Masthead header

Ters Adam’ın tek okuyucusu kimdi? | Metin Celal

Covid salgını başladığından beri Beyoğlu’nun müzayedeleri ile ünlü sahafı Sedat Yardımcı’nın Gezegen Sahaf’ı, her hafta sonu, cumartesi ve pazar günleri YouTube’dan çevrimiçi canlı müzayedeler yapıyor. Bu müzayedelerin birinden Gergedan Dergisi’nin Ağustos 1987 tarihli 6. Sayısını satın aldım.

Barlas Özarıkça

“Yeryüzü Kültürü Dergisi” alt başlığını taşıyan Gergedan’ı Sabah Gazetesi’nin dergi ve kitap yayınlamak üzere kurduğu Dönemli Yayıncılık çıkarıyordu, yani sahibi Dinç Bilgin’di. Günümüzde “Enis Batur çıkardı” diye bilinen derginin künyesi şöyle; “Genel Yayın Müdürü; Ali Saydam, Sorumlu Yayın Müdürü: Tuba Tarcan Çandar, Yayın Danışmanı: Ömer Madra, Koordinasyon: Enis Batur, Yayın Sekreteryası: Berrin Gelgün ve Elçin Yahşi”.

Gergedan bir kültür sanat dergisiydi ve İtalyanların FMR Dergisi’nin hem görsel hem içerik olarak bir benzeriydi. Dergi Türkiye’nin dergicilikteki altın çağı sayılabilecek 80’lerde büyük bir ilgi görmüştü. Gergedan Mart 1987-Ekim 1988 tarihleri arasında toplam yirmi sayı çıkabilmiş.  

Soldan sağa Çetin Yalçın, Konur Ertop, Mete Demirtürk, Demir Özlü, Barlas Özarıkça, Oğuz Atay ve Serpil Hanım… (1972).

Müzayededen satın aldığım Gergedan’ın kapak konusu “Gerçeküstücülük” ve konu birbirinden güzel resimler eşliğinde derinlemesine işlenmiş. Derginin en çok ilgi gören bölümü ise “Lobut” başlıklı polemik bölümüydü. Kimi imzalı kimi imzasız küçük paragraflar halindeki yazılardan oluşuyor, geçen ayın dergi ve gazetelerinde çıkan sanat ve edebiyat içerikli yazılar eleştiriliyordu. Satın aldığım derginin Lobut Bölümü’nün ilk yazısı “Tehlikeli Çelişkiler” başlığını taşıyor ve benim yaptığım bir hatayı ele alıyordu.

Sanat Olayı, Temmuz 1987

O zamanlar Türkiye’nin en büyük dergi gruplarından biri olan Karacan Yayınları’nda çalışıyordum. Attilâ İlhan’ın yayın danışmanlığı’nı yaptığı Sanat Olayı dergisi de bu yayınevinden çıkıyordu. Ben de dergide “Sahaf” başlıklı bir bölümde gözden kaçtığını düşündüğüm kitaplar hakkında yazıyordum. Temmuz 1987 tarihli 62. Sayıda sözünü ettiğim kitaplardan biri de Barlas Özarıkça’nın Ters Adam adlı romanıydı. Ters Adam 1986’da Habora’nın bir markası olan Tuygun Yayıncılık’tan çıkmış. Okurdan pek ilgi görmemiş ya da okura ulaşmamış bir roman.

Yani tam da benim bölümümün mantığına uygun. Özarıkça’nın romanına dikkati çekmeye çalışırken Ters Adam’ın “Oğuz Atay’ın Tehlikeli İlişkiler romanı” ile yakınlığı olduğunu belirtmişim. Tabii ki romanın doğru adı “Tehlikeli Oyunlar” ve bu hatam Lobut yazarlarının gözünden kaçmamış.

Bu yazıyı yazdığım zaman Barlas Özarıkça ile tanışıyor muyduk yoksa yazı mı tanışma vesilesi oldu bilmiyorum ama o günlerde Barlas’la kitabı hakkında konuştuğumuzu anımsıyorum. Büyük bir olasılıkla yeni tanıştığım Barlas’ın nasıl bir yazar olduğunu merak edip kitabı edinmişimdir.

Arkadaşım Faruk Şüyün Güneş gazetesinin sanat sayfasını yönetiyordu. Ben de o sayfada yazılar yazıyordum. Barlas Özarıkça Cumhuriyet gazetesinin düzelti servisinde çalışıyormuş. Barlas’la Faruk sayesinde tanıştık, kısa sürede dost olduk. İş çıkışları üç arkadaş buluşup Faruk’un Renault 12’si ile Ortaköy, Hisar, Rumeli Kavağı gibi uzak yerlerdeki meyhanelere gidip sohbet etmeye başladık. O sohbetlerde Barlas, Oğuz Atay’la dostluğundan, kütüphanede çalışırken yaşadığı ironik olaylardan ve kitabının başına gelenlerden de söz etmişti.

Ters Adam, Ekim 1986

Romanı yazmak için yıllarını vermiş, kütüphanedeki işini ihmal etmiş, neticede işinden olmuş ama kitabı da bitirmeyi başarmış. Yayınlatma çabaları ayrı bir macera. Götürdüğü ilk yayınevinde roman okunup değerlendirilmemekle kalmamış bir de kaybedilmiş. Bilgisayarın henüz hayatımıza girmediği, her şeyin daktilo ile yazıldığı, fotokopinin de pek yaygın olmadığı o nedenle de birden fazla kopyasının olma ihtimalinin çok düşük olduğu bir zamanda yıllarınızı ve hayatınızı verdiğiniz eserinizin kaybedilmesi büyük bir acı olsa gerek.

Barlas, romanın dosyasının yayınevinin çöplüğünde bulunduğunu anlatırdı. Daha sonra 90’ların etkili dergilerinden Sokak’ta haberleşecek olan romanın çaycıda bulunması öyküsü buradan çıkıyor sanırım. Yayınevinin bulunduğu hanın çaycısına atılacak kağıtlar arasında verilmiş Barlas’ın romanının dosyası. 

Neyse ki Barlas yılmamış, yayıncı aramaya devam etmiş ve Bülent Habora’yı bulmuş. Habora da baskı bedelini alarak kitabı yayınlamayı kabul etmiş. Ama dertler bitmemiş. Bu kez de roman iyi dağıtılamamış, okura ulaşamamış. Bir süre sonra satamadıkları için kitapevleri kitabı iade ettiğinde Ters Adam’ın sadece bir adet satıldığını öğrenmiş Barlas.

Sokak Dergisi, s.6, 2 Şubat 1990

O tek okuyucu ben olabilirdim. Üstelik romanı okumakla kalmamış bir de hakkında yazmıştım. Ama kafaları karıştıran Lobut yazarının da kitabı okumuş olabileceğiydi.  Çünkü Ö.M. imzasından Ömer Madra olabileceğini düşüneceğimiz yazar Lobut’unda hatamı eleştirilirken parantez içinde “Ters Adam’ın hatırlattığı roman o değil, Tutunamayanlar maalesef” diye bir yorum da yapmıştı.

Okur sayısı bir anda yüzde yüz artmış, birden ikiye çıkmış oluyordu. Oysa Barlas romanının tek okurlu olmasını sevmişti. Üçümüz buluştuğumuz bir gün “Bence sen Ters Adam’ı okumadan o yazıyı yazdın!” dedi Barlas. Ben kitabı okumadığımı kabul edersem okur sayısı yine bire, yani ideal sayıya inecekti.

Barlas’ın bilmediği benim obsesif yani saplantılı biri olduğum, son satırına kadar okumadan hiçbir kitap hakkında fikir beyan etmeyeceğimdi.

Birden masadaki sohbet Ters Adam’a kaydı ve romanın hakkında konuşmaya başladık. Ben romanın konusundan söz ettim. Postmodern tarzda yazılmış romanın biçimine gelince Faruk da sohbete katıldı, “Keşke o ses kasetleri birbirine karışmasaydı roman daha anlaşılır olurdu” diye Barlas’ı kızdıracak bir yorum yaptı.

Romanın yapısına ilişkin bu yorum bir anda okur sayısını üçe çıkarıyor ve “Ters Adam’ın tek okuru var” hoş fikri tamamen çöküyordu. Faruk Şüyün de romanı okumuştu.

Tabii ki bunlar dost meclisinde yapılan hoş sohbetlerdi. Ters Adam’ın tek okuru olması değil, okura ulaşamamasıydı derdimiz. Gülüyorduk ağlanacak halimize.

Her iyi yazar mutlaka bir gün okurunu bulur. 1990’larda Barlas Özarıkça da Varlık dergisinde düzenli olarak yazmaya başlamakla kalmadı, Enver Ercan’ın editörlüğünde Varlık Yayınları’ndan öykü ve denemelerinden oluşan Serada Aşk ve Seks Aşkı Öper adlı kitapları yayınlandı. Daha sonra da İnkılap Kitapevi’nden Ayna Giyinen Şişko adıyla bir kitabı daha yayınlandı. Ama nedense Ters Adam’ın tekrar yayını söz konusu olmadı.

Ters Adam’ın yeniden basımı için 2015 yılını beklemek gerekti. Ahmet Ergenç, “Ters Adam: Kayıp bir ‘demonik’ romanın keşfi” başlıklı yazısında bu keşfi nasıl yaptığını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor (Ters Adam: Kayıp bir ‘demonik’ romanın keşfi – K24 (t24.com.tr). Encore Yayınları Ters Adam’ın yeni baskısını yapmakla kalmadı Özarıkça’nın yeni eserlerini, Kaçkınlar Kahvesi, Gülnuş ve Rüya Galerisi’ni de bastı. Okur kült roman Ters Adam ve yazarını yeniden keşfi ederken bizlerde Barlas’ın ortada görünmediği yıllarda boş oturmadığını, devamlı ürettiğini öğrenmiş olduk. 

Daha sonra Barlas Özarıkça Postdergi, Kalabalık Cadde internet sitelerinde, Pathos Dergisi’nde yazıları ile göründü. Şu sıralar ise yine ortadan kaybolmuş gibi, yakında yine bir kitapla karşımıza çıkar diye umuyorum.

edebiyathaber.net (5 Ocak 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r