Masthead header

Yazarın Odası: Ayşe Nalan | Meltem Dağcı

Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar Ayşe Nalan’ı, eşi Adnan Saracoğlu ile konuştuk.

Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?

Hemen her zaman, yatak odasında üs kurup, diz üstünü, fetiş kitaplarını yanına yöresine döşeyerek, müsvedde için boş kâğıtları hazır ederek büyük bir gerilim ve ailenin kalan iki zavallı üyesi (oğlumuz İsmail ve ben) için gerilim içeren vakitlerde yazar. Anı olarak; boş bulunup bir şey söylemeye içeri girdiğimde yediğim fırçaları ya da şiir bittiyse lütfen fukara görüşüme başvurduğu kutlu dakikaları sayabilirim.

 Eşinizle yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?

Çok fazla şey paylaşırız. Ben şiir dükkânımı (yoğun şiir okuduğum dönem)  20’li yaşlarda kapadığım için şiir ve şairler hakkında daha çok onu dinlemekle yetinirim. Gene de ona Zarifoğlu, şiirimizin iki veziri (Özdemir Asaf, Asaf Çelebi) ve haylazlık abidemiz Metin Eloğlu kitaplarını aldığım için çok mutluyum. Felsefe, sosyoloji, tarih gibi sosyal bilim alanlarında bilmişliğime katlanmak zorunda kalır. Sanatçı ve eserinin ayrılıp ayrılmayacağı hakkında bitmek bilmeyen tartışmalarımız olur. Şiirin zirvelerinden Rimbaud’ya o toz kondurmazken, ben sürekli silah tüccarlığını öne çıkartıp kızdırmaya çalışırım eşimi. Ece Ayhan çoğu kez buluşma noktamızdır. Eşimi, William Blake saflarına çekme planım işe yaramış olacak ki, son zamanlarda fetiş kitapları arasına onu da aldığını görüyorum.

Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?

Bir yandan şiiri pek bilmediğimi düşünür, diğer yandan gözüme aklıma güvenir. Bir nevi “döviy misen, seviy misen” ikilemine sokar beni. Çarpıcı söz uydurma yeteneğime güvenip kimi zaman tek kelime, kimi zamansa çarpıcı bir imge yumurtlamaya teşvik eder. Bilgiye dayalı arka plan detayları için kapımı çalar. Onun tersliğine katlanmamızın vergi iadesi babında, oğlumuz İsmail’le birlikte onu sabote edip sıvışmalarımız da vakidir.

Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?

İlk sorunun cevabıyla ortak olacak kimi yerleri. Turgut Uyar’ın Büyük Saati, Ece Ayhan Toplu Şiirleri, Rimbaud, Lautreamont ve Füruğ elinin altında, aklının merkezindedir. Yapısökümcülerden Deleuze de felsefe kontenjanını doldurur. Kitapları baştan sona, sondan başa hızlıca tarar ve şiirini ateşleyici o cevheri arar. Duygu dünyasındaki gelgitler ve çökeltirlerle onları harmanlayıp, imge sağanağını başlatmaya çalışır. Kâğıda yazar, çizer bozar yeniden yazar. Ara gaz safhasında şöyle bir bakmam için beni huzuruna kabul ettiği de olur. Öfkelenmeyi ve söylenmeleri de ritüelin başına eklemenin bir sakıncası yoktur herhalde. Kavgasını, çatışmasını şiirini çatarken nadasa bırakacak değil ya!

Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?

William Blake’in resimlediği özel mi özel İlahi Komedya yanıbaşında duruyor nicedir. Sevim Burak’ın Yanık Saraylar kitabını da eksik etmiyor yanından. Deleuze’ün Diyaloglar’ı hemen onların berisinde. Dipnotlarla adeta yeniden yazılmış olan Alice Harikalar Diyarında baskısı son aylardaki başucu kitaplarından. Blake’in Vahiy Kitapları ve kıymetli dostumuz Sedat Anar’ın bizzat hediye ettiği Santurname kitabı çemberi tamamlıyor.

edebiyathaber.net (7 Temmuz 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r