Masthead header

Acının ve hazzın ikliminde… | Feridun Andaç

“Gerçek aşkta haz acıyı sağaltır.”

Lucretius

Pagan öfkenin dili yaban gelmiyor artık. Kadim zamanların öyküsünü günümüze taşıyan yazıtlar, tabletler, kitaplarda yazılanlara göre biçim almıyor insanlığın serüveni.

Bize kalan, taşınan tek şey hazzın ve acının arayışı.

Ölüme karşı hayatı savunma biçimi olan sanat da, yer yer bu ırmaklardan geçiyor.

Her çağın, her ülkenin acıyla yoğrulduğu zamanları vardır. Destanlar anlatır bunları, ağıtlara sinen, türkülerde dillenenler de her dem taşıyıcı olmuşlardır.

Şu da var ki; süren acı, sürüklenen haz artık aynı noktada buluşmuyor.

Roma’nın Colosseum’u uğultularını taşımış bir kez dünyanın dört bir yanına.

Acıyı, kıyımı, kanı şölen kılmış bir çağın uzağında görünsek de; o ses çoğalarak yayılmış bir kez yeryüzüne.

Unuttuğumuz Habil-Kabil öyküsü pagan inanışların da ikliminde boy vermişti bir zamanlar.

İskenderiye’de  dindar paganları  Serapion’da katleden fanatik Hıristiyanlar, bu yıkımı öfkeleriyle taçlandırırken hangi hazzın bayraktarıydılar acaba?

O acıyı derinden hisseden pagan şair Palladas şunları yazacaktır:

“Doğru değil mi öldüğümüz ve ancak görünüşte yaşadığımız,

Dara düşen biz Helenlerin,

yaşantımız öldüğü ve bittiği halde

biz hâlâ yaşadığımız için,

hayatı bir düşe benzettiği.”

Acı hazzın kardeşidir deme çağları ötede kaldı diyemiyoruz ne yazık ki!

Bugün, ağdalanmış bir dilin şarkısını söyleyerek öldürümü, şiddeti, kanı ve acıyı kanıtsatmak duyguları perdeleyerek bir varlığı adlandırma çabası insanlığın en eski dili, öfkesi, yaban düşüncesidir.

Oysa günümüzün uygarlığı ilkelliği bir geleneksel görü olarak tarihten silme savaşımında.

Yaşat ki yaşayasın.

İşte bu noktada insana/insanlığa söz gerek… Düşü, düşünceyi taçlandıran söz.

Bundandır Lucretius’un şiiri düşüncesinin iletiminde araç kılması, şu sözleri etmesi:

“İnsanı eğitmenin ödülü bu işte, yüce konularda.

Bağnazlık boyunduruğundan kurtarmaya çalışmanın,

Her şeyi Musa’ların kıvılcımıyla aydınlatan

Renkli ışınlarını bu türkünün karanlığa tutmanın.

Evet amaçsız değil benim şiirim.” (“Evrenin Yapısı”, Çev.: Turgut Uyar-Tomris Uyar)

Evreni kavrayış yolculuğuna bir çağrıdır Lucretius’un dizeleri.

Acıya bakmak, hazzın düşte düşüncede varlığını hissedip ayrımını görüp gözlemek için…

Bilmeli ki; öldürmek acıyı çoğaltır. Anlama/anlaşma iklimini çölleştirir. Bunu hazza dönüştürmekse içyıkımla birlikte ortak bir düşü küle dönüştürür.

Düşüncenin yaşama alanları açan atlaslarında gezinmek gerek bu kara örtüyü çekip alabilmek için hayatımızdan…

Feridun Andaç – edebiyathaber.net (22 Ocak 2019)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r