Savaşın soğuk gölgesinde sıradan yaşamlar | Burak Soyer

Ekim 30, 2026

Savaşın soğuk gölgesinde sıradan yaşamlar | Burak Soyer

Afganistan’ın yakın tarihindeki trajik dönüşümleri sıradan insanların gündelik hayatına nasıl işlediğini konu alan öykülerden oluşan Afgan yazar Muhammet Hüseyin Muhammedi’nin yazdığı “Mezârışerif’in Kırmızı İncirleri”, ülkesindeki bu travmatik atmosferi soğukkanlı bir dil ve olağanlığın gölgesinde okura aktarıyor.

Ortadoğu’nun kanayan yarası olan emperyalist güçlerin işgalleri, bunun yüzünden çıkan iç savaşlar, siyasi hesaplaşmalar ve toplumsal parçalanmalarla nihayetlenen atmosferden en fazla etkilenen ülkelerden biri oldu Afganistan. Ülkenin onurlu insanları on yıllar boyunca sadece hayatta kalma çabası için ölümün kucağında insanlıklarını koruma çabası da verdiler. Hâlâ da veriyorlar. Bunun edebi yansımalarının en önemli örneklerinden biri Afgan yazar Muhammet Hüseyin Muhammedi’nin “Mezârışerif’in Kırmızı İncirleri” adlı öykü kitabı. Ketebe Yayınları’ndan Halide Nadiri çevirisiyle yayımlanan, on üç öyküden oluşan kitap, yaşamla ölümün arafında, insan olarak kalabilmeyi, savaş, açlık, yoksulluk ve belirsizliğin gölgesinin altında kalanlar aracılığıyla su yüzüne çıkarıyor.

Afganistan’daki büyük trajedilerin, felaketlerin dönüştürdüğü olaylardan ziyade, bunların günlük yaşamdaki suretlerinde odaklanan öykülerden oluşan “Mezârışerif’in Kırmızı İncirleri”, savaşın yıkımının altında kalan insanların sıradan yaşamlarına sızan umarsızlığı konu alıyor. Kuyulara atılan insanların cansız bedenlerine yerleşmiş kayıtsızlık, yerini kanıksanmışlığa bırakırken başka bir öyküde konteynere hapsedilenlerin son anlarını, bir insanın hayatının nasıl alelade hiçe sayılabildiğini gözler önüne seriyor. Evlatlarının ölüm haberlerini bekleyenler, o uğursuz haberi alanların arkada kalanları damla damla nasıl tükettiğini soğukkanlı bir dille aktarıyor.

Savaşın sadece ölüm getirmediğini, bununla birlikte ailevi bağları, güven duygusuna, geleceğe yönelik beklentilerin ağır ağır yok oluşuna ve insanın yaşadığı dünyayla ilgili bağın kopuşuna değinen Muhammedi, bütün bunları paramparça olmuş bir bütünün içinden dile getiriyor. Ölümün vaka-i adiyeden olduğu bir coğrafyada, insanların buna nasıl alıştığını gündelik hayattan anekdotlarla anlatan yazar, aynı zamanda toplumsal bellekten çıkmayacak şekilde kazınışına da aynı soğuk tonda yer veriyor.

Muhammet Hüseyin Muhammedi, “Mezârışerif’in Kırmızı İncirleri”nde, Afganistan’ın yakın tarihindeki trajik dönüşümü insanların gündelik hayatından çıkardığı öykülerle ele alırken, ölümün, savaşın, vicdanın, savaşın travmatik kalıntılarının açtığı yaralara dikkat çekiyor.

Yorum yapın