Masthead header

Edebiyat müzemiz olacak mı? | Metin Celâl

“Edebiyat Müzesine Önsöz” serginin adı. MSGSÜ’nün Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılmış. Açılışına yetişemediğim sergiyi hafta içi bir öğleden sonra ziyaret ediyorum. Sergiden sosyal medya paylaşımlarından haberdar oldum. Heyecanlandım. Çünkü bu yıllardır hayalini kurduğumuz edebiyat müzesinin gerçekleşmesi yolunda atılmış çok önemli bir adım. 

MSGSÜ’ye önemli yazarlarımızın arşivlerinin bağışlandığını biliyorduk. Yazar Ayşe Sarısayın babası Behçet Necatigil’in kitaplığının bir kısmını 1987 yılında üniversiteye devredildiğini, 2015 yılında ise yine başka kitaplarla birlikte şairin çalışma masası, daktilosu, çalışmalarından el yazısı örnekler ve benzeri malzeme üniversiteye bağışlandığını anlatmıştı. Cevdet Kudret ve Edip Cansever’in ailelerinin de benzer bağışlar yaptığını biliyordum.

MSGSÜ Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi projesi olarak hayata geçirilen “Edebiyat Müzesine Önsöz” sergisinde Behçet Necatigil, Cevdet Kudret, Turgut Uyar, Tomris Uyar, Edip Cansever ve Sevim Burak’ın aileleri tarafından üniversiteye bağışlanan edebiyat arşiv ve müze malzemesi sergileniyor. Düzenleyicinin adına bakıp “Ahmet Hamdi Tanpınar niye yok?” diye sorabiliriz. Geçen yıl Beyoğlu Belediyesi’nin düzenlediği Ahmet Hamdi “Tanpınar” Sergisi’nde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü’ne bağışlanmış “Tanpınar Arşivi”ni  ve yazarın bazı eşyasını görmek imkânı olmuştu (bkz. Tanpınar’ın evinden Tanpınar sergisine bakmak! | Metin Celâl | edebiyathaber.net).

Tek Kubbeli Salonu’nun ferahlığında Necatigil’in masası, Cevdet Kudret’in el yazısı belgeleri, Edip Cansever’in mektupları, Tomris Uyar’ın çalışma masası ve Turgut Uyar’ın “Büyük Saat”i hemen dikkatimi çekiyor. Sevim Burak’ın odası içinse ana sergi mekanının altında, cam zemin sayesinde tepeden de görülebilen özel bir bölüm ayrılmış. 

“Bir edebiyat müzesi hayal ettik” başlıklı panoda “neden bir edebiyat müzesi”, “nasıl bir edebiyat müzesi” sorularına verilen cevaplardan sonra kurulması amaçlanan müzenin nasıl bir içerikte olacağı tarif edilmiş. “Türkçenin sanat eserine dönüştüğü bütün metinleri, o metinleri kurgulayan yazarı, o yazarı yetiştiren toplumu, kesintisiz akışıyla gösteren bir müze” hedefleniyor. Müze sadece salonlarında sergilenen belge, arşiv, imzalı kitaplar ve eşyadan oluşmayacak, fotoğraf, film, müzik arşivleriyle de dijital ortamda da izlenebilir olacak. Yani çağdaş müzecilik anlayışına uygun bir müze tasarlanıyor. 

Serginin kuruluşunda da bu ilkeler hayata geçirilmiş. “Şairin sesinden”, “Yazarlar anlatıyor” gibi başlıkları olan ekranlardan müze tasarısının dijital bölümlerine de ulaşılıyor.    

“Türk edebiyatının dönemlerini, başlıca temsilcilerini ve yapıtları tanıtacak çağdaş müzecilik anlayışında bir edebiyat müzesi bulunmamaktadır.” YÖK’ün Tez Merkezi’ndeki tek edebiyat müzeleri konulu tezde, Faysal İnan’ın 2018 tarihli Yüksek lisans tezinde dikkatimi bu cümle çekiyor. Gerçekten de az sayıda müzeleştirilmiş yazar evlerimiz var, Anadolu şehirlerinde müze teşebbüsleri var ama tanıma uygun bir edebiyat müzemiz yok. 

Yazar evleri de parmakla sayılabilecek kadar az. İstanbul Aşiyan’da Tevfik Fikret, Adam Mickiewicz, Sait Faik Abasıyanık, Yahya Kemal Beyatlı, Orhan Kemal ilk akla gelenlerden. Orhan Kemal’in Cibali’deki evi ise ilgi bekliyor. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi bir tramvay durağına bile büyük ustanın adını vermek istemez, ısrarlı taleplere duyarsız kalırken bu ilgiyi beklemek yersiz sanırım (bkz. Orhan Kemal durağında inemezsin! | Metin Celâl | edebiyathaber.net). 

Hüseyin Rahmi Gürpınar Müze Evi’nin içler acısı halini ise daha önce yazmıştım. Tüm taleplere rağmen Türk edebiyatının en büyük yazarlarından birine ait bu tarihi ev kaderine, yok olmaya terk edildi (bkz. “Hüseyin Rahmi’nin evi neden müze olmuyor?” | Metin Celâl | edebiyathaber.net). 

Gülhane Parkı içindeki Alayköşkü’nde yer alan Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi ise farklı bir içeriğe sahip. Bu tarihi öneme sahip binadaki kütüphanede başta Tanpınar İstanbullu yazarların bazılarının eşyaları da sergileniyor. 

İstanbul’a bir edebiyat müzesi kazandırma yolundaki en somut adım Türkiye Yazarlar Sendikası’nın  “Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği”. Bu müze projesinin başından geçenler ibretlik ve müze hayalleri kuran bizler için ders niteliğinde.  Şair mimar Cengiz Bektaş’ın başkanlığı döneminde Türkiye Yazarlar Sendikası “Türkiye’nin yazılı ve sözlü edebi birikiminin derlenip değerlendirilmesi” amacıyla Edebiyat Müzesi ve Belgeliği kurmak üzere çalışmalara başlamış. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurmuş ve Bakanlık ile yapılan bir protokolle 2002 yılında Yıldız Sarayı’nın bahçesinde bulunan Arabacılar Dairesi binalarında müze ziyarete açılmıştı. 12 yılda aralarında Nâzım Hikmet, Şükran Kurdakul, Enver Gökçe, Aziz Nesin, Cemal Süreya, Asım Bezirci gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin kitaplarının ilk baskıları başta olmak üzere daktilo, gözlük, kalem gibi yazı gereçleri, roman ve öykülerin ilk taslakları ve mektuplardan oluşan bir koleksiyon oluşmuştu. Ancak Kültür Bakanlığınca 2012’de TYS’ye protokolün iptal edildiği, müze için ayrılan alanın depo olarak kullanılacağı için boşaltılması gerektiği bildirildi. Müzedeki tüm malzeme ve arşiv kolilerin içine konup “Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği” için yer aranmaya başlandı. Olay basına aksedince bakanlık TYS’ye “müzedeki malzemeleri bize verin, biz koruyalım” teklifini yapmış. Bu müzedeki koleksiyonu çeşitli müzelere dağıtmayı önermişler. Bu teklif kabul görmeyince de Bakan Ömer Çelik’in talimatıyla İstanbul Adalar ilçesinde bulunan 3 katlı bir eski eser tescilli binanın restore edilerek, “Edebiyat Müze Kütüphanesi” olarak hizmete açılacağı bilgisi gelmiş. TYS bu teklife sıcak bakmış. Ama aradan geçen yıllar bakanlığın bu müze projesinin gerçekleşmeyeceğini göstermiş. 

Dört yıl boyunca kolilerde bekletilen müze koleksiyonu 14 Aralık 2018’de Söğütlüçeşme’deki Kadıköy Belediyesi Kemal Tahir Halk Kütüphanesi’nde iki küçük salonda açıldı. Zaman zaman yapılan bağışlarla koleksiyonu gelişen TYS’nin “Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği”ne bu yerin yetmeyeceği kesin. Bu değerli koleksiyonun da kurulması hedeflenen Edebiyat Müzesi’nin temel taşlarından en önemlisini oluşturacağını umuyorum. 

Edebiyat Müzesi için bir koleksiyon da Boğaziçi Üniversitesi’nde bulunuyor. Adalet Ağaoğlu, Leyla Erbil’in arşivleri ve özel eşyaları da orada. Ama Boğaziçi Üniversitesi Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi’nin kapatılıp koleksiyonların üniversite kütüphanesine devredilmesi pek iyi bir haber değil (bkz. Boğaziçi Üniversitesi Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi boşaltıldı (birgun.net)).   

İstanbul Üniversitesi’nde de önemli bir koleksiyon olduğunu tahmin edebiliriz. Çeşitli üniversitelerde, kütüphane ve kurumlarda dağılmış halde bulunan bu koleksiyonların tek bir çatı altında buluşturulması gerekiyor. Kalıcı bir müze kurulacağına inanıldığında birçok şair ve yazar ailesinin de bağışlar yapacağını biliyoruz. Tüm bu koleksiyonların kaybolup dağılmadan toplanıp görkemli bir müze oluşturulması mümkün. Yeter ki istensin. MSGSÜ’nün adımı bu açıdan çok önemli ve değerli.  

Türk edebiyatının büyük ustalarının çalışma odalarına girme imkânı veren “Edebiyat Müzesine Önsöz” sergisi 30 Kasım 2022 tarihine kadar Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi Tek Kubbe Salonu’nda gezilebilir.

edebiyathaber.net (9 Kasım 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r