Masthead header

Tolstoy’un sürekli çeviri devrimi | Sabri Gürses

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Tolstoy bütün hayatını Moskova’nın biraz kuzeyinde, Tula bölgesinde bulunan Yasnaya Polyana adlı çiftlikte geçirdi. Çiftlik günümüzde hâlâ neredeyse onun yaşadığı zamanki haliyle korunuyor. Sovyet döneminde müzeye çevrilen çiftlik, bugün Tolstoy ailesinin kurduğu vakfın denetiminde. Çiftlik yılın her vakti dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Vakfı yöneten Vladimir Tolstoy ve eşi İrina, müze-çiftliği önemli bir kültür merkezi halinde korumak üzere, çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Tolstoy uzmanlarından Galina Alekseyevna’nın düzenlediği Uluslararası Tolstoy ve Dünya Edebiyatı Semineri bunlardan biri. Uluslararası üne sahip, Meksikalı Rusça-Yunanca çevirmeni Selma Ancira’nın Alekseyevna’yla birlikte düzenlediği Uluslararası Rusça Çevirmenleri Semineri’yse bir diğeri.

Ağustos ayı sonunda, biri iki yılda bir, diğeri her yıl düzenlenen bu iki seminer genellikle iç içe geçiyor. Bu yıl çevirmenler semineri 26 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. Seminer kısa süre önce ölen Yevgeni Pasternak’ın anılmasıyla başladı. Uzun yıllar Boris Pasternak’ın kültür mirasını koruyan Yevgeni, seminere geçmiş yıllarda destek vermişti. Geçtiğimiz yıllarda Pasternak’ın en hacimli biyografisi Rus yazar Dimitriy Bıkov tarafından yazıldı ve bu biyografinin Fransızca çevirisini yapan Hélène Henry-Safier  yeni yayımlanan çevirisiyle seminerdeydi. Üç gün süren seminerde otuza yakın sunum, çeviri atölyeleri, Rus şarkıları atölyesi ve film gösterimi gerçekleştirildi. Galina Alekseyevna, sunumunda Tolstoy’un ilk çevirmenlerinden olan Isabel Florence Hapgood ve Eilmera Mood’la Tolstoy’un inişli çıkışlı ilişkisini değerlendirdi. Çek eğitmen Eva Malenova Çek Cumhuriyeti’nde Tolstoy’un “Üç Ayı” masalının bir çok farklı şekilde uyarlandığını anlattı. Aleksandr Makarov-Vek Anna Karenina’nın üslup özellikleri, sözcük seçimleri üzerine konuşurken İtalyan şair Anneliza Alleva ve Bosnalı bilimkurgu yazarı Jarko Mileviç kendi çevirilerindeki kararları değerlendirme fırsatı buldu. İtalyan felsefe profesörü Candida Ghidini Tolstoy’daki ölüm temasıyla başka yazarların kurduğu ilişkiyi tartıştı. KGB arşivine ilk giren edebiyat araştırmacılarından olan Vitali Şentalinski’nin ve çağdaş şairlerden Lev Rubinşteyn’in şiirleri atölye çalışması oldu. Sabri Gürses, yazar Sabahattin Ali’nin Rus edebiyatıyla ilişkisini, Türkiye’de Rus klasiklerinin tarihini anlattı. Çek Cumhuriyeti’nden gelen Libor ve Milan Dvorak kardeşler klasiklerin yeniden çevirilerini gerekli kılan, güçleştiren durumları ele aldı. Kseniya Egorovna, Tatyana Şabayeva, Lena Kalaşnikova ve Lubinka Milinçiç çevirmenlik mesleği ve çevirmen-yazar ilişkisi üzerinde duran sunumlar yaptılar. Brezilya’dan Bruno Gomide kayıp bir çevirmen olan David Vıygotski hakkındaki bulgularını paylaştı. Almanya’dan Brigitte van Kann Tolstoy’un metinlerindeki çokdilliliği değerlendirdi.

Yasnaya Polyana etkileyici bir yer. Bu tuhaf çiftliğin korusunda gezinir, uzun akağaçların arasındaki patikalarda dolanırken insan Rus klasik edebiyatından kalma bir mekanı yaşamış oluyor: Puşkin’in Tatyana’sı, Turgenyev’in Bazarov’u, Gogol’ün Çiçikov’u ve elbette Tolstoy’un Andrey’i böyle mekanlarda dolandılar. Tolstoy gibi bir çiftlik sahibinin mirasının Rus kültürünün canlı bir müzesi haline gelmesi mucizevi bir olay aslında. Bugün Youtube’a girip bu çiftliğin görüntülerini seyretmek mümkün, fakat bu seyir orada olmanın tam duygusunu vermiyor hâlâ. Bir çevirmen için bu çiftlik sadece Tolstoy’un dünyasının kapılarını aralamıyor, bütün Rus klasik soyluluğunun dünyasını veriyor. Bu açıdan Selma Ancira’nın planladığından çok daha büyük bir iş yaptığını söylemek gerek: Rusça çevirmenlerinin genel bilincini yükseltiyor. Ve her yıl seminer sonunda bir başka Rus sanatçının başka bir şehirdeki müzesi ziyaret ediliyor. Bu yıl batıda kullandığı ismiyle Chagall ya da Rusça okunuşuyla Şagal’ın doğduğu Belarus’un Vitebsk şehrinde bulunan Şagal Müzesi’nin yöneticisi Lyudmilla Hmelintskaya çevirmenleri Vitebsk’e davet etmişti. Hmelintskaya Şagal Müzesi dışında Vitebsk Sanat Müzesi’ni ve ve Repin’in çiftliğini de gezdirdi. Ancira gezinin sonunda izlenimlerini soran Vitebskli gazetecilere biz çevirmenlerin Tolstoy’dan Şagal’a nasıl geldiğini şöyle anlatıyordu:

Biz edebi çeviri yapıyoruz. Okurlara kuru bir metin değil, aydınlık, renkli bir okuma sunmamız gerekiyor. Bu açıdan edebiyat ve resim birbirine yakın. Bir yaratıcı sözcükleri, diğeriyse renkleri kullanır.

Selma Ancira’nın isminin Türkçe gibi durması bir rastlantı değil: ataları Ankara’daymış vaktiyle ve Yunanca öğrenip Seferis’in şiirlerini ve Yordanidou’nun Loksandra adlı İstanbul’da geçen romanını çevirirken İzmir, İstanbul, Kapadokya seyahatlerinde Türkiye’yle bağlarını yeniden kurmuş; gelecek yıl Antalya’dan İstanbul’a kıyı seyahati yapmayı tasarlıyor. Hayat tesadüflerle örülü: 1908 yılında Tolstoy için “devrimi anlamasa da, eşsiz bir ahlaki cesarete sahip büyük bir deha” diyerek öven Trotski, devrimden sonra Meksika’ya kaçmak zorunda kaldı; şimdi Meksika’dan çıkan Ancira, Rusça çevirmenlerini toplayıp Tolstoy’un yanına götürüyor – sürekli devrim belki de bu olsa gerek.

Sabri Gürses – edebiyathaber.net (19 Ekim 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z