TÖS’ten TÖB-DER’e Yaşayan Miras: İki Ciltlik TÖS Dava Dosyası | Metin Turan

Eylül 3, 2026

TÖS’ten TÖB-DER’e Yaşayan Miras: İki Ciltlik TÖS Dava Dosyası | Metin Turan

3 Eylül TÖB-DER (Tüm Öğretmenler Birlmeşme ve Dayanışma Derneği)’in kuruluş yıldönümü.

3 Eylül 1971, Türkiye öğretmen hareketinin belleğinde yeni bir örgütün kuruluş tarihinden çok daha derin bir anlam taşır. Bu tarih, 12 Mart rejiminin baskıları altında faaliyetleri sona erdirilen Türkiye Öğretmenler Sendikasının mücadele birikiminin Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği, kısa adıyla TÖB-DER çatısı altında yeniden örgütlendiği gündür. TÖS’ün aydınlanmacı eğitim anlayışı, demokratik hak arayışı ve öğretmeni toplumun geleceğinden sorumlu bir özne olarak gören yaklaşımı, 3 Eylül 1971’de yeni bir kurumsal kimlikle yoluna devam etmiştir.

Dr. Niyazi Altunya tarafından yayına hazırlanan iki ciltlik TÖS Dava Dosyası, TÖB-DER’in kuruluş yıldönümünde bu tarihsel sürekliliği yeniden düşünmek açısından özel bir önem taşıyor. Toplam 1.008 sayfadan oluşan eser, TÖS hakkında açılan davanın temel belgelerini bir araya getirirken öğretmen örgütlenmesinin hangi siyasal ortamda hedef alındığını, sendikal faaliyetlerin nasıl suç kapsamına sokulmaya çalışıldığını ve yargılama sürecinin hangi çelişkiler üzerinde yükseldiğini de gözler önüne seriyor.

Bu büyük çalışmanın değeri, kapsadığı belgeler kadar hazırlanma ve yayımlanma sürecinde de ortaya çıkıyor. TÖS davasının üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçtikten sonra farklı kişi ve arşivlerde kalmış belgelerin bulunması, karşılaştırılması, okunabilir duruma getirilmesi ve iki cilt içinde sistemli biçimde düzenlenmesi, başlı başına bir tarihsel bellek çalışmasıdır.

Dava dosyalarının önemli bir bölümü günümüze ulaşamamıştır. TÖS avukatlarından Nevzat Helvacı’nın aktardığı bilgilere göre kendisine verilen dosya, dava hakkında bir kitap hazırlayan TÖS Genel Sekreteri Osman Korkut Akol’a teslim edilmiş; Akol’un ölümünün ardından belgeler kızları tarafından TÖB-DER’e verilmiştir. TÖB-DER’in 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında kapatılması sırasında ise bu belgelerin SEKA’ya gönderildiği belirtilmektedir. Böylece öğretmen hareketinin kurumsal hafızasını taşıyan çok sayıda evrak kaybolmuş veya yok edilmiştir.

Dr. Niyazi Altunya’nın yayına hazırladığı çalışma, bu kaybı açıkça kayda geçirerek elde kalanları koruma altına alıyor. İsmail Safa Güner’in muhafaza ettiği belgeler, Işık Kansu ve Enis Bağdadioğlu’nun katkıları, öğretmen ve avukat Ahmet Tan’ın Millî Savunma Bakanlığı Arşivinde yürüttüğü araştırmalar ve dava sanıklarından Hülya Zağyapan’ın sağladığı hukuki kolaylıklar sayesinde dağınık malzemenin önemli bir bölümü bir araya getirilebilmiştir. Millî Savunma Bakanlığı Arşivinden 30 Ekim 2025 tarihinde gönderilen yeni bir bölümün de kitaba eklenmiş olması, çalışmanın basıma hazırlanırken dahi gelişmeye devam eden canlı bir arşiv araştırmasının ürünü olduğunu gösteriyor.

Altunya, bulunamayan belgelerin varlığını gizlemiyor ve çalışmayı eksiksiz bir külliyat gibi sunmuyor. Emniyet sorguları, savcılık ifadeleri, diğer sanıkların savunmaları ve avukatların kapsamlı savunmaları gibi bazı temel evrakın henüz elde edilemediğini belirtiyor. Bu dürüst editoryal tutum, kitabın bilimsel güvenilirliğini güçlendiriyor. Okura hem ulaşılan malzemenin sınırları gösteriliyor hem de kayıp dosyaların aranmasına devam edilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Dolayısıyla iki ciltlik yayın, tamamlanmış bir arşivin kapanışını değil, yeni araştırmalara açılan geniş bir başlangıç alanını temsil ediyor.

Bir dava dosyasından daha fazlası

TÖS, 8 Temmuz 1965’te, 1961 Anayasası’nın çalışanlara tanıdığı sendika kurma hakkına dayanılarak kuruldu. Fakir Baykurt’un genel başkanlığında kısa sürede 500’ü aşkın şubeye ve yaklaşık 72 bin üyeye ulaştı. Öğretmenlerin ücret ve özlük haklarının yanında eğitimdeki eşitsizlikleri, köylerin ve yoksul halk kesimlerinin sorunlarını, laik ve bilimsel eğitimi, ülkenin bağımsızlığını ve demokratikleşmesini gündemine aldı. TÖS’ü dönemin siyasal iktidarları açısından etkili ve giderek sakıncalı görülen bir güç hâline getiren de bu yaklaşımıydı. Sendika, öğretmeni sınıfta kendisine verilen programı uygulayan edilgen bir memur olarak değil; eğitim sistemini sorgulayan, halkın sorunlarını dile getiren ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir aydın olarak tanımlıyordu. Büyük Eğitim Yürüyüşü, Devrimci Eğitim Şûrası ve Aralık 1969’da gerçekleştirilen dört günlük Genel Öğretmen Boykotu, bu anlayışın en güçlü toplumsal ifadeleriydi.

12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından başlayan olağanüstü dönemde TÖS yöneticileri ve üyeleri gözaltına alındı, tutuklandı ve Ankara 2 Numaralı Sıkıyönetim Askerî Mahkemesinde yargılandı. TÖS doğrudan bir mahkeme kararıyla kapatılamadı. Anayasa’nın sendika hakkını bütün çalışanlara tanıyan 46. maddesi değiştirilerek bu hak işçilerle sınırlandırıldı. Kamu görevlilerinin sendikal örgütlenme zemininin ortadan kaldırılmasıyla TÖS fiilen tasfiye edildi.

TÖS yöneticileri cezaevindeyken dahi öğretmen hareketinin geleceği için çalışmayı sürdürdü. Dışarıdaki arkadaşlarıyla kurulan bağlantılar sonucunda 3 Eylül 1971’de TÖB-DER kuruldu. TÖS’ün mal varlığı da avukatlar aracılığıyla bu yeni örgüte devredildi. TÖB-DER, TÖS’ün boşluğunu rastlantıyla dolduran bir kuruluş değil; onun örgütsel deneyimini, aydınlanmacı eğitim anlayışını ve demokratik mücadele geleneğini yeni hukuki koşullarda devam ettiren tarihsel mirasçısıydı.

Bu bakımdan TÖS Dava Dosyası, TÖS’ün olduğu kadar TÖB-DER’in kuruluş koşullarını da açıklayan bir kaynak niteliğindedir. TÖB-DER’in neden bir sendika olarak değil de dernek biçiminde örgütlenmek zorunda kaldığı, TÖS davası ve anayasal değişiklikler incelenmeden tam olarak anlaşılamaz.

Belgelerin karşı karşıya getirildiği iki cilt

Birinci ciltte 27 Ağustos 1971 tarihli iddianame, Fakir Baykurt’un 9 Ekim 1971’de mahkemeye sunduğu kapsamlı ifadesi ve askerî savcının esas hakkındaki mütalaası yer alıyor. İkinci cilt ise 26 Aralık 1972 tarihli gerekçeli hükmü, beraat ve mahkûmiyet gerekçelerini, sanıkların gözaltı ve tutukluluk sürelerini, karşı oy yazılarını, Askerî Yargıtay kararlarını ve son ilamı içeriyor. Bu düzenleme, okura aynı olayın farklı hukuki ve siyasal diller içinde nasıl yeniden kurulduğunu karşılaştırma imkânı veriyor. Savcılığın gizli örgüt ilişkisi saydığı faaliyetlerin Baykurt tarafından açık ve yasal sendikal çalışmalar olarak nasıl açıklandığı görülebiliyor. İlk derece mahkemesinin suç delili kabul ettiği metinlerin karşı oy yazılarında ve temyiz kararlarında hangi gerekçelerle geçersiz bulunduğu izlenebiliyor. İddia, savunma, hüküm ve temyiz metinlerinin bir arada sunulması, eseri tek yönlü bir savunma kitabından çıkararak çok katmanlı bir tarih ve hukuk kaynağına dönüştürüyor.

Kitabın en önemli editoryal tercihlerinden biri, özgün belgelerdeki dil ve anlatım bozukluklarının büyük ölçüde korunmasıdır. Altunya, bu bozuklukların metinleri hazırlayan makamların düşünme biçimini, bilgi düzeyini ve öğretmenlere yaklaşımını yansıttığını belirtiyor. Yazım yanlışlarının düzeltilerek belgelerin sonradan kusursuzlaştırılması yerine, tarihsel metinlerin kendi diliyle konuşmasına izin veriliyor. Gerekli görülen yerlerde köşeli ayraçlar, açıklamalar ve dipnotlarla editoryal müdahalenin sınırları görünür hâle getiriliyor.

Bu yöntem sayesinde iddianame hukuki içeriğinin yanında söylemiyle de incelenebiliyor. Türkiye’nin jeopolitik konumundan “millî ülkü”ye, üniversitelerden basına, öğretmenlerden yargı organlarına kadar uzanan geniş değerlendirmeler, belirli suç fiillerini açıklamaktan çok kapsamlı bir siyasal dünya görüşü kuruyor. “Devrim”, “halk”, “sosyalizm”, “emperyalizm” ve “bağımsızlık” gibi kavramlar, kullanıldıkları bağlamdan koparılarak suç şüphesinin dayanakları hâline getiriliyor. Mektuplar, bildiriler, kitaplar, şiirler, toplantılar ve kişisel tanışıklıklar büyük bir örgüt şemasının parçaları gibi yorumlanıyor.

Savunmanın yeni bağlamı

Fakir Baykurt’un savunması 1994 yılında Eğitim-İş tarafından İfade (TÖS Savunması) adıyla bağımsız olarak yayımlanmıştı. Bu ilk yayın, resmî suçlama metinlerine karşı gecikmiş fakat güçlü bir kamusal yanıt niteliğindeydi. Baykurt, askerî savcının iddianamesi ile esas hakkındaki mütalaasının kitaplaştırılmasına karşın sanıkların sözlerinin kamuoyuna yeterince ulaşmadığını, beraat kararlarının ise toplumdan adeta saklandığını vurguluyordu.

İki ciltlik yeni yayında aynı savunma çok daha geniş bir anlam kazanıyor. Baykurt’un sözleri artık iddianame, mütalaa, mahkûmiyet hükmü, karşı oylar ve Askerî Yargıtay değerlendirmeleri arasında okunabiliyor. Böylece onun iddianameye yönelttiği bağlamdan koparma, delilleri seçerek kullanma, kişisel görüşü hukuk yerine koyma ve birbirini tanımayan insanları aynı örgüte bağlama eleştirileri sonraki kararlarla karşılaştırılabiliyor.

Baykurt, savcılığın suçlamalarını dört başlık altında topluyordu: TÖS’ün kuruluş amaçları dışına çıkması, gizli örgüt oluşturması, komünizm propagandası yapması ve ülkedeki anarşik ortamla sıkıyönetim ilanına neden olması. Bu suçlamalara cevap verirken Türkiye’deki huzursuzluğun kaynağını öğretmenlerin örgütlenmesinde değil; yoksullukta, gelir eşitsizliğinde, dışa bağımlılıkta, eğitim sisteminin geri bırakılmasında ve ertelenen toplumsal reformlarda arıyordu.

Askerî Yargıtay’ın sonraki değerlendirmeleri, savunmanın temel itirazlarını önemli ölçüde doğruladı. İlk mahkemenin suç delili saydığı çeşitli metinlerin sanıklarla doğrudan bağlantısının kurulamadığı, “devrim” sözcüğünden kendiliğinden ihtilal amacı çıkarılamayacağı ve Devrimci Eğitim Şûrası çalışmalarının gizli komünist örgütlenmenin kanıtı sayılamayacağı belirtildi. Sonuçta TÖS’ün yasa dışı bir merkez tarafından yönetildiği yönündeki ana suçlama çöktü; Fakir Baykurt, Osman Korkut Akol, Veli Kasımoğlu ve Dursun Akçam’ın da aralarında bulunduğu merkez yöneticileri beraat etti.

TÖB-DER’in kuruluş yıldönümünde bir bellek çağrısı

İki ciltlik TÖS Dava Dosyası, öğretmen hareketi tarihini birbirinden kopuk örgütlerin sıralanışı olarak ele almanın yetersizliğini gösteriyor. TÖS’ten TÖB-DER’e geçiş, baskı koşullarında gerçekleşen bilinçli bir tarihsel sürekliliktir. Ad ve hukuki yapı değişmiş; öğretmenin toplumsal sorumluluğu, laik ve bilimsel eğitim talebi, örgütlü mücadele iradesi ve halktan yana aydınlanma anlayışı korunmuştur.

Bu eserin yayımlanması, geçmişe dönük bir saygı duruşunun ötesine geçiyor. Kayıp belgeleri hatırlatıyor, bulunanları koruma altına alıyor ve öğretmenlerin örgütlenme hakkına yönelen baskının hukuki mekanizmalarını görünür kılıyor. Aynı zamanda araştırmacılara, eğitimcilere, hukukçulara ve genç öğretmenlere geniş bir birincil kaynak alanı sunuyor. Bu çalışma yayımlanarak kapanan bir dosya değil, yeni araştırmalar için açılan tarihsel bir çağrıdır. Bulunamayan savunmaların, sorgu kayıtlarının, avukat dosyalarının ve kişisel arşivlerde kalmış belgelerin aranması; TÖS ve TÖB-DER tarihinin farklı şehirler, kuşaklar ve tanıklıklar üzerinden yeniden kurulması gerekiyor.

TÖS Dava Dosyası, öğretmenlerin yargılandığı bir davayı yarım yüzyıl sonra onları yargılayan siyasal ve hukuki anlayışın belgesine dönüştürüyor. TÖB-DER’in kuruluş yıldönümünde iki cildin bıraktığı en güçlü düşünce şudur: Örgütler kapatılabilir, belgeler dağıtılabilir, insanlar tutuklanabilir; fakat eğitim emekçilerinin mücadele deneyimi, yeniden örgütlenme iradesi ve demokratik hafızası bütünüyle ortadan kaldırılamaz.

Kaynakça

Altunya, Niyazi (yayına hazırlayan), TÖS Dava Dosyası, Cilt 1: İddianame – Fakir Baykurt’un İfadesi – Esas Hakkında Mütalaa, Eğitim-İş Yayınları, Ankara, 2026.

Altunya, Niyazi (yayına hazırlayan), TÖS Dava Dosyası, Cilt 2: Gerekçeli Hüküm – Askerî Yargıtay Kararları – Yargıtay İlamı, Eğitim-İş Yayınları, Ankara, 2026.

Baykurt, Fakir, İfade: TÖS Savunması, Eğitim-İş Yayınları, 1. Basım, Ankara, Mayıs 1994.

Baykurt, Fakir, Bir TÖS Vardı, Papirüs Yayınları, İstanbul, 1999.

Altunya, Niyazi, Türkiye’de Öğretmen Örgütlenmesi: 1908-2015, Ürün Yayınları, Ankara, 1998.

Aksoy, Muammer, Devrimci Öğretmenin Kıyımı ve Mücadelesi, Cilt 1-2, Ankara, 1975.

Yorum yapın