Masthead header

Yazarın Odası: A. Nevin Yıldız | Meltem Dağcı

Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar A. Nevin Yıldız’ı, oğlu Ulaş Doğu Tahincioğlu ile konuştuk.

Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?

Eğer aklında bir şey varsa eline kalemi veya bilgisayarı geçirdiği her yerde yazar, mesela tatile gideriz denize girmek yerine sahilde bir şeyler yazar. Ya da odasına kapanır, balkona çıkar, parka gider. Hiçbir zaman aynı yerde uzun süre yazmaz ama her yerde yazar. Yazarken hepimizden ve herkesten kopuyor, ben buna çok şaşırıyorum. Konuştuğumda duymuyor, gürültü yapıyorum duymuyor, müziği açıyorum duymuyor. Mesela bir kere annem yazarken o zamanlar yeni sahiplendiğimiz kedimiz Harun çok küçüktü, boynuna oradan da kafasına tırmandı. Ve annem bir anda uyanır gibi oldu, kafasındaki Harun’u fark edip… Aldım ben Harun’u kafasından, o yazmaya devam etti. O an annemin ne yazdığını ve nasıl bir kafada olduğunu çok merak ettim.

Annenizle yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?

Genelde annem çok ilgimi çekmeyen şeyleri okumamı tavsiye ediyor bana. Mesela Kafka okuttu ve dedim ki en azından benim okuduğum kitaplardaki kahramanlar böceğe dönüşmüyor! Sevdim aslında Kafka’yı ama böceğe dönüşme fikri! Bazen annem benimle okuduklarımızı konuşmak istiyor, eğer havamdaysam çok seviyorum konuşmayı. Ne de olsa iki kişi isterse konuşma olur! Bazense sevmiyorum konuşmayı çünkü çok farklı şeyler okuyoruz. Annem Türkçe yazıyor, bense İngilizce yazmayı seviyorum çünkü Türkçede çok kural var, İngilizcede istediğin yere istediğin hızla ulaşabiliyorsun bence. Bunları, yani Türkçe ve İngilizce yazma deneyimlerimizi annemle çok konuşuyoruz. Yani annemle okuma deneyimlerimiz de yazma deneyimlerimiz çok farklı, ama konuşuyoruz bunları.

Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?

Aslında yazarken kopuyor, sadece bana “Git çatalları bulaşık makinasından çıkar!” gibi şeyler söylüyor arada. Yazarken ara ara gelip şöyle de bir karakterim var sence komik mi, ya da aklıma şu geldi yazsam olur mu diye soruyor. Ya da bunlarla ilgili komik şeyler anlatıyor. Ben de onunla bu karakterler gerçek mi diye dalga geçiyorum! Yani aslında biz annem o yazarken daha çok eğleniyoruz, komik ve sarkastik oluyor. Yazdıkları bana çok uzak geliyor, onunla benim çocukluklarımız ve hayatlarımız farklı, onun hikâyeleri çok komik ve çok başka bir dünya. Ama yazdıklarına bazen çok üzülüyorum. Yani hem komik hem de çok acı!

Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?

Annem yazmaya başlamadan önce evi toparlar, kahve yapar bir de eğer evdeyse evin içinde dolanır. Bazen de öncesi yürüyüşe gider. Okuldaki ritüellerini bilmiyorum. Ama tatildeysek veya dışarıdaysak yüzmeye ve yürümeye gider, sonra da müzik denler.

Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?

Şule Gürbüz’ün Kıyamet Emeklisi vardı. Sanırım çok uzun sürdü onu okuması, bir de okuyup okuyup o kitabı bana bir şeyler anlattı. Zaten bir kitaptan, filmden, insandan ya da olaydan etkilendiğinde tekrar tekrar anlatır, çok heyecanlanır hep. Bir de rastgele bir sürü akademik kitap, adlarını bilmiyorum. 

edebiyathaber.net (27 Ekim 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r