Masthead header

Selda Kartal: “İstedim ki bizim adımıza yorum yapanlar, yazanlar, çizenler erkek öykücüler olmasın, biz konuşalım.”

Söyleşi: Mehmet Özçataloğlu

Selda Kartal’la Biz Kitap tarafından yayımlanan “İçimdeki Kırk Kadın” adlı kitap üzerine konuştuk. Kitapta yer alan öykülerle ilgili kurgu, karakter, olay analizine girmek istemedim. Çünkü her biri yanı başımızda gördüğümüz, duyduğumuz belki de birlikte yaşadığımız insanlar.

İçimdeki Kırk Kadın kitabının fikri nasıl oluştu?

Ben İzmir’e geleli ve Biz Kitap Yayınevi’nde çalışmaya başlayalı fazla bir zaman olmadı. Yeni geldiğim süreçlerdeydi, hem geldiğim şehre alışmak hem de 13 yaşından bu zamana kadar bulunduğum sektör dışında farklı iş yapmaya adapte olmaya çalıştığım bir süreçte, kardeşimle sohbet ederken ortaya çıktı. Kadın derneklerine sosyal medya üzerinden gelen mesajları, merkezdeki arkadaşlara yönlendiriyor, yapılan çalışmalara katılıp elimden geldiği kadar destek olmaya çalışıyor fakat ister istemez çok etkileniyordum. Kardeşim o süreçte “kadına yönelik şiddetle ilgili derleme kitap yapmak ister misin?” diye sordu. İyi ki sormuş. İz Gazete ve Biz Kitap olarak ortak bir çalışma yapıldı diyebiliriz. Özellikle kırsal kesimlerde yaşayan kadınlara, gençlere ulaşmasını istediğim bu çalışma, gönülden dilerim ki her kadına yalnız olmadıklarını hissettirsin.

Peki, neden 40 kadın?

Bazı şarkılar sizi anlatıyordur, şair bir şiir yazar, okursunuz ve sanki sizin için yazılmış gibi hissedersiniz. Bazı anlar vardır hiç unutamazsınız, iyileşemezsiniz, susamazsınız fakat sesiniz yeteri kadar çıkmıyordur ya da ulaşması gereken yere varmıyordur. Frida Kahlo’nun “İçimde kırk kadın, Kırkı da yabancı, kırkı da öteki.” cümlesini çok severim. Kendimden bulduğum, kendimi bulduğum bir cümle. Kitap fikri ilk konuşulduğu zaman giriş cümlesi olarak bu olsun diye düşündüm. İçimdeki kırk kadının kırkı da dile gelsin, kırkı da ses versin sesini çıkaramayanlara. Sayı da bununla orantılı olarak belirlendi.

40 kadın deyince öyküleri yazan sayısının da 40 olarak algılandığını düşünüyorum. Fakat 42 isim var kitabı oluşturan. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Derleme kitap çalışmasına ilk başladığım zaman sayıyı 40 olarak düşündüm fakat o kadar çok anlatacak öykü vardı ki 40 kadın diye çıktığımız yolda sayı kırkı geçince öykülerin içinden seçip çıkarmak istemedim çünkü hepsinde bizden hikâyeler vardı.

Kitapta yer alacak isimleri belirlerken belli bir ölçüt var mıydı? Bu isimlere nasıl karar verildi?

İsimleri belirlemek kitabın hazırlanış aşamasında en çok zaman alan kısımdı.  Kadına yönelik şiddetten rahatsız olmak yetmez, mücadele anlamında derdi olan yazarları seçmeye özen gösterdim. Dili döndükçe, kalemi yettikçe yazan, okuyan mücadeleye herhangi bir yerinden omuz veren kadın arkadaşlarla çıkmak istedim yola. Tek ölçüt buydu sanırım. İsimleri tek başıma belirlemedim, birçok arkadaşımdan yazar isimleri aldım. Elimde kocaman iki sayfalık bir listeyle başladım. Sonrası sanırım kendi içimde belirlediğim o ölçütle netleşti. 

Bu içerikte bir öyküyü erkek bir öykücü de yazamaz mıydı? Hiç düşünmediniz mi erkeklere de yer vermeyi?

Tabii ki erkek öykücü de yazabilirdi. Yazılıyor da konuşuluyor da. Yaşadığımız ülkede kadına yönelik şiddetin bu kadar arttığı, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede bir kararname ile vazgeçildiği, koruma tedbirlerinin alınmadığı, birçok kadının uzaklaştırma kararlarına rağmen hayatından olduğu, 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmadığı, yaptığımız işlerde bile ucuz iş gücü olarak görüldüğümüz canım ülkemde istedim ki bunları yaşayan bizler ve bizim adımıza yorum yapanlar, yazanlar, çizenler erkek öykücüler olmasın, biz konuşalım. Tacize uğradığımız zaman ne hissettiğimizi, şiddet gördüğümüz zaman hangi duyguda olduğumuzu, psikolojik şiddetin yüreğimizde bıraktığı morlukları nasıl iyileştirdiğimizi, çocuk istismarına maruz kalan içimizdeki çocuğun o gün nasıl olduğunu, bugüne nasıl geldiğini biz, sadece biz biliyoruz çünkü.

Benzer projeler var mı okura sunulmayı bekleyen? 

Benzer projelerimiz var fakat şu an bahsetmek için çok erken. Henüz “ İçimdeki Kırk Kadın” çiçeği burnunda bir kitap. Önce bu kitabımızla hasret gidereceğiz. Farklı yerlerde imza günleri düzenleyeceğiz ve farklı şehirlerde olan yazarlarımız ile fırsat buldukça yan yana gelmeye imza günleri düzenlemeye çalışacağız.

edebiyathaber.net (9 Mayıs 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r