
Başar Başarır’la tanıştığımızda üniversite öğrencisiydi. Boğaziçi’nde okuyorum demişti. Ben de tarih okuyor sanmıştım. Çünkü sohbetimiz tarih ve kitaplar üzerinden gelişmişti. Bir bilgi deryasıydı, benim gibi gerekli gereksiz demeden her şeyi merak ediyor, ayrıntılara dalmayı seviyordu. Her karşılaşmamızda kitaplardan tarihe uzanan sohbetler ettiğimizi anımsıyorum.
Başar iyi bir tarih okuru olmasına rağmen, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirdi. Ama mühendislik hiç yapmadı. İletişim, televizyonculuk konusunda çalıştı. Bir yandan da öyküler yazmaya devam etti. Kısa biyografisinde de yazdığı gibi “Ününü yazdığı öykülerle kazanmış olmakla birlikte 2017’de ilk romanı Sibop’u yayımladı, okur kitlesi tarafından olumlu yorumlar aldı.” 2021’de Dolunay İki Gece Sürer, 2023’te Dünyanın Bütün Fıstıkları romanları yayınlandı. Ne yazsa okurum dediğim yazarlardandır. Son romanı Beni Bir Temiz Dövseler’i ise özellikle merak ediyordum. Çünkü yazma sürecindeki karşılaşmalarımızda merak ettirici sözler etmiş, “fantastik roman yazıyorum” demişti.
Kitapları kapağından başlayarak okumak adetimdir. Belki bir yayıncı refleksi ile kapak ne anlatıyor diye düşünür, kapakta anlatılanla kitabın ne kadar tutarlı olduğunu kendi kendime tartışırım. Grafikerlerimiz zamana karşı yarıştıkları için editörlerden aldıkları kısa özetlerle tasarlarlar kapakları ve genellikle de kitabın adından yola çıkarlar. Ama Beni Bir Temiz Dövseler’in kapağında kitabın adına gönderme yok. Usta grafiker, “kitap kapaklarının efendisi” Utku Lomlu’dan böyle bir şey zaten beklemem. Bu kez kapak üzerinde pek düşünmem gerekmedi, çünkü çok tanıdık bir kapağa neredeyse birebir benziyordu. Tasarım aynıydı, sadece görseller, portreler değişmişti. Nâzım Hikmet’in Yeşil Elmalar romanının kapağı, kapaktaki portreler ve görsel değiştirilerek uygulanmıştı. Tabii ki bu uygulama sebepsiz değildi.
Başar Başarır, 1 Ocak 2023’de “Yeşil Elmayı Isırmak: Nâzım Hikmet’in imzasız romanı nasıl basıldı?” başlıklı bir araştırma yazısı yayınladı. Yazıda benim 2022’de Yeşil Elmalar üzerine yazdığım yazıya da atıf yapıyordu (Yeşil Elmayı Isırmak: Nâzım Hikmet’in imzasız romanı nasıl basıldı? | Başar Başarır – Parşömen). Başar’ın özellikle ilgisini çeken şeylerden biri, roman ile yazar arasındaki ilişkinin belirsizliğiydi. Akşam gazetesi romanı tefrika ederken yazarını açıklamamış, daha sonra da “on iki meşhur muharririn müşterek romanı” açıklaması yapmıştı. Başar, bu garip yayın hikâyesini araştırıyor, kitabın yayın tarihi ve yayıncısı dahi her ayrıntıyı sorguluyordu.
Beni Bir Temiz Dövseler’in kapağını gördüğümde “Başar, acaba Yeşil Elmalar’ı yeniden mi?” yazdı diye düşünmeden edemedim. Yeşil Elmalar, Nâzım Hikmet’in diğer romanlarından oldukça farklı, bilinçli biçimde ucuz/popüler macera romanı kalıplarını kullanan bir metin. Roman, İstanbul’da başlayan bir aşk, cinayet ve entrika hikâyesinin Yeni Gine’de servet, sömürgecilik ve macera anlatısına dönüşmesi üzerine kurulu. Tabii yine de Nâzım Hikmet romanın macera örgüsünün altında para ve iktidar hırsının eleştirisi yapmayı da ihmal etmemiş. Aslında, Nâzım Hikmet’in bütün eserleri arasına alınmaması, farklı değerlendirilmesi gereken bir eser. Tabii bu ayrı bir tartışma konusu.
Beni Bir Temiz Dövseler’in Yeşil Elmalar’la ilişkisine dönersek. Romanın kahramanı Feridun, bir tarihçi. Barış Bildirisi’ne imza attığı için KHK ile üniversiteden uzaklaştırılmış. Mesleğini, statüsünü ve hayatının anlamını kaybetmiş durumda. Yine de tarih araştırmalarına devam ediyor ve romandaki olaylar cereyan ederken Yeşil Elmalar’ı araştırıyor.
Feridun ve karısı Elvan bir aile apartmanında yaşıyorlar. Kaynana Hayret Hanım, Elvan’ın ablası Nesrin, kızı Pelin’de diğer bir dairede ve çok sık görüşüyorlar. Bir de hayırsız damat Ayhan var. Roman Hayret Hanım’ın Feridun’a anlattığı geçmişe açılan gizemli kapılar ile fantastik boyut kazanıyor. Feridun bu kapılardan birini bulup geçmişe gitmeye ve araştırmasına konu olan kişilerle bizzat görüşmeye karar veriyor. Geçmişe gidebileceği kapıları araştırırken İstanbul’un sahafları, mezarlıkları, tarihi mekânlarını dolaşıyor, sonunda kapıyı buluyor ve anlatı 60’lı yıllara, Roma’ya uzanıyor.
Bu romanın bir boyutu. Başar Başarır’ın muzip ve de duyulmadık ya da unutulmuş, o tarihlerde kalmış deyim ve küfürlerle dilin belini kıran anlatımıyla, oldukça neşeli ve fantastik. Kapakta gördüğümüz Suavi Sonar, Nâzım Hikmet, Sadun Boro, yelkenlisi Kısmet ve daha nice kişi bu boyuttan romana katılıyor.
Ama bence romanın ana meselesi bu değil. Daha doğrusu bir başka ve ağır basan bir boyut daha var. Okudukça “tam anlamıyla dayaklık” olduğunu düşüneceğiniz kahramanı Feridun’un da bir üyesi olduğu aile ve o ailenin içindeki ilişkiler esas ağırlığı oluşturuyor. Aslında romanda temiz bir dayağı hak eden bir çok kahraman var. Bana sorsalar Feridun’un bacanağı, başarısız dolandırıcı Ayhan’ın iyi bir dayağı hak ettiğini söylerdim. Tam bir dayak arsızı. Ayhan’ın yanında düşüncesizlikleri, gündelik hayattan kopukluğu, geçmişe dönüp bugünden kaçma arzuları ile Feridun ancak tokatlık kalır. “Kadına el kalkmaz!” düsturu ile Kaynana Hayret Hanım’ın damadını karakola çektirip dövdürmek gibi hayret verici icraatlarını dikkate almıyoruz. Yoksa herşeyin temelinde o olduğu için esas dayağı onun hak ettiğini söyleyebilirdik.
Feridun Yeşil Elmalar’ın peşinde koşarken evde maddi ve manevi bütün yükü karısı Elvan taşımak zorunda kalıyor. Bir yandan da annesiyle, ablasıyla da uğraşmak zorunda. Zira Hayret Hanım bir nifak kaynağı olarak aile içinde küçük ve büyük felaketler yaratmakla meşgul. Böylece fantastik zaman yolculuğu kara mizah yönnü ağır basan gerçekçi bir aile romanı halini alıyor. Nesrin’in boşanma eşiğinde olması ve Hayret Hanım’ın ölümle inatlaşması, ergenlik bunalımları ile mücadele eden yeğen Pelin, onun çok farklı bakış açısı bu boyutu daha da geliştiren etmenler.
Sorsanız, “Türkiye’de mizah romanı yok!” derler. Ben de onlara Başar Başarır’ın romanlarını okumamışsınız derim. Beni Bir Temiz Dövseler’de Başar Başarır’ın anlatımı mizah romanının en iyi örneklerinden birini oluşturuyor. Feridun kolay unutulmayacak bir tip. Hem seviyor, hem de dövmek istiyorsunuz. Başar Başarır, her zaman olduğu gibi kahramanına hiç acımamış.
Acaba bir özeleştiri mi, diye düşünmeden de edemedim. Feridun’da Başar’da gördüğüm bir çok iyi niteliği buldum çünkü. Deniz Yüce Başarır da bir Facebook paylaşımında bu konuya değinmeden edememiş; “Bir yazarla evliyseniz, anılarınızdan bazılarını bir kitabın sayfaları üzerinde görebilirsiniz. Bir roman karakteri sizin bazı özelliklerinize sahip olabilir. Hayır, o kadın siz değilsinizdir ama işte o da bir zamanlar “zerdeçallı sabun”a takmıştır. Hayat arkadaşınız, sizin sabununuzu alıp bir başka kadının eline verir, o kadın da gönül rahatlığıyla (hiiç utanmadan) yıkar yüzünü. İster kızın ister kıskanın, edebiyat tanrısı size bunu kabullenmenizi söyler, siz de paşa paşa dinlersiniz.” Ve ekliyor; “Açıklıyorum: Elvan ben değilim. Ama zerdeçallı sabun severim. Şimdiden söyliiim de.” Tabii herkes Deniz Yüce kadar hoşgörülü olamaz. Örneğin romanın önemli karakterlerinden sahaf Nadir’in gerçek hayattaki benzeri roman ve romanda kendisine uygun görülen rol hakkında ne der merak ediyorum. Tabii ilk bakışta tanımadığım başka kahramanların da gerçek hayatta kimlerden esinlendiğini merak ediyorum.
Ben hayattan, gündelik yaşamdan, çevreden izler taşımayan kurmaca olamayacağını düşünürüm. Önemli olan bunun dengesini bulmak ve kurmaca yazıyorum derken anı ya da günlük yazmamak. Çünkü kurmaca başka bir şey ve onun yapısı sürekli gerçek hayattan şeyleri anlatmayı kaldırmıyor. Başar Başarır usta bir anlatıcı olarak bu dengeyi çok iyi kurmuş.
Beni Bir Temiz Dövseler, KHK ile üniversiteden uzaklaştırılmış tarihçi Feridun’un bugün içinde bulunduğu sıkışmışlıktan kurtulmak için geçmişe açılan gizemli bir kapıdan geçmesi üzerinden, bireysel hayatla Türkiye’nin yakın tarihi arasında gidip gelen, mizahı ve fantastik öğeleri gerçekçi bir anlatıyla buluşturan bir roman. Başar Başarır, Feridun’u ve hikâyesini evliliği, ailesi, geçim sıkıntıları, kayıpları ve geçmişe duyduğu merakla yaşayan bir insan olarak kuruyor. İstanbul’un sahafları, tarihi mekânları ve edebiyatçıları da kişisel arayışının hafıza mekânlarına dönüşüyor. Nâzım Hikmet başta olmak üzere gerçek tarihsel kişilerin kurmacaya katılması, romanın geçmiş ile bugün, gerçek ile hayal arasındaki sınırlarını bilinçli biçimde belirsizleştiriyor. Ancak romanın KHK, evlilik, İstanbul tarihi, edebiyat tarihi, yaşlılık, ölüm, siyasal baskı ve zaman yolculuğu gibi çok sayıda meseleyi aynı anda kuşatması, yer yer anlatının merkezini dağıtma riski de taşıyor. Buna rağmen Başarır’ın mizahı, dilinin akıcılığı bugünün dünyasında kendisine gelecek bulamayan insanın geçmişte bir çıkış yolu aramasını, geçmişe gömülürken bugünü kaybetmesini, aile içi ilişkilerin boğuculuğunu, çıkmazlarını güçlü bir kara mizahla, bütün gerçekçiliği ile yansıtmayı başarıyor.
* Beni Bir Temiz Dövseler, Başar Başarır, Can yay. Eylül 2026.

















