Sarı Ev’in esrarını kim çözecek?  | Metin Celâl

Temmuz 22, 2026

Sarı Ev’in esrarını kim çözecek?  | Metin Celâl

Sarı Ev adını görünce nedense aklıma polisiyenin klasiklerinden olan “Sarı Odanın Esrarı” geldi. Gaston Leroux’nun 1908’de yayımlanan romanı kilitli oda ya da imkânsız suç gizemi olarak anılan türün ilk örneklerinden. Mieko Kawamaki de Sarı Ev’de gizemli bir evde yaşananları anlatıyor. 2020 baharında, Covid-19 salgınının ilk döneminde başlıyor roman. İtō Hana, Tokyo’da küçük bir hazır yemek dükkânında çalışan, tek başına yaşayan 40 yaşında bir kadın. İnternette gezinirken eski tanıdığı Yoshikawa Kimiko hakkında bir haber görüyor. Altmış yaşındaki Kimiko, genç bir kadını evinde uzun süre alıkoymak ve ağır biçimde yaralamakla suçlanmakta.

Bu haber Hana’nın yaklaşık yirmi yıldır bastırdığı geçmişi yeniden hatırlamasına yol açıyor. Hana, 1990’lı yıllara, gençliğine dönüyor ve sarı evde yaşananları bu haberi dikkate alarak yeniden anımsayıp üzerinde düşünmeye başlıyor. Bu evde Hana ve arkadaşları, Kimiko ile yaşamıştır. Haber ve sonra Hana’nın o evde kendisiyle birlikte yaşayan arkadaşı Kato Ran’la görüşmesi Kimiko’nun Hana ve arkadaşlarına da benzer şeyler yapmış olabileceğini düşündürüyor. Bu bir teaser. Romanda teaser, okuyucuda merak uyandırmak, ilgisini canlı tutmak ve eserin devamını okumaya kışkırtmak amacıyla kullanılan kısa ve gizemli bir tanıtım veya kanca tekniği olarak tanımlanıyor, biliyorsunuz. Amaç, okuyucunun hikayeye bağlanması. Mieko Kawamaki bunu internet haberi ve bu haber üzerine iki eski arkadaşın görüşmesi ile yapıyor ve 468 sayfalık romanı okutuyor.

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi “15 yaşındaki Hana, barda çalışan annesiyle, Tokyo’nun dış mahallelerinden birinde, ufak bir dairede yaşıyor. Ne paraları ne de herhangi bir güvenceleri var.” Hatta Hana resmen yok, çünkü varlığını ispat edecek bir şey, örneğin nüfus kağıdı yok.

Hana’nın hayatı, annesinin eski arkadaşı, meslektaşı Kimiko’nun gelişi ile değişiyor. Kimiko, Hana’ya adeta bir anne gibi davranıyor ve ondan dostluğunu esirgemiyor. Hem maddi hem de duygusal destek veriyor. Hana’ya bir aileye, arkadaşlara ve düzenli bir işe sahip olmanın ne demek olduğunu gösteriyor.

Yine arka kapakta da belirtildiği gibi “Kimiko’yla Hana, Limon adını verdikleri bir bar açarlar. Bu küçük izbe bar, Hana’nın sığınağı olur. Artık sevdiği bir işi, eğlendiği kız arkadaşları ve geçinecek parası vardır. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Hana’nın umutları, iyimserliği ve dayanma gücü son haddine kadar sınanacaktır…”

1990’lar Japonya’nın ekonomik balon sonrasındaki durgunluğunun başlangıcı olarak anılıyor. Sarı Ev, tam da bu dönemde geçiyor. Kobe depremi, Tokyo metrosundaki sarin saldırısı gibi olaylar yaşanırken Hana ve Kimiko, Limon’da varolma, hayatlarını sürdürme mücadelesi veriyor. 

Mieko Kawamaki kahramanının gündelik hayatını uzun uzun anlatırken bizi Tokyo’nun gece hayatına ve suç dünyasına sokuyor. 

Bizde de eskiden olan bir eğlence yeri biçimi Limon, müşterilerine olabildiğince çok içki içirmek esası üzerine çalışıyor. Bu işe bizde konsomatrislik denirdi Japonya’da hosteslik deniyormuş. Hosteslerin müşterilerle sürekli sohbet etmesi ve neşeli görünmesi, buluşma tekliflerini de reddetmemesi gerekiyor. Tabii bu ilişkide erkek şiddetine uğramak da çok rastlanan bir şey. 

Kimiko kasada otururken, Hana ve arkadaşları müşterilere eşlik ediyor ve onların daha çok içmesini, kendilerine de içki ısmarlayarak hesapların şişmesini sağlamaya çalışıyor. Bu işte iyiler, hem geçinmeyi hem de kenara biraz para koymayı başarıyorlar.

Kawamaki, 1990’lar Tokyo’sunun yeraltı ve gece hayatını bara gelen müşteriler ve Kimiko’nun arkadaşlarının portreleri ile anlatıyor. Bu kişiler arasında işletmeciler, müşteriler, dolandırıcılar, kumarbazlar, yakuza bağlantılı kişiler, saplantılı sevgililer ve diğer kadın çalışanlar var.   

Sonra da “Sarı Ev”i kiralıyorlar. Bu evde Kimiko ile üç kız arkadaş Hana, Rana ve Momoko birlikte yaşıyor, akşamları da barda çalışıyorlar. Evleri sarı, işyerleri “Limon” sarıdır. Japon kültüründe sarı, başarı, mutluluk ve para getireceğine inanılan uğurlu ve parlak bir renkmiş. Hana, bu inançla evde sarı eşyadan oluşan bir köşe bile oluşturuyor.

Ama olaylar düşünüldüğü ya da hayal edildiği gibi gelişmiyor. Başlangıçtaki planlı çalışma ve birikim düzeninin yerini, para ve tehlikenin hızlandırdığı kontrolsüz bir akış alıyor. Hana, Rana ve Momoko, hayatta kalabilmek, karınlarını doyurup yaşayabilmek için suç dünyası ile ilişki kurmak, nihayetinde de banka kartları kullanılan bir dolandırıcılık olayında görev almak durumunda kalıyor.

Sarı Ev, kadın dayanışmasının yaşandığı bir sığınakken bir tuzak haline geliyor. Bu arada romanın üç kahramanı  Hana, Rana ve Momoko ergenlikten yetişkinliğe geçiyor ve dünyaya bakışları değişip gerçekçi bir hal alıyor. Geleceklerini düşünmeye başlıyorlar, çünkü bu işlerin sürekli olamayacağını biliyorlar. Nasıl bir suç ortamında olduklarını kavramaya başlıyor ve bu duruma gelmelerinde bir kenarda sessizce oturan ve alınan kararlarda aslında hiç etkisi yokmuş gibi görünen Kimiko’nun ve arkadaşlarının rolünü sorgulamaya başlıyorlar.

“Kawakami, kadınların eylemlerinin sorumluluğunu silmeden, onların seçim alanlarının yoksulluk, cinsiyet ve şiddet tarafından nasıl daraltıldığını gösterir” demiş bir eleştirmen. Gerçekten de Kawamaki tüm bu değişimi hiç yorum katmadan gerçekçi bir  şekilde anlatıyor.

Sarı Ev’i okurken, bu kadar uzun olmalı mıydı, diye düşündüm. Kawamaki, iyi bir anlatıcı, yazdığını okutmayı da başarıyor ama sayfalar ilerledikçe romanın ana kahramanı Hana’nın çalıştığı işler, biriktirdiği ve kaybettiği paralar, barın işletilmesi, müşterilerle konuşmalar, yan karakterlerin hikâyeleri oldukça geniş yer tutuyor diye düşünmeye başladım. Başta, teaser’da vaat edilen olaylar sanki unutulmuş, ayrıntıda boğulmuş gibiydi roman. Gerçi hakkını yememek gerek Japonya’daki az gelirli ve yoksul insanların yaşamları, çalışma koşulları, gece hayatı ve suç dünyası hakkında çok şey öğrendim. Kawamaki iyi bir yazar ve anlatının kesintisiz hızı, ard arda gelen felaketler, yaşanan kötü olaylar, suç ortamı sıkılmaya izin vermiyor. Ama roman klasik suç anlatılarındaki gibi bütün düğümleri çözen, suçluları belirleyen ve ahlaki hesabı kapatan bir sona yönelmiyor. İnsan hayatının gazete haberindeki kadar net suçlu ve mağdur tanımlanamasına indirgenemeyeceğini, ilişkilerin çok daha karmaşık, rollerin değişken olduğunu, mağdur olduğunu sananın asıl suçlu olabileceğini anlatıyor.

* Sarı Ev, Mieko Kawamaki, çev. Peren Ercan, Doğan Kitap, Mayıs 2026. 

Yorum yapın