SEL Yayınları Kırkambar isimli yeni bir diziye başlıyor. Kurgu dışı kitaplardan oluşacak seride farklı türlerde eserler yayımlanacak.


Bültenden:
*SEL Yayıncılık, yayın hayatına başladığı 1990 yılından bu yana Türk ve dünya edebiyatından özgün örneklere yer verdiği kataloğunda, yalnızca kurgu değil kurgu dışı dalında da yıllardır süregelen köklü ve istikrarlı bir “dizi” anlayışı sergilemektedir. Yayınevi kimliğinin yapıtaşını oluşturan bu külliyattaki tematik dizilerin her biri, alanına getirdiği taze, farklı bakış açıları ve okurların ilgisini celbedecek derinlikli konu başlıklarıyla her zaman beğeni toplamıştır.
Geçtiğimiz mayıs ayında ilk ürünlerini vererek okurla buluşan, kurgu dışı kitaplardan oluşacak yeni dizimiz Kırkambar ise isminden de anlaşılabileceği üzere tek değil pek çok alandan muhtelif türde eserleri bünyesinde barındırmayı hedefliyor. Felsefeden psikanalize, edebiyattan mimarlığa, ekolojiden hermetik geleneğe, feminizmden anarşizme, yaşamdan yaşama sanatına, türlü çeşit perspektiften, türlü çeşit içerik ve bağlam, zamanla büyümesini umduğumuz bu ağacın gövdesinde dallanıp budaklanacak.
Kimi zaman birkaç farklı metni belli bir tema etrafında bir araya getirerek kendi özel seçkilerimizi oluşturacağımız, kimi zamansa oylumlu bir eserin içinden bir kesiti paranteze alarak müstakil bir metne dönüştüreceğimiz bu dizide, sırf kısalığından dolayı “kitaplaşma” hakkı tanınmamış, bir yere bağlanamadığından deyim yerindeyse “ortada kalmış” arşiv niteliğinde bazı işlere de yer açacağız.
Çok farklı dönemlerden, bambaşka coğrafyalardan ve dahası olabildiğince çok çeşit dilden, okunmaya değer bulduğumuz ilginç ve aykırı yazarları ağırlayacağımız dizide, çeviri kitaplar ağırlıklı bir yer tutacak. Türkçe yazılmış metinlere de ilgisiz kalmayacağız elbette. Örneğin, önümüzdeki aylarda, ölümünün 50. yıldönümü yaklaşan Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ıyla ilgili hoş bir sürprizimiz olacak.
Yayın listemizdeki eserlerden bir diğeri ise filozof, psikanalist Julia Kristeva’nın Başlangıçta Aşk Vardı adlı kitabı. İncecik ama dopdolu. İşte Ambar’daki tüm erzağın alametifarikası…
KIRKAMBAR
DİZİSİNDEN ÇIKAN KİTAPLAR –2026
Baltasar Gracián – Dostu Düşmanı Kullanma Sanatı
Gelmiş geçmiş en büyük İspanyol yazarlardan Baltasar Gracián, hileler ve çıkar çatışmalarıyla dolu bu amansız dünyada hayatta kalmak ve başarıya ulaşmak isteyen herkes için kusursuz bir rehber hazırladı.
Dostu Düşmanı Kullanma Sanatı günümüz kişisel gelişim kitaplarının çoğunda rastladığımızın tam tersi çizgide; iyimser değil realist, duygusal değil bilakis alabildiğine pragmatist. Burada derlediğimiz aforizmalar, aradan geçen 400 yıla karşın güncelliğini hâlâ koruyor. Kariyeri yolunda ya da özel hayatında başarıyı yakalamanın inceliklerini öğrenmek isteyen gelecekteki nesillere de miras kalacak hiç kuşkusuz…
“Avrupa, ahlaki incelikler konusunda hiçbir zaman bundan daha kusursuz ve daha karmaşık bir eser üretmemiştir.”
Friedrich Nietzsche
“Bu kitap her daim el altında bulundurulmalı… Dünyada başarı isteyenler için ömürlük bir rehber.”
Arthur Schopenhauer
BALTASAR GRACIÁN (1601-1658), İspanyol yazar, din adamı ve filozof. Aragon’da Cizvit okulunda teoloji eğitimi gördü, 1627’de rahiplik yeminini etti. Cizvit okullarında eğitmenlik yaptı, vaiz olarak şöhret kazandı. 1647’de yayınladığı aforizmalar kitabı Dostu Düşmanı Kullanma Sanatı (El oráculo manual y arte de prudencia) ölümünden yüzyıllar sonra pek çok dile çevrildi. 1651’de ilk bölümünü yayınladığı ve bağlı olduğu tarikatın yoğun tepkisini çeken ünlü romanı El Criticón (Eleştirmen) ise İspanyol edebiyatının en büyük klasiklerinden biri sayılır. Gracián, uyarılara rağmen romanının diğer bölümlerini de yayınlamaya devam edince Graus’a sürgün edildi. 1658’de yaşamını yitirdi.
https://selyayincilik.com/kitap/dostu-dusmani-kullanma-sanati-2031
KIRKAMBAR DİZİSİNDEN ÇIKAN KİTAPLAR –2026
Gertrude Stein – Başyapıt Nedir ve Neden Böyle Az Bulunur
Bir metni gerçekten okuyabilmenin yolu, okuma biçimimizi değiştirmekten geçiyor olabilir mi?
Bir eseri “başyapıt” yapan şey nedir? Nesiller boyu okunması mı? Zor anlaşılması mı? Yoksa çağdaşlarından farklı konumlanması mı? Bir metnin nasıl kurgulandığını anlamak ve açıklamak metnin kendisini anlamaya yeter mi?
Modern edebiyatın öncülerinden, 20. yüzyılın en muzır dil cambazlarından Gertrude Stein burada yalnızca edebiyatı ve yazma edimini tartışmıyor. Yazı nasıl işlev görür, tekrar nasıl anlam üretir ve “başyapıt” neden böylesi kaygan bir zeminde varlık gösterir, tek tek gözler önüne seriyor. Gücünü açıklanabilir olmasından değil biçiminden alan bu metinlerde, dil saydam bir enstrüman olmaktan uzaklaşarak başlı başına bir deneyim alanına dönüşüyor.
Okuma alışkanlıklarınızı terk etmeye hazır mısınız? Buyurun sofraya…
“Stein, dili anlamı aktaran bir araç olmaktan çıkararak bilincin kendisine dönüştürür.”
The New York Times
“Stein, modernizm denince akla gelecek bir yazar değil, bizzat modernizmin kendisiyle
özdeş bir dil deneyidir.”
Le Figaro
“Oynayabildiğiniz şey sizindir: Stein için kelimeler düşüncenin en erken ve en özgür
oyun alanıdır.”
Le Monde



















