Love Revolution: Radical Body Positivity for Girls of Color (Kendini Sevme Devrimi: Beyaz Olmayan Kızlar için Radikal Beden Olumlama) adında bir kitabı daha bulunuyor. Tovar aynı zamanda insanların diyet kültüründen ayrılmalarına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmış çevrimiçi bir kurs olan Babecamp’ı da yönetiyor.

EN ETKİLİ 50 FEMİNİSTTEN BİRİ

2018’de Bitch Magazine tarafından en etkili 50 feministten biri seçilen Tovar, kendisini şöyle tanıtıyor: “Vücut görünüm uzmanıyım, eğitmenim, yazarım ve bunların yanı sıra gelişmekte olan şişmanlık araştırmaları dalında çalışan bir bilim insanıyım. Kişisel olarak büyük beden modacısıyım, şamatalı bir eylemciyim, kremalı hamur işi aşığıyım, dünya gezginiyim, bozuk ağızlıyım ve pedikür, leopar deseni, Şivava cinsi köpekleri severim ve mimoza, büyük güneş gözlükleri, küçük mayolar… Hitachi vibratörü olmadan yaşayamayan bir San Francisco bohemiyim. Aynı zamanda, hayal kurmaya devam etmek yerine hayatımı yaşamaya başlamak istediğim için diyeti bırakmayı seçen 110 kiloluk bir kadınım. Üstelik de ben, son derece umutlu, diyeti reddeden, şişmanlığa olumlu yaklaşan ve kısa bluzlar giyerek Miss Piggy takıları takan bir feministim!”

Kitabında, çocukluğunda büyülü ve eğlenceli bulduğu bedeninden neden iğrenmeye başladığına, bedeninin kendine ait olduğu duygusunu nasıl yitirdiğine, özgürlük ve merak duygularının yerini alan başarısızlık hissine ve başka kadınların hikâyelerine yer veren yazar, “Bu hikâyelerin suçluları kişisel gelişim, ilham ve sağlık gibi masum ifadelerin gölgesine sığınan bedensel utanç, şişmanlık fobisi ve diyet yapmaktır. Ancak bu fikirler birçok açıdan, özellikle bizim ülkemiz tarihinde çözülememiş olan ırkçılık, beyazların üstünlüğü, sınıf ayrımcılığı ve kadın düşmanlığı gibi daha büyük kültürel problemin belirtileridir” diyor ve ekliyor, “Size yalan söylendiği ve benliğinizin en değerli yanlarını parçalamaya çalışan kültürel baskılar olduğu ve bu şiddet sürecinin bedeli size ödetildiği için çok öfkelenmenizi istediğimi itiraf etmeliyim. Yalnızca kendimize yalan söylemeyi bıraktığımızda, başkalarının bize yalan söylemesini durdurabiliriz. Yalnızca yaşadığımız kendi gerçeğimize güvendiğimizde özgür olabiliriz.”

VIRGIE TOVAR KİMDİR?

Yazar, gazeteci ve aktivist olan Virgie Tovar, 2018’de Bitch Magazine tarafından en etkili 50 feministten biri seçildi. San Francisco’da yaşayan ve kiloya dayalı ayrımcılık, beden imajı, fatfobi gibi konulara odaklanan Togar, son 10 yılını diyet kültürünü ortadan kaldırmak, kilo damgasını toplumsal ve bireysel düzeyde sona erdirmek için çalışarak geçirdi.

İnsanların diyet kültüründen ayrılmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış çevrimiçi bir kurs olan Babecamp’ın kurucularından biri olan yazarın, The Self-Love Revolution: Radical Body Positivity for Girls of Color (Kendini Sevme Devrimi: Beyaz Olmayan Kızlar için Radikal Beden Olumlama) adında bir kitabı daha bulunuyor.

www.virgietover.com

Yayına Hazırlayan: Ayşe Düzkan

Kapak ve Kitap Tasarım: Mine Özalp

Sayfa Sayısı: 96

Fiyatı: 15 TL

www.guldunyayayinlari.com

NE DEDİLER?

LINDA BACON / Health at Every Size’ın yazarı: “Sert, tutkulu ve dokunaklı; Şişmanlık Hakkımız size ilham verecek ve devrim fitilini ateşleyecek bir manifestodur.”

JOANNA WALSH / Worlds from the Word’s End’in yazarı: “Kolay anlaşılır, neşeli, çılgın ve tamamen mantıklı”.

SARAI WALKER / Dietland’in yazarı: “Şu sözde “bedene yönelik olumlu algı” döneminde Virgie Tovar, ihtiyacımız olan radikal ses. Şişmanlık konusunda en iyi yazarlarımızdan biri ve şişmanlık aktivizminin öncü bir kişiliği olan Tovar, birçok kadının hissettiği halde her zaman yüksek sesle dile getiremediklerini ifade etme yeteneğine sahip. Bu yeni cesur kitabında Tovar, diyet kültürünün gerçek yüzünü, şişmanlığın keyifli olasılıklarını sergiliyor ve bize özgürleşmenin mümkün olduğunu gösteriyor.”

KELSEY MILLER / Big Girl’ün yazarı: “Virgie Tovar çağdaş aktivizm, medya ve feminizm alanlarında çok önemli bir ses. Kendi bedeninden ve hayatından kaynaklanan neşesini, baskıcı bir dünyada ifade ettiği haklı öfkeyle birleştirmesi gerçekten radikal bir davranış. Tovar, son derece nazik ve düşünceli olduğu halde lafı dolandırmıyor. Bağnazlığa karşı koyuyor ama saçmalıklarla uğraşmıyor.”

JESSAMYN STANLEY / Every Body Yoga’nın yazarı: “Virgie Tovar’ın bakış açısının ve kişiliğinin önemi abartılamaz. Biz, toplumun bedene yönelik olumsuz algıya olan bağımlılığını hep birlikte yeniden biçimlendirirken, onun sözleri evrensel olarak bedensel özgürlüğü savunanlara önemli bir rehberlik, açıklık ve destek sağlamaktadır.”

CHARLOTTE COOPER / Fat Activism: A Radical Social Movement’ın yazarı: “Virgie Tovar, esprili, samimi ve bilge olan harika bir kitap yazmış. Her sözünü yalayıp yutmak istiyorsunuz; bize, kişisel yazının ne kadar güçlü ve politik olabileceğini gösteriyor; enerjik ve pırıltılı bir kitap.”

JOY NASH / Oyuncu: “Şişmanlık Hakkımız size, kendinizi en akıllı arkadaşınızla plajda, nefis kokteyller eşliğinde bir gün geçiriyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Virgie Tovar sizinle iştah açıcı sırlar paylaşıyor ve devrimci fikirleri duygusal yoldan erişilebilir kılıyor. Okudukça, kendinizi başlangıçtan daha aydınlanmış, esinlenmiş, daha mutlu ve belki de daha öfkeli bulacaksınız.”ISABEL FOXEN DUKE / StopFightingFood.com’un kurucusu: “Virgie Tovar, politik yazında daha çok görmeye ihtiyacımız olan şeyi yapıyor: insan yanının her zerresini bizimle paylaşıyor. Onun net bir şekilde ortaya koyduğu şişmanlık karşıtı ön yargıların ve ‘diyet kültürü’ denilen toplumsal yapının tanımı, ana fikrini reddetmemizi zorlaştırıyor: sorun sen değilsin, sorun toplum. Tüm dünyanın bu gerçeği bilmesine son derece büyük bir ihtiyaç var.”

edebiyathaber.net (15 Eylül 2020)

Yorum yapın