Masthead header

Doğan Egmont editörü Esen Gür: “Editör elindeki metni en az yazar kadar sahiplenmeli”

Yurt dışındaki yayıncılarda her edebiyat türü için ayrı editörlerin görev aldığını öteden beri duyardık. Editörlük kavramı son yıllarda bizim dilimize de yerleştiği gibi, kitapların künyelerinde de yer buldu.

Sahi, kimdir editör? Yazan yazar, yayınlayan da yayıncıyken, editörlerin işi ne? Sorduk, anlattılar.

Konuğumuz, Dogan Egmont Yayınları’nın editörü, Esen Gür.

Editörlük nereden geldi aklınıza? Bir ideal miydi?

İngiliz Dili ve Edebiyatı okurken bir şekilde yayıncılık yapmayı aklıma koydum. Ancak tabii ki yayınevlerinin sistemi nedir, kimler ne iş yapar, bunları bilmiyordum. Öğrenciliğim sırasında yarı zamanlı olarak Ankara’da küçük ölçekte yayınevlerinde redaksiyon yaparak çalışmaya başladım. Daha o zamanlardan editörlüğün benim mesleğim olduğunu anladım ve başka bir işte mutlu olamayacağımın farkına vardım.

Dildeki etkinliğinizi nerede kazandınız?

Elbette lise ve üniversitedeki hocalarımın etkisi büyük ama sanırım dil hakimiyetinin çok ama çok okumaktan geçtiğini bilmeyen yoktur. Okumayı söktüğüm günden sonra çocukluğum boyunca elime ne geçerse okudum diyebilirim, gazete, dergi, kitap, broşür, hatta ambalaj yazıları!

Yazarlık atölyeleri gibi editörlük atölyeleri de var mı?

Bugüne dek bunu hiç duymadım. Editörlük, Türkiye’de henüz tam anlamıyla hakkı verilerek yapılan bir meslek değil. Bunda elbette Türkiye’de yayıncılık sektörünün batıya nazaran henüz emekleme aşamasında olmasının etkisi büyük. Yine de bir editörlük atölyesi, mesleğin farklı katmanlarını düşündüğüm zaman bana pek kolay bir iş gibi gelmiyor çünkü tek bir kitap editörlüğü yoktur aslında. Bu mesleğin pek çok farklı kulvarı var, redaksiyon, kurgu editörlüğü, dizi editörlüğü vs gibi. Bunların tümü aslında farklı editörlerin işi. Ancak bizde yukarıda belirttiğim sebepten, bunların çoğu yayınevlerinde tek bir kişinin omzuna yükleniyor.

Size gelen metinlerde değişiklik ya da düzeltme istediğinizde yazarların tepkisi ne olur? Önerilerinizi uygulamak yerine dosyasını alıp giden oldu mu hiç?

Bu, kendi içimizde çok tartıştığımız bir konu. Her yazarın elbette bir editöre ihtiyacı vardır, edebiyat eleştirmenleri, T. S. Elliot’ın “Çorak Ülke”sinin, editörü Ezra Pound’a çok şey borçlu olduğunu söylerler. Ancak tabii ki bu bir sınır meselesi. Yazarın oluşturduğu kurgu, karakter dönüşümü, üslup ve ton üzerinde değişiklik yapmanın bir sınırı var. Bir aşamadan sonra değişiklikler ve düzeltiler, metne tecavüze girer diye düşünüyorum. Üstelik bu bir düz mantık: bu kadar çok değişikliğe ihtiyacı olan bir metnin zaten en başta yayınevine kabul edilmemesi gerekir. Bu yüzden dosya seçiminde dikkatli olmak ve metnin ne kadar değişikliğe, düzeltiye ihtiyacı olacağını belirleyip dosyayı ancak bu aşamadan sonra yayın planına almakta ve yazarla anlaşmakta fayda var. Meslek hayatımda dosyasını alıp giden bir yazar olmadı hiç.

Siz önerdiniz, düzeltti ama olmadı, tekrar uyardınız düzeltti, olmadı… Kaç kez gider gelir bir dosya yazarla aranızda? Yayımlamaktan sonradan vazgeçtiğiniz dosya olur mu?

Bu, editörün metni yayınlamayı ne kadar istediğine bağlı diye düşünüyorum. Kitap editörü elindeki metni en az yazar kadar sahiplenmeli, metnin en iyi şekilde yayınlanmasının hem yazara hem de okura karşı birincil görevi olduğunu içine sindirmelidir. Bu yüzden bir metin sonsuz kere yazarla editör arasında gidip gelebilir, sonuçta amaç, ortaya iyi bir eser çıkarmaktır. Yazarda editöre karşı bir güven duygusu yerleşmişse eğer tüm bunların metnin iyiliği adına yapıldığını bilir. Yayınlamaktan bu yüzden vazgeçtiğim bir dosya olmadı ama içime sinmeyen işler oldu çünkü bir kitabın yayınlanma sürecinde tek faktör yazar-editör ilişkisi ve edit süreci değildir.

Çevirilerde, kitabın orijinalini de okuyor musunuz? Çeviri kitaplar üzerinde editoryal çalışma yaparken en zorlandığınız konular…

Kitabın orijinalini işin çok başında okumuş oluyorum çünkü zaten yabancı metinlerin, daha yayınevine ilk geldikleri zaman değerlendirme işini ben yapıyorum. Yayınlanmaya değer bulunduysa kitap için öncelikle en uygun çevirmeni bulmak gerekiyor. Ben buna çeviride ses uyumu diyorum. Yazarın üslubuna en yakın çevirmeni bulmak işin püf noktası. Bu ses uyumu olmadığı zaman çeviri üzerinde editoryal çalışma kat be kat daha zahmetli oluyor. Bunun dışında elbette çevirinin hakkını vermek var, Türkçe hakimiyeti iyi olmayan, yabancı dili yetersiz, o dilin inceliklerine vakıf olamamış bir çevirmenin çevirisi yayına hazırlama aşamasında bize büyük zorluk çıkarıyor.

Sizce bir editör her alanda editörlük yapabilir mi? Ya da şiir editörü, öykü editörü gibi ayrımlar mı olmalı? Hatta çeviri editörlüğü ile telif dosya üzerinde çalışmak da çok farklı değil mi?

Bütün bu saydığınız alanlar işinde deneyimli, farklı bir editör gerektiriyor çünkü bunların tümü farklı konsantrasyonlar ve farklı birikimler gerektirir. Belli alanda uzmanlaşmış ne kadar çok editör olursa yayıncılık sektörü de o kadar ilerler diye düşünüyorum.

Önünüze gelen bir dosyanın, başka bir kitaptan ayarsız esinlenme ya da alıntıyla dolu olup olmadığını nasıl belirliyorsunuz? Diyelim ki esinlenilen orijinal kitabı okumadınız, bilmiyorsunuz…

Bugüne dek yayınlanmış, gelmiş geçmiş bütün kitapları okumuş olamayız; hatta okumuş olsak bile bunların tümünü hafızamızda saklamamız da mümkün değil. Ancak hatırı sayılır oranda birkaç kütüphane devirmiş olmak gerek tabii, hayatında çok az kitap okumuş bir insanın editör olabileceğini sanmıyorum zaten. Bundan sonrası içgüdülerimize ve merakımıza kalıyor. Bu uslanmaz merak ve deneyimlerle birlikte gelen içgüdüsel yaklaşım sayesinde pek çok yakışıksız esinlenmeyi yakalayabiliyoruz.

İyi bir editör olmanın sizce olmazsa olmaz üç ölçütü…

Çok okumuş olmak, dinmeyen bir merak ve mükemmeliyetçilik.

Bir kitabın ilgi çekeceğine veya tutmayacağına nasıl karar veriyorsunuz?

Burada çok değişken var. Bir çoksatardan bahsediyorsak eğer zaten çoksatarların belli bir formülü vardır, her şeyden önce bu formülü taşıyor olması gerek. Bundan sonra iş, zamanın ruhuna kalıyor çünkü her formül her zaman ve mekanda işlemiyor. Doğru zamanda, doğru coğrafyada, doğru bir formülse eğer elimizdeki, kitabın bir çoksatar olması kaçınılmaz oluyor.

İşinizde karşılaştığınız zorluklardan birkaçı…

Benim karşı karşıya kaldığım tek bir zorluk var, o da zamansızlık. Borges’in dediği gibi, bir gün öleceğim ve hâlâ yeterince kitap okuyamamış olacağım.

Ülkemizde editörlük kurumu hangi aşamada? Sizce yeterli mi?

Ülkemizde yayıncılık yeterli aşamada değil, editörlük nasıl olsun. Bir gün kitaplarımızın standart baskı adedini 2.000’den 200.000’e çıkarabilirsek, o kadar sabit, düzenli okur olursa, ancak o zaman işte hem yayıncılık hem de editörlük belli bir seviyeye gelir.

Kendi özel zevkiniz için de okumaya zaman ayırabiliyor musunuz?

Açıkçası işimi özel zevkim olarak görüyorum, bu yüzden mesai saatinde de, akşam evde bir dosya okurken de, tatilde bambaşka bir kitap okurken de benim için bir şey fark etmiyor.

Kimi kitaplarda sinema dili ağırlıklı olabiliyor. Kitabı okurken “Bundan iyi film olur,” deyip sonradan sinemaya uyarlandığına tanık olduğunuz kitaplar var mı?

Artık ABD’de yayınlanan pek çok kurgu kitabın yayın haklarıyla birlikte film hakları da film stüdyolarına satılıyor. Bunların çok azı birer filme dönüşüyor tabii ama sinemada gördüğümüzde bizim için bir sürpriz olmuyor.

Siz de yazıyor musunuz?  Sizin metinlerinizin editörlüğünü kim yapsın isterdiniz?

Ben yazmıyorum. Yazmayı kafama hiç koymadığım için belki, bir editör de düşünmedim açıkçası.

En çok hangi kitabın editörü siz olmak isterdiniz?

Bir editör için ciddi bir meydan okuma olacağını düşünerek ve elbette bu meydan okumaya asla karşı koyamayacağım için James Joyce’un Ulysses’inin çevirisini hazırlamayı isterdim.

Aytül Akal, Cumhuriyet Kitap (11 Ekim 2012)

  • LEVENT UYSAL - 27/12/2012 - 16:25

    Merhaba,

    Ben bir roman yazdım 330 sayfa.Bir yayın evine gönderdim.Dört ay oldu dün aradım inceleme bir ay daha sürecek dediler.Beş aylık bir inceleme süresi normalmidir?İyiye işaretmidir?İlk kitap denemem biraz heyecanlanıyorum ama kitebıma çok güveniyorum.Beni bu konuyla ilgili bilgilendirirseniz sevinirim.Teşekkürler.cevaplakapat

    • Hande Savaş - 07/10/2017 - 14:20

      Kİtap yazıyorum ve bu benim ilk kitabım dolayısıylada editör ve yayın evine nasıl ulaşabilirim bilmiyorum yardımcı olur musunuz ?cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r