Masthead header

Category Archives: deneme

Sanatçı zaman ötesini arşınlayarak bazen olabileceklerle bazen de zamanının içinde gezinerek farkında olmadığımız gerçeklikle bizi karşı karşıya getirir. Sahip olduğu gözlem yeteneğiyle sanatın farklı tekniklerine başvurarak yapar bunu. Sanatın, sanatçının tek derdi sadece anlatmaktır. Bunu yaparak (her ne şekilde yaparsa yapsın) farklı deneyimlerin kapısını aralar bize. Bizim için de artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. […]

devamını oku »

‘Sanatçının yapıtlarını sev ama orada kal’ diyenlere inat yapıtın mimarını eserin içinde aramak, onunla bütünleşmek, onun karakterleriyle vücut bulan sesini duymak, onu yakınında hissederek tanımak ister bazı okurlar. Ben de onlardan biriyim sanırım. Bu nedenle okuduğum kitabın üzerine yazı yazmaktan alıkoyamam kendimi. “Okuma öğrenilmesi gereken bir faaliyettir. “der Nabokov. Her okurda okuduğunu sindirmeye hazır bir […]

devamını oku »

Brecht, “Biçimcilik Üzerine Notlar” [1] adlı yazısında şu noktaları öne çıkarmıştır: I Brecht’in vurgulamasıyla, “edebiyatta biçimciliğe karşı savaşım” büyük önem taşımaktadır ve salt bir “aşama” ile sınırlı değildir. “Edebiyatın toplumsal işlevini yerine getirebilmesi için,” söz konusu savaşım “bütün genişliği ve derinliği içinde” sürdürülmelidir. “Boş biçimlerin, hiçbir şey söylemeyen söylemenin” tasfiye edilebilmesi için, biçimler “toplumsal işlevlerinden ayrılamaz; onlardan […]

devamını oku »

Sıradan bir Mayıs günüydü. Cihangir’in denize kavuşan merdivenlerinden iniyor, basamaklara hücüm eden yeşil dallar sayesinde arsız baharın müjdecisi baharatlı kokuları içime çekiyordum. Bulutlar yükünü almış, şehrin başına toplanmışlardı ıslatmaya kararlı. Yağmur birazdan İstanbul sokaklarına ince ince yağacaktı. Geçmişin masal tadında olduğu zamanları bilmiyordum, ama bu masala birazcık olsun yaklaşabilmek için ucu bucağı olmayan şehrin eski […]

devamını oku »

Orhan Tüleylioğlu bu çalışmasında, kitap düşmanlığına ışık tutarken, kitap sevgisine, kitabın yaşamımızdaki yerine dikkat çekiyor. Okumadan, düşünmeden, öğrenmeden geçen bir ömrün gerçekten yaşanmış sayılamayacağını söylüyor. Kitabın gücünü belgeliyor. Tarih boyunca kitaba duyulan hınç, hiçbir nesneye duyulmamış. Diktatörlerin en büyük düşmanı kitap olmuş; önce okuma alanını daraltmışlar, olmamış yasaklamışlar, olmamış yakmışlar… Yalnız o kitapları yazan yazarları […]

devamını oku »

Yıl 1948. O günkü Pakistan hükümeti ülkedeki etnik grupların farklı dillere sahip olmalarına aldırmayıp bir karar alır. Tek bir ulusal dil olmasına karar verilmiştir; Urdu dili. Bu durum, ülkenin özellikle doğusunda yoğunlukta olan Bangladeşlilerin protestolarıyla sonuçlanır ancak her “kudretli” devlet gibi, zamanın Pakistan’ı da bu protestoları bastırmayı bilir. Fakat 1952’nin 21 Şubat’ında yapılan gösteride dört […]

devamını oku »

Batı’da, kitabını okuyup kapattığınızda bile etkisinden kurtulamadığınız hikayelerin bolluğuna karşılık, Türkiye’de korku edebiyatı pek gelişmemiş. Nedeni, korkularımızla yüzleşememiş olmamız. Buna karşın ‘Ölü Ciğeri Nasıl Yenir?’ gibi istisnai kitaplar da çıkmış… Ana teması ‘Şehir ve Korku’ olan İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali vesilesiyle korku türüne göz attık. Kim Newman’ın Dracula Günlükleri önceki haftalarda İthaki Yayınları tarafından yayımlanıp […]

devamını oku »

“…Kimi zaman dünyada olan biteni gördüğümde kendi kendime soruyorum: Neden yazıyorum? Ama çalışmak gerek, çalışmak. Çalışmak ve hak edene yardımcı olmak. İnsan kimi zaman gereksiz bir çaba olduğunu düşünse de çalışmak. Bir protesto, başkaldırı biçimi olarak çalışmak, çünkü baştan sona sefalet ve haksızlıklarla dolu bir dünyada her sabah uyanır uyanmaz yapılacak iş çığlık atmak olmalı. […]

devamını oku »

Gilles Deleuze ve Guattari‘nin  hayatın üç temel düşünce güçleri olarak gördükleri felsefe, sanat ve bilimin kabaca ”Felsefe Nedir” sorusuna verilen bir yanıtla işlerlik kazandığını bilakis tüm çalışmalarına ilham veren ”oluş ve yaratı” fikriyatıyla  birlikte düşünebiliriz. Birçok kuramcının aksine  (fazlasıyla kafa yorulan, birbirlerini tamamlayıcı olduğu öne sürülen ya da net tanımlamaların oldukça güç bir çabayı içerdiği […]

devamını oku »

Eskiden de asparagas haberler yayan yalancılar, ünlülerin kimliğine bürünen sahtekârlar vardı. Ama Twitter ve Facebook çağında, hem sayıları arttı hem de etkileri. Tehlikeli bir durum. Zira bir süre sonra tüm topluma genel bir kuşku ortamı hâkim olabilir. Geçtiğimiz günlerde, Gabriel Garcia Marquez’in sözde ölümü hakkında internette yüzlerce haber yer aldı. Hemen akabinde, aynı kaynaklar, haberi […]

devamını oku »

Yeni Ortaçağda “Mutlak Sahte” Umberto Eco’nun farklı zamanlarda yayımlanmış yapıtlarındaki denemelerden derlenen “Günlük Yaşamdan Sanata”, geçtiğimiz ay Can Yayınları tarafından basıldı. Açılış bölümünde, yaşadığımız çağın yeni bir ortaçağa çok yakın olduğunu, ancak böyle bir çağa ilk ortaçağdaki gibi hızlı nüfus düşüşü, şehirlerin terk edilişi, köylerde yaşanan kıtlık, iletişim güçlükleri, Roma yolları ve posta istasyonlarının çöküşü […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r