
“Şimdi çıkıp caddeye yürüyemem. Trafik lambaları durdurur insanı. Sağa sola bakarken magandanın biri gelip omuz atar. Ben daha ne olduğunu bile anlayamazken kulak kıkırdağında sayısız küpe olan kızın biri yan yan bakıp güler.”
Umut Varlı’nın Alakarga etiketiyle çıkan ilk öykü kitabı Annem ve Tel Örgüler okurla buluştu. Ankaralı bir yazar, Umut Varlı. Ankaralılık satırların içine sinmiş, kendini alttan alta hissettiriyor. Bir grilik, bir pus var öykülerde ama asla umutsuzluk yok. Tıpkı Ankara gibi. Ankara’nın kalabalık caddelerinde, insana tekinsiz hissettiren varoşlarında geçen küçük hikâyeler, son derece yalın ve özenli bir dille karşılıyor sizi. Kahramanlarını orta – alt tabaka diyebileceğimiz kesimden seçmiş, Umut Varlı. Kahramanlarının geçmişinde, hatırladıkça insanın içini bir çengelli iğne gibi kanırtan anılara odaklanıyor. Bu iğneler de genelde hep olageldiği gibi aile içi travmalar oluyor.
Son zamanlarda öykücülüğümüz, bireyi odağa alan, iç sıkıntılarını, açmazlarını geniş geniş tartışan ve çok başarılı örneklerine tanık olduğumuz bir atılım içinde. İletişim kanallarının akıl almaz kertelerde hızlanması ve çeşitlenmesinin bir sonucu olarak günümüz insanının kafasını akıllı telefonuna gömüp kabuğuna çekilmesiyle at başı bir durum bu. Yazar dediğin sonuçta antenlerini dünyaya çevirmiş, etrafında olan bitenden beslenen, topladığı verileri işleyip dönüştüren, bir sanat estetiği ile aldığını topluma geri verendir bir bakıma. Kabuğuna çekilmiş, iç sıkıntıları ile boğuşan koca bir toplum haline geldik. Hal böyle olunca, öykücülerimizin de bu koca yumağı bir ucundan tutup kendi meşrebince bir çıkış yolu araması kaçınılmaz. Bu çeşitlilik öykücülüğümüzü sürekli diri tutuyor. Kırklı ellili yıllardaki toplumcu dinamik nasıl bir patlama ile öykücülüğümüze altın bir dönem yaşattıysa, şimdi de teknolojinin iteklemesiyle içine çöken bireyi merkezine alan öykücülüğümüz benzer bir atılım içinde.
Tekrar sevgili Umut Varlı’nın Annem ve Tel Örgüler’ine dönecek olursak; bu çeşitlilik içinde bir yönüyle ayrılıyor Umut Varlı. Günümüz öykücüleri çoğun iç burkan, kanayan bir duruma işaret ediyor, dikkatimizi o noktaya odaklamamızı sağlıyor ve aradan çekiliyor. Okuru anlattığı hikâye ile baş başa bırakıyor. Bu, aslında benim de taraf olduğum bir anlatı yöntemi. Didaktik olmayan, okura bir istikamet belirleme üstenciliğinden sakınan bir hassasiyet. İyi kurgulanmış bir öykü, kurgulandığını hissettirmeyen öyküdür. Ne kadar iyi kurgulanmış olursa olsun, sonunda yazarın topa girip yazar kimliği ile birtakım çıkarımlarda bulunması, kurgulanmış hissini su yüzüne çıkarır ve öyküden okurun alacağı keyfi aşağı çeker. Umut Varlı, öykülerini ayna tutup okura gösterdikten sonra geri çekilmiyor ama didaktik bir üstenciliğe de soyunmuyor. Umut Varlı’nın öykülerinde hep bir “umut” var. Kahramanlarının eline o kargaşa yumağından çekip çıkardığı bir ipin ucunu tutuşturuyor. Genç öykücülerimizde pek göremediğimiz bir tutum bu. Ülkenin genel atmosferini de göz önünde bulunduracak olursak çok kıymetli bir tutum. Gençler adına “umut”un bir kırıntısını bile bırakmayan, onları karanlık dehlizlere süpüren ya da Kapıkule’nin ötesini işaret eden bir iklimde olduğumuzu unutmayalım.
“Güldün. Tekrar güldün. Kahkahalar attın. Yayalar sana baktı. Kimisi işaret parmağı ile yanındakine seni gösterdi. Onlar da güldü. Onlar da kahkaha attı. Önünden açık mavi bir araba geçerken, arka koltukta oturan küçük bir oğlan çocuğu pencereden kolunu çıkarıp sana el salladı.”
Kahkahanın yani “umut”un bulaşıcılığı, geçen arabanın açık mavi rengi, arkada oturan çocuğun bu “umut”a ortak olup el sallaması… Kastettiğim tam da bu. Umut Varlı’nın satırlarına sinmiş “umut”.
Kitabın tamamına sinmiş bir duygu daha var. Kitaba adını da veren Annem ve Tel Örgüler öyküsü de dâhil birçok öyküde öne çıkan anne, anneanne, teyze gibi geleneksel aile yapımızın iskeletini oluşturan kadın figürleri. Anneler, anneanneler ve teyzeler arasında yıllara yayılmış küslükler, kızgınlıklar, yarıda kalmış, bir türlü son noktası konmamış kırık dökük diyaloglar… Umut Varlı, hepimize çok tanıdık gelen bu ilişkiler ağını da son derece yetkin bir dille aktarıyor bize. Okuru bol, yolu açık olsun…

















