Masthead header

“Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!”* | Münevver Soylu

Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in hemen öncesinde kurulan ilk sosyalist partiler, Osmanlı Sosyalist Fırkası ve ardından aynı çevrenin kurduğu Türkiye Sosyalist Fırkası, 1910-1922 yılları arasında İstanbul’da faaliyet göstermiş; dönemin bütün ideolojik ve siyasi rüzgârlarından etkilenmiş, hem İttihatçı hükümetlerin baskılarına direnmiş hem de işgal ordularının denetimindeki İstanbul’da sosyalizmin “Osmanlı amele sınıfıyla” buluşmasına öncülük etmiş özgürlükçü hareketlerdir.

Mustafa Suphi ve 1920 Yılı ve Sol Muhalefet isimli kitapları da bulunan araştırmacı Hamit Erdem’in kaleme aldığı Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi  başlığını taşıyan kitap, son yıllarda yakın tarihe olan genel ilgiyi haklı çıkartacak karmaşık bir dönemi ele almakta ve Osmanlı Sosyalist Fırkası ve onun lideri Hüseyin Hilmi’nin yaşamıyla ilgili bu kapsamda en önemli çalışmalardan birisi olmaktadır.

Söz konusu dönem ve kişilerin bu boyutta şimdiye kadar ele alınmadığı beş bölümden oluşan bu kapsamlı çalışmada: “Osmanlı Döneminde İlk İşçi Hareketleri ve Tatil-i Eşgal Kanunu’nun Çıkarılması” (sf. 15-32); “Osmanlı Sosyalist Fırkası Kuruluşu ve Faaliyetleri” (sf. 37-101); “Osmanlı Sosyalist Fırkası Paris Şubesi Faaliyetleri ve Dr. Refik Nevzat” (sf. 105-126); “Türkiye Sosyalist Fırkası ve Faaliyetleri” (sf. 129-209) ile Belgeler bölümleri yer almaktadır. “Belgeler” bölümünde Osmanlı Sosyalist Fırkası gazete ve broşürlerinden örnekler bulunmaktadır.

Yazarın “Önsöz”de değindiği gibi, Osmanlı Sosyalist Fırkası deneyimi, uzun yıllar farklı tarihsel nedenlerle gerektiği şekilde değerlendirilmemiş ve neredeyse yüz yıllık emek tarihi açısından Türkiye’de pek çok ilkin yaşandığı bu dönem kimi önyargılara yenik düşmüş ve gölgede kalmıştır. Oysa genç yaşında öldürülen Hüseyin Hilmi ve bu kitabın konusu olan 1910-22 döneminin İstanbul ayağı, ülkemizde en az bilinen yılları kapsamaktadır. Kitap bu anlamda bir dönemin yeniden değerlendirilmesine bir çağrı yapması bakımından da önemlidir.

Kitabı incelediğimizde Osmanlı sosyalistlerinin; sorunlarının ne olduğu, neyle uğraştıkları, ne için mücadele ettikleri ve örneğin gazetelerinde hangi konuları manşete çıkardıklarına tanıklık ediyoruz. Yüzyılın başlarında Osmanlı aydınlarının ve Osmanlı sosyalistlerinin kabul edilmesi için mücadele ettikleri taleplerinin bir bölümü bugün gerçekleştiği, kanıksandığı ve tartışılmaksızın kabul gördüğü için dikkat dahi çekmemektedir.

Çalışanların haftada bir gün ücretli tatil yapması, sekiz saatlik işgünü uygulaması, bu gibi hakların hukuken ve kanunla belirlenmesi, idam cezasının kaldırılması, bir İşçi Bakanlığı kurulması vb. birçok konu günümüzde doğaldır. Oysa bunları ilk ortaya atanlar, devlet katında büyük bir direnç görmüş ve bunları savunanlar hapis, para ve sürgün cezalarına çarptırılmışlardır.

Programlarına yazdıkları kimi taleplerin ise bugün bile eskidiğini söylemek olası değildir.

Adaletin, eğitim ve sağlığın herkes için ücretsiz olması, herkes için basın ve örgütlenme hürriyeti, adil bir vergi düzeni, çocukların çalıştırılmaması, kadınların korunması, bütün çalışanların mesleki örgütlenme ve grev hakkı, din ve mezhebin kişinin özel meselesi olması gibi talepler ise yüz yıla rağmen hâlâ sonuçlanamayan sorunlar olarak Türkiye’nin gündeminde durmaktadır.

Kitapta o dönem çıkarılan gazete ve dergilerle ilgili çeşitli bilgiler de bulunmaktadır.

Osmanlı Sosyalist Fırkası’nın çıkardığı ünlü İştirak dergisi ve bu dergi İttihatçı Hükümetler tarafından kapatılınca birbiri ardına çıkarılan İnsaniyet, Sosyalist, Medeniyet, Beşeriyet ve sonraki yıllarda da İdrak gazete ve dergilerinin büyük bir bölümünün makale ve haberlerinin dökümleri ile bir kısmının içeriğine ait bilgiler kitabın bir başka özelliğini oluştururken dönemin basın dünyasıyla da ilgili bir kanaat oluşmasına da yardımcı olmaktadır.

Büyük bir emeğin ürünü olan bu kitapta Hüseyin Hilmi Bey’in, Osmanlı Sosyalist Fırkası “reisi” sıfatıyla çıkardığı İştirak gazetesine atfen “İştirakçi Hilmi”nin pek bilinmeyen yaşamı da konu edilmektedir. 1907’lerde İzmir’de liberal bir gazeteci olarak “Serbest İzmir”i çıkarmasıyla başlayan mücadelelerle dolu yaşamının, karanlık bir komplo sonucu öldürülerek sona ermesi ise başka bir yanıyla hazin bir aydın dramıdır.

Sürgün arkadaşı Refik Halit Karay’ın o günlere ait tanıklığı, Hüseyin Hilmi’nin bu renkli ve mücadeleci kişiliğini ortaya koyan tarihsel öneme sahip gözlemlerdir:

Yazar ise Hüseyin Hilmi’yi şöyle tanıtmaktadır:

“Hüseyin Hilmi Bey, nam-ı diğer ‘İştirakçi Hilmi’; kısa hayatına çok şey sığdırmış, çok çalışmış, çok yanlış yapmış, onu küçümseyenlerin de teslim ettiği gibi ‘gözünü budaktan sakınmayan’ bir özgürlük savaşçısı olmuş, uğruna mücadele ettiği ideallerinin ‘sosyalizm’le vücut bulduğunu gördükten sonra sosyalizme yaklaşmış, bu eşikten sonra her attığı adımda işçi davasına biraz daha bağlanmış, militan-eylemci yanıyla kendinden söz ettirmiş, İttihatçıların daima düşmanlığını çekmiş, İtilafçılar ve işgal orduları kumandanlarıyla tartışılan ilişkileri olmuş, gazeteleri kapatılmış, inatla yenilerini çıkarmış, defalarca tutuklanmış ve sürgün cezası almış, her defasında yine geri dönmüş, Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Türkiye Sosyalist Fırkası’nın reisi olarak tanınmıştır.

Gün gelmiş binlerce işçinin katıldığı 1 Mayıs gösterilerinde işçilerle beraber bandonun çaldığı Enternasyonal’i dinlemiş, binlerce işçi gözünde kahraman olmuş, ertesi yıl terk edilmiş, suçlanmış, yapayalnız ve parasız kalmıştır.

Çalışkanlığı, işçilere attığı nutukları, sürekli giydiği kırmızı yeleği, Türkiye Sosyalist Fırkası bayraklı kırmızı otomobili ve parlak günlerinde Divanyolu’ndaki Türkiye Sosyalist Fırkası binasının önüne diktirdiği kızıl bayrağı onun renkli kişiliğinden sonra anlatılanlardır.

Fotoğraflarla da desteklenen kitabın sonundaki “Belgeler” bölümünde konuya daha yakından bakmak isteyen okura Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Türkiye Sosyalist Fırkası’na ait tanıklıklar, kimi ilk defa günümüz Türkçesine çevrilen gazeteler de sunulmaktadır.

Bunların başlıkları kitabın değeri ve başka araştırmacılar açısından kaynak olması bakımından önemlidir:

Hüseyin Hilmi’nin Sosyalist Enternasyonal Cenevre Kongresi’ne gönderdiği rapor; Meslek dergisinde 1925 yılında Zeki Cemal imzasıyla yayımlanan “Türkiye’de Amele Hareketleri” başlıklı dört bölümlük yazı dizisi; İştirak dergisinin 3. ve 5. sayılarında yer alan “Sosyalistliğin Atisi” yazısı; Türkiye Sosyalist Fırkası / Osmanlı Sosyalist Fırkası broşürleri; “En Büyük Kuvvet”, “Sosyalistlik Nedir?”, “Sosyalizm ve Rehber-i Amele”, “Haraç Mezat Satıyoruz” başlıklı broşürler; Hüseyin Hilmi’nin çıkardığı ilk sosyalist gazete olan İştirak gazetesinin 1. sayısı; Gazeteci Ahmet Samim’in öldürülmesi vesilesiyle çıkarılan İştirak gazetesinin 17. sayısı olan, “Fevkalâde Nüshası”; Osmanlı Sosyalist Fırkası’nın programının açıklandığı İştirak’in 20. sayısı; Hüseyin Hilmi’nin 1919 yılı ilkbaharında çıkarmaya başladığı İdrak gazetesinin 1. sayısı; Hüseyin Hilmi’nin İştirak gazetesi sıkıyönetim mahkemesi tarafından kapatılınca onun yerine çıkarılan gazetelerden İnsaniyet’in 1. ve 2. sayısı; 1908 grevlerinin üç aylık dökümü ve “Emek Tarihi”ne ait iki belge, “1845 tarihli Polis Nizamnamesinin 12. Maddesi” ve “Tatil-i Eşgal Kanunu”.

Sonuç olarak Hamit Erdem’in yazdığı, Sel Yayıncılık’tan çıkan ve bugünlerde raflarda yerini alan Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi başlıklı kitap, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait emek ve demokrasi mücadelesine ait bir başvuru kitabıdır.

* Dönemin gazetesi İştirak’in sloganlarından.

Münevver Soylu – edebiyathaber.net (14 Ocak 2013)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r