Her şeyin kararında olduğu tekinsiz bir estetik: Faruk Turinay’dan Alelade Bir Cinayet

Ağustos 26, 2026

Her şeyin kararında olduğu tekinsiz bir estetik: Faruk Turinay’dan Alelade Bir Cinayet

Faruk Turinay’ın Alelade Bir Cinayet adlı öykü kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

Bültenden:

Everest YayınlarıTürk edebiyatının özgün kalemlerinden Faruk Turinay’ın merakla beklenen yeni romanı Alelade Bir Cinayet’i okurlarla buluşturmanın heyecanını yaşıyor. Sait Faik Hikâye Armağanı ve Haldun Taner Öykü Ödülü kısa listelerine seçilen öykü kitaplarının yanı sıra roman ve oyun yazarlığıyla da tanınan, ceza hukuku doçenti Turinay, bu yeni eserinde edebiyatseverleri son derece çok katmanlı, labirentimsi bir anlatının içine davet ediyor. Editörlüğünü Tuba Nur’un, kapak tasarımını ise Hamdi Akçay’ın üstlendiği bu sarsıcı roman, alışılagelmiş polisiye ve cinayet edebiyatı kalıplarını yıkarak adalet, suçluluk, vicdan azabı ve insan doğası üzerine derin bir sorgulamaya girişiyor.
 
Roman, kendisini “aşırı kontrollü bir adam” olarak tanımlayan Mehmet Nusret Türkyılmaz adındaki sıra dışı bir katilin soğukkanlı ve sıra dışı itiraflarıyla açılıyor. Türkyılmaz, Farsçada ismi “güzel hayat” anlamına gelen eski bir dostunu, nikâh masasında arsenikli Süryani şarabıyla zehirleyerek öldürdüğünü en ince detayına kadar aktarıyor. Kendisinin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu sorgulayan bu karakterin sol kolunun altında taşıdığı şahsi defteri ise; ÖSYM şifrelerinden İtalya ve Dubrovnik gezi notlarına, Rope ve Funny Games gibi başucu filmlerinden banka kredisi hesaplarına kadar zengin bir zihinsel karakutuyu okura sunuyor. Ancak bu “alelade” cinayet, Turinay’ın kurduğu büyüleyici edebi labirentin yalnızca ilk kapısını aralıyor.

Kitap ilerledikçe anlatı dallanıp budaklanarak okuru farklı zaman ve mekânlardaki esrarengiz parçalarla buluşturuyor. Muammer Aksoy İlkokulu‘nun bahçesinde yaşanan ve arkasında anayasa hukukçusu Muammer Aksoy suikastının gölgesini barındıran tuhaf bir çocuk çarpışmasından, Karain Mağarası yakınlarında taşa kazınmış paleolitik bir günlüğe uzanıyoruz; Beşiktaş’ta gizlice faaliyet gösteren “Hassasiyetleri Artırma Teşkilatı”nın tarihi mektuplarından, Orinthia adında bir kadına yazılan ama asla gönderilmeyen duygu dolu edebi mektuplara savruluyoruz. Hatta Yenikapı-Laleli kaldırımında rüzgârla savrulan kurumuş bir yaprağın yirmi dakikalık felsefi fısıltılarına ve Taksim‘deki bir kafede kör bir söğüt ağacı ile sağır bir Ankara kedisinin hikâyesine ortak oluyoruz. Her bir fragman; insan belleğinin derinliklerini, yalnızlığı, zamanın her şeyi aşındıran gücünü ve görünmez bağlarla birbirine düğümlenen kaderleri incelikle işliyor.
 
Faruk Turinay, ceza hukuku birikimini ve edebi dehasını harmanlayarak okura sadece sürükleyici bir kurgu değil, modern insanın can sıkıntısını, varoluşsal korkularını ve anlaşılma arzusunu ele alan sarsıcı bir başyapıt sunuyor. Katil ile maktulün, suç ile cezanın, yalan ile doğrunun yer değiştirdiği bu kışkırtıcı romanda okurlar, “her şeyin kararında güzel olduğu” tekinsiz bir estetiğe tanıklık edecekler.

Kendi hayatımı yeniden hatırlamaya başladım. Her şey yeniden canlanıyor.
Bahçe orada. Bana yaklaşanlar benden uzaklaşıyor şimdi. Taş merdivenler daha soğuk. En son… İnce ama açıktan işitilen bir kırılma sesi duyuluyor.
Kendime benzettiğim genç adamın can çekişen ruhu beni terk ediyor.
Bu et benim etim değil, bu kan da öyle.
Yokum artık.
Yeniden yalancıyım.
Bir cinayet ne kadar alelade olabilir? Peki ya kahvede otururken yan masadan bir çakmak istemek ne kadar sarsıcı? Ya da bir okulda öğrencilerin koridorda çarpışması?
Alelade Bir Cinayet’te, anlatıcının hep aynı soğukkanlılık ve ciddiyetle aktardığı öyküler, hazır cevaplardan kaçınmanın yerinde olacağını ve bu sorulara her seferinde yeniden düşünerek cevap vermek gerektiğini düşündürüyor.
İster bir cinayet itirafı, ister kayalara kazınmış bir günlük, gönderilmeyen bir mektup ya da kurumuş bir yaprak olsun…
Faruk Turinay, bu yeni kitabında olaylara ve nesnelere yüklediğimiz değerler arasındaki sınırları absürt mizahın imkânlarıyla ustalıkla belirsizleştiriyor ve okuru sürekli yeniden kurulan ve bozulan anlamların ardındaki hayatın tuhaf yapısına bakmaya davet ediyor.

Yorum yapın